BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14611849
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Osman Karaca ve Çapanoğlu deyimleri
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat Gazetesinin değerli okurları. Bildiğiniz gibi Çapanoğulları ile ilgili deyimlerimiz var ve bunlar maalesef anlamı bilinmeden yanlış kullanılıyor. Anlamı bilinmeden diyorum çünkü karışık ve problemli işler ile içinde hile veya oyun olabilecek işleri anlatmak için bu işin içinde bir Çapanoğlu var veya bu işin altından Çapanoğlu çıkacak diye tarif ediliyor. Yine tadını, rengini veya kıvamını beğenmedikleri bir şey içinde Çapanoğlu’nun abdest suyu gibi diyorlar. İşin acı yanı bunu Türkiye’nin büyük gazetesinde köşe yazarı olan sayın hemşerimiz bile yapınca kendisine bir elektronik posta göndererek mealen, sendemi Brütüs demek zorunda kaldım. Çapanoğullarının uğradığı felaketi tarif etmek için, “Devlete sadakat, vatana ihanet sayıldı” deyiminin yaratıcısı değerli araştırmacı gazeteci-yazar hemşerimiz Sayın Osman Karaca. Yozgat Hâkimiyet gazetesindeki köşesinde yukarda arz ettiğim konuya isyan ediyor ve Türk Dil Kurumunun dahi, yayımladığı sözlüklerinde, yıllardır bu yanlış anlama ve kullanımı ısrarla sürdürdüğünü ve bu ihmalin müsebbiplerini sorguluyor. Bende kendisinden aldığım izinle bu yazısını sizlerle paylaşıyorum.

TÜRK DİL KURUMUNUN AYIBI
“Çapanoğlu”

Biz milletçe, farkında olmadan ağzımıza geleni konuşuruz. Hangi sözün ne anlama geldiğini nerelerde kullanıldığını hiç hesaba katmayız. Bu konuya bende dâhilim. Mümkün olduğunca yazılarımda öz Türkçe kelimeleri kullanmaya gayret eder, eş anlama gelen kelimelerden seçerim. Bir yazımda “vahamet” kelimesini kullandım ve eş anlamlarına baktığımda sizde göreceksiniz, Bela, Fecaat, badire, Musibet, Gaile, Felaket, Çapanoğlu, Avarız kelimeleri çıkmaktadır. Şimdi diyeceksiniz ki ne var bunda. “Çapanoğlu var kıymetli hemşerilerim Çapanoğlu”. Çapanoğlu adı bela, musibet manasında kullanılıyor. Kelimeyi Türk Dil Kurumuna kim, neden, ne maksatla soktu bilemeyiz. İnternet’te Çapanoğlu diye yazdığınızda, bakın eş anlamında neler var. Bela, Afet, Felaket, Facia gibi kelimeler çıkıyor. Beni asıl şaşırtan ve düşündüren, Yozgat merkezde iki asırdan fazladır Çapanoğlu camimiz bulunmaktadır, TDK’nın tercümesine göre, Çapanoğlu camimiz, felaket, ya da musibet camii mi? Böyle mi anılması gerekiyor.

Yozgat Belediye Encümenin aldığı karar gereği Kent park adı “Çapanoğlu Kent Park” olarak değişti. Çapanoğlu Taraftarlar Derneği kuruldu.

Bu örnekleri sıralayacak olursak yüzlerce sayfa tutar.

Bir zamanlar adını tarihe altın harflerle yazdıran “Çapanoğlu” Türk Dil Kurumunca Bela, Musibet, Felaket olarak dillendiriliyor.

Bu kelimenin TDK girmesi yeni bir şey değil.

Çapanoğlu kelimesini bu çirkinliklerle anlamlandıran zavallılar, Türk Basın tarihine adını altın harflerle yazdıran “Çapanoğlu Agâh Efendi’yi” hiç mi tanımadı.

19. Yüz yılın başlarında hazırladığı Islahat Fermanıyla ülkenin bütünlüğünü koruyup din, dil, ırk ayırt etmeksizin günümüze kadar millet olgusuyla yaşamamıza vesile olan kişi, “Çapanoğlu Ahmet Şakir Paşa’yı” da mı tanımaz?

Osmanlı devletinin 17.yüz yıllarda yaşadığı buhranlı döneme damgasını vuran “Çapanoğlu Süleyman beyi “de mi tanımaz?

Şimdi diyeceksiniz ki Çapanoğlunun dazgirliğini yapmak sana mı düştü? Maalesef bana düştü evet. Oldum olası gördüğüm çirkinliklere tahammülüm yoktur.

Yozgatlı bir vatandaş olarak Çapanoğlu camiinde namaz kılıyorsam.
Din, dil, ırk ayırt etmeksizin ülkemiz insanlarıyla anlaşıp kaynaşıyorsam. Her şeyden önemlisi gazeteler sayesinde tüm dünyadan haberdar ediliyorsam Çapanoğullarına dazgirlik etmeyi de şerefli görev sayarım.
Bu Türk Dil Kurumunun büyük bir ayıbıdır.

Eğer bunun aksini ispata çalışırlarsa o zaman bu abide eserlerin adları da değişmeli. Yozgat şehri, bela anlamına gelen bir mabetle anılamaz.

Çapanoğlu aile fertlerine de buradan çağrıda bulunuyorum. Türk Dil Kurumuna gerekli girişimlerde bulunarak bu çirkin anlamların kaldırılması için gereken çabayı göstereceklerini umuyorum..

Osman Karaca

Sayın Osman Karaca’ya gösterdiği hassasiyetten dolay teşekkürlerimi sunuyorum ve şöyle seslenmek istiyorum. Osman Beyciğim, bir yerde soyadımız geçtiğinde merak edenler, bizlere sorarsa, gerekli açıklamayı tabiî ki yapıyoruz. Ancak bununla sınırlı kalıyor. Ailemiz ile ne kadar iftihar etsek de, bununla öğünmeyi kendimize yakıştıramadığımızdan üstüne de gidemedik. Ümit ederim ki sizin bu isyanınız gerek ailemiz fertlerini gerekse kendilerini Çapanoğlu torunları olarak kabul eden değerli hemşerilerimizi ateşleyen bir kıvılcım olur.

Değerli Okuyucu, Sayın Osman Karaca’nın Çapanoğlu deyimlerinin yanlış anlamlarda kullanılmasını köşesine taşıması, bu deyimlerin gerçek anlamlarını açıklamamız için bir fırsat oldu. İşte bilinen tarihsel gerçekler.
Altından Çapanoğlu çıkar deyimi; Çapanoğlu Süleyman Bey’in etkin olduğu dönem III.Selim ve II.Mahmut dönemidir.Öyle ki Osmanlı ayanlarının en büyüklerinden olmalarından başka padişahlar birde Çapanoğullarına “Ayn-ül ayan” ayanların en gözdesi demişlerdir.Kendisi vezir olmadığı halde savaşlarda çıkardığı 10-15 bin asker ile ve gerek kıtlık dönemlerinde İstanbul’un, gerek savaşlarda ordunun, tüm et ve un ihtiyacını karşıladığından vezir muamelesi yapılarak hilat giydirilmiş hançer hediye edilmiş ve padişah, giydiği pırlanta düğmeli kürkü kendi sırtından çıkarıp ona giydirmiştir.”Öldüğümde bu kürkü tabutuma örtün” diye vasiyet emiş ve öyle yapılmıştır.Oğlu Mehmet Celalettin Paşa’nın da vezir olması ve 40 civarında Çapanoğlu Beyinin Kapucubaşı vs. görevlerle sarayda bulunmasından dolayı Çapanoğullarının,hem sarayda hem de Anadolu’da nüfuzu oldukça büyüktür.Kudret ve kuvvetin sembolüdürler.Bu nedenle gerek sarayda gerek taşradaki tayinlerde etkilidirler.(Bkz. Prof. Özcan Mert, Çapanoğulları.Ord.Prof. İsmail Hakkı Uzun Çarşılı, Çapanoğulları.Prof. Hakkı Acun, Çapanoğulları ve eserleri) Bu konuda bilgisine başvurduğum Prof. Hakkı Acun,TDK.nun sözlüklerinde ki bu alakasız ve manasız anlamların değiştirilmesi için bir süredir kuruma müracaat etmeyi istediğini ama henüz kurum başkanlığına atama yapılmadığından yeni başkanın atanmasını beklediğini,ondan sonra yasal hakları saklı kalmak şartıyla bizzat talepte bulunacağını bildirdi.
Çapanoğlu’nun abdest suyu gibi deyimine gelince; Süleyman Bey yazı yazmayı çok severmiş. Hattatlar kadar güzel bir yazı ile kaleme aldığı, kendisinden bize hatıra kalan ve Demirli Medrese de muhafaza edilen el yazması 584 eserin listesini kaydettiği defterdeki el yazısından anlıyoruz.(Bkz. köşemde yayımlanan Yozgat lisesi, Çapanoğlu Süleyman bey ve Demirli Medrese başlıklı yazım).Bu yazı merakı yüzünden Süleyman Beyin parmakları hep çini mürekkebi olur dolayısıyla abdest aldığı su da bulanık olurmuş. Bu yüzden zamanın Yozgat halkı biraz rengi açık bozbulanık çaya veya biraz suyu fazla olan çorbalara Çapanoğlunun abdest suyu gibi dermiş.İşin aslı ve özü budur vesselam.

23.02.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00