BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
223
Dün
:
4633
Toplam
:
14650626
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’LI RIZA BAŞÇAVUŞ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sene 1956. Olay Çankaya da ki Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığında geçiyor. Alay da görevli Dayı Rıza namlı Yozgatlı bir Başçavuş var(maalesef soyadı hatırlanamadı). Dayı lakabı, kepini biraz yan yatırmasından ve yürüyüşündeki tavırdan ileri geliyor.17 Ekim 1950 de General Tahsin Yazıcı komutasında Kore’ye gönderilen ve 721 askerimizin şehit olduğu 5000 kişilik Türk Tugayı’nda da bulunmuş. Kunuri de ki kanlı çarpışmalara katılmış bu yüzden vatanını canından çok seven bir asker. Emrindeki askerden üç şey istiyor.1-Rütbeme saygı gösterin.2-Size verilen asker sigarasında müsriflik yapmayın, çünkü parasını devlet veriyor.3- Kullandığınız alet ve edevat’a çok dikkat edin zarar vermeyin, tüyü bitmemiş yetimin hakkı var diyor. Diyor ama Cumhurbaşkanlığı köşkünün garajında bir yangın söndürme tulumbası var. İki tahta araba tekerleği üzerine bindirilmiş eski yangın tulumbacılarının kullandığı, karşılıklı iki kişinin pompalaması ile çalışan ilkel bir araç. Bahçede çıkan bir yangına koşturulurken üç parçaya ayrılıyor. Tamir ediliyor, başka bir seferde zapt edilemiyor elden kaçıyor, İngiliz sefarethanesinin duvarına çarpıyor. Dayı Rıza Başçavuş, cebinde küçük bir defter taşıyor. Bir hatasını yanılışını gördüğü askeri çağırıyor ismini ve hatasını bu deftere not ediyor. İleriki günlerde eğer yararlı bir şey yapmışsa hatasını siliyor. Ama ikinci kez hata yapmışsa onu cezalandırıyor. Cezalar asla yüz kızartıcı değil, bir süre ek olarak başka bir görev daha yükleniyor. Asker bu yüzden Rıza Başçavuşunu çok seviyor. Dayı Rıza Başçavuş, bir de pala bıyıkları ile meşhur. O yıllarda Türkiye Nato’ya üye olmuş, Amerikan subayları Ankara’da cirit atıyor hepside bıyıksız. Bir gün Rıza Başçavuşun Albayı, bir eğitim istirahatı esnasında “Yahu Rıza şu bıyıklarını ne zaman keseceksin” diye takılıyor. Rıza Başçavuş hemen ayağa kalkıyor, Albayının karşısında esas duruşa geçiyor “Kumandanım, emredin şu anda rütbemi söküp önünüze koyayım emriniz başım üstüne, ama bıyığını kes diyorsanız, hemen istifa edeyim çünkü bıyığım benim namusumdur” diyor. Albay toparlanıyor “Yok Rıza şaka yaptım yahu” diyor. Ama Rıza Başçavuş “Kumandanım, askerin önünde böyle şaka yapılmaz, gidiyor muyum, kalıyor muyum” diye tekrar ve sertçe sorunca. Albay, “Olur mu öyle şey Rıza, nereye gidiyorsun elbette kalıyorsun latife olsun diye söylemiştim kusura bakma” diyerek gönlünü alıyor.
Rıza Başçavuşun askerlerinden Sayın Hasan İnamlı ile sohbetimiz.

23 Aralık 2011 İstanbul/Teşvikiye

Kore savaşlarında Türk Askerinin ruhunu anlatan bir olayı da sizlerle paylaşmak istedim.
Türk Tugayı 22 Nisan 1951 sabahı 25 kişilik düşman birliği ile karşılaşmış ve ele geçirilen esirlerden, aynı gece Çin ordusunun baskın yapacağı öğrenilmiştir. Bu sayede Birleşmiş Milletler Ordusu, Türk askeri sayesinde büyük bir baskından ve felaketten kurtarılmış. Ama 22 Nisanda başlayan Çinlilerin bahar taarruzu sırasında dünya tarihinde hiç duyulmamış bir olay yaşanmıştır.22/23 Nisan 1951 gecesi 9. Bölük ileri gözetleme subayı olarak görev yapan Topçu Üsteğmen Mehmet Gönenç, telsizle koordinatları vererek atış isteğinde bulunur ve Taburun bütün bataryalarının ateş etmesini ister. Verdiği koordinatlar 9. Bölüğün yani kendi bölüğünün bulunduğu yerdir. Bildirdiği yerin kendi bulunduğu yer olduğu bildirildiğinde Mehmet Gönenç şu cevabı vermiştir.”Evet öyle, biz düşmana teslim olmak istemiyoruz! Bizi onlara teslim etmeyin! Vasiyetimiz şudur; Bizi kendi ateşimizle şehit ediniz! Tekrar koordinatları veriyorum, bütün bataryalar buraya ateş etsin.” Şehidin vasiyeti, yalnız Taburun değil, Tümen toplarının tamamının verilen koordinata ateş etmesi ile yerine getirilmiştir. Bu şehidimizin aziz hatırası, memleketi olan Bandırma da ismi bir okula verilerek yaşatılmaktadır. Bandırma Şehit Mehmet Gönenç Lisesi.

İşte Büyük Atatürk’ün vatanı emanet ettiği askerler bunlardı.

19.02.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00