BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4633
Toplam
:
13789656
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Mutafoğu mahallesinde ki öz’ün (şimdi üzeri kapatılmış) üzerindeki köprüden Şeker Pınara doğru çıkarken eski Belediye Reislerinden Fevzi Ayanın evinin karşısında yani yolun sağ tarafında şimdi sadece arsası kalan yerde emekli öğretmen Hacı Adil Olgun otururdu. Kimseye zararı olmayan eline geçen üç kuruşluk emekli maaşını da hayır ve hasenata harcayan sevimli bir ihtiyarcıktı. Onunla ilgi pek çok hikâye anlatılırsa da ben ayniyle vaki üç olayını sizlerle paylaşmak istedim. Emekli maaşını aldığı bir gün önce Çapanoğlu Büyük camiinde namazını kılar, camiye bağışını da yaptıktan sonra günlük alışverişini de tamamlayıp sonra elinde kalan parayı sayınca on lira eksik olduğunu fark eder. Çok üzülür, bütün vücudunu ter basar. O üzüntü ile o sırada karşısına çıkan tellal Yusuf’a durumu anlatır ve duyuru yapmasını ister. Eskiler bilirler tellal Yusuf hemen, on lira bulaaaan diye çığırmaya başlar. Adil hoca müteessir bir şekilde evine gelir ve kimseye bir şey söylemez. Biraz sonra yeğeni Celal Erikel oturmaya gelir. Hoşbeşten sonra Adil hoca merakla sorar “Çarşıda ne var yok”.Yeğeni cevap verir.” Ne olsun dayı, dürzünün biri on lira kaybetmiş onu da tellal’a vermiş”.

Adil Hoca bir yaz günü çarşı hamamına gider. Yıkanıp paklandıktan, bahşişlerini de verdikten sonra giyinip Çapanoğlu Büyük Camiinde de Cuma namazını eda edip evin yolunu tutar. Eskiler bilirler o yıllarda köprüden sonra düzgün bir yol yoktu. Eve çıkan yokuş kayalıktı. Kayalar düzletilerek yol yapılmıştı. Bir taraftan sıcak hava bir taraftan yaşlılık, Adil Hoca kan ter içinde ve soluk soluğa kendini evdeki sedire zor atar. Islak bir havlu ile yüzünü silip ferahlatmaya çalışan eşine de “Yaşlılık ne zormuş Cuma’yı zor kıldım, adım atacak halim kalmadı, eve de çok zor geldim hele bu yokuşu çok zor çıktım. Bu gidişle çarşıya bile ancak Cumayı kılmak için inebileceğim galiba” der. Eşi, Adil Hocayı yeteri kadar ferahlatıp tam yanından kalkacaktır ki gözü paçasından çıkan bir bez parçasına takılır. Hacı, bu ne diye sorup eğilip bakar ki Adil Hocanın paçasından ucu görünen şey hamamın peştamalı. “Hacı gördün mü peştamalın üzerine pantolonu giymişsin nasıl becerdin bu işi. Yıkayım da götür ver” der. Adil Hoca “Ben götüremem, adamlar peştamalı çaldın derlerse ben ne derim” der. Eşi “Herkes seni tanıyor üstelik hacı olduğunu herkes biliyor neden öyle söylesinler, erkek hamamına ben mi götürüp vereyim” der. Adil Hoca ertesi günü eşinin güzelce sarıp paket ettiği peştamalı “Bu sizinmiş” diyerek hamamın kapı aralığından içeri atıp acele ile oradan savuşur.

Bir sonbahar günü, sabahın erken bir saatinde Kırımlı köyünden iki kişi, kışın yakmak için ısmarladığı kütükleri getirirler. Üç eşek yükü kütükleri, omuzlarına aldıkları kantar ile tartmaya başlarlar. Eşi, büyük kızına “kızım git sende bak, bu adamlar şimdi babanı kandırırlar, kantara dikkat et,tartılanları iyi hesap et” der. Kızının yanlarına gelip de tartı sırasında kantara baktığını fark eden Adil Hoca hem kendisine güvenilmediği hem de aileden bir hanımın yabancı erkekler arasında olmasından hoşlanmadığı için kızarak kızını yanlarından uzaklaştırır. Adamlar tartı işini bitirip kütükleri de evin altındaki boş yere istifleyip paralarını da aldıktan sonra giderler. Eşi kontrol için aşağı inip de kütüklerin söylenenden daha az bir kilo da olduğunu görünce “ Hacı bu kütükler o kadar çekmez seni yine aldatmışlar” diye söylenir. Kütükleri satan köylüler çarşıda oturdukları bir kahvede “Hacı’yı iyi aldattık kantara bastığımızı fark etmedi diye gülüşerek anlatırlarken tesadüfen yan masada oturan bir komşu kulak misafiri olup olanı biteni öğrenir. Sonra da gelip Adil Hoca’ya anlatır. Hoca kızıp, üzülürse de elden ne gelir, “kefen paraları olur inşallah” der. Hakikaten birkaç gün sonra yine Yozgat’a kütük getiren bu iki kişi köye dönüşlerinde bir kamyon çarpması neticesi ölürler.

Değerli eğitimci ağabeyim Yılmaz Göksoy Hocam da Adil Hoca ile ilgili bir anısını benimle paylaşmıştı.Ben de sizlerle paylaşayım.

Adil Hoca ile bir bayram arifesi Cumhuriyet Mektebinde oturuyorduk. Eşi Nigar Hanım bayram hazırlığı için çarşıdan alınacakların bir listesini vermiş. Söylenerek onu tetkik ediyordu. Ver bakayım liste de neler varmış diyerek kâğıdı elinden aldım. Sonra da bu soğukta kim uğraşacak, boş ver diyerek sanki onun kâğıdını atıyormuşum gibi elimdeki kâğıdı yanan sobaya attım. “Sen delirdin mi, ne yaptın, o listede bir sürü alacak vardı. Şimdi ben nereden bileyim neler alınacağını diye bana kızdı”. Ben de merak etme bayram arifesi her evin alacağı şeyler aşağı yukarı aynıdır, bak benim listeyi okuyum dedim ve Adil Hocanın listesini okumaya başladım. Okuduğum her kalemde “babana rahmet benim listede buda vardı” diyordu. Sonra çaresiz bir ses tonu ile “ bunları bir kâğıda yazda bende alayım bari” deyince. Hocam okuduğum liste senin listen idi,ben sana şaka yaptım dedim.

Eski Yozgat’ın bu temiz ve yüce ruhlu insanları, Allahın rahmeti üzerinize olsun.


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00