BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
199
Dün
:
4633
Toplam
:
14638066
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Yabancılara mülk satışı
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yabancıların Türkiye de satın alabilecekleri toprak alanı 2,5 hektardan 30 hektara yükseltiliyor. Bakanlar Kurulu bunu 60 hektara kadar çıkarabilecek. Bakanlar kuruluna gönderilen yasa imzaya açıldı.(Cumhuriyet 16.Ocak 2012) Yozgat Gazetesinin değerli okurları, bu konu ile ilgili yaptığım araştırmayı sizlerle paylaşmak istedim. Türkiye de yabancıların en fazla toprak satın aldığı yer Alanya. Alanya da 26.120 yabancı kişi toprak satın almış. Didim de 12.182 kişi. Fethiye de 8.404 kişi. Kuşadası’nda 4.829 yabancı kişi toprak satın almış. Ülkelere göre kişi sayısı da şöyle Almanya’dan 27.620 kişi, İngiltere’den 35.421 kişi, Yunanistan’dan 10.738 kişi, Avusturya’dan 4.157 kişi, İrlanda’dan 6.840 kişi ve Hollanda’dan 5.827 kişi Türkiye sınırları içinde toprak almış. Yabancıların Türkiye sınırları içinde toprak satın alma merakı Osmanlılar zamanında başlıyor.

Yahudilerin, Tevrat metinlerini kaynak alarak Gap bölgesindeki toprakları, vaat edilmiş kutsal topraklar olarak görmeleri, bu bölge de ısrarla toprak edinme istekleri ile başlıyor. Dünya ticaretini ellerinde bulunduran Yahudi ticaret adamları uluslararası fonlar oluşturarak para biriktiriyorlar. 20. yüzyılın başlarında Yahudi Theodore Herzl, Padişah sultan II. Abdülhamit’i ziyaret ederek biriken bu fonlar ile Filistin topraklarından bir bölümünü satın almak istiyor. Hatta Osmanlı devletinin tüm dış borçlarını da ödemeyi taahhüt ediyorsa da sultan II. Abdülhamit, devleti ekonomik olarak güçlendirecek ama siyasal anlamda çökertecek bu teklifi reddediyor. Yahudi Theodore Herzl’in teklifi sultan Abdülhamit tarafından reddedilince, bu sefer Yahudi örgütleri devreye giriyor. Uluslar arası fonda biriken bu paralar ile Filistin topraklarında toprak satın almaya başlıyorlar.

Kimlerden? Dikkat buyurun,bizzat Filistinlilerden. Satın aldıkları topraklarda 1914 yılından itibaren 100.000’e yakın kişiden oluşan Yahudi kolonileri kuruyorlar. Yahudilerin Filistin topraklarında koloniler kurması batılı ülkeleri de hareketlendiriyor.1916 yılında Sykes-Picot antlaşması ile Yahudi devletinin kurulmasının önü açılıyor. Bilhassa İngiltere’nin desteği ile Yahudiler Filistin topraklarında daha fazla mevzi kazanmaya başlıyorlar. Birinci dünya savaşı sonucu Osmanlı Devleti bölgedeki gücünü yitirince bölgenin kontrolü Avrupa devletlerinin ve özellikle İngiltere’nin eline geçiyor.15 Mayıs 1948 yılında İsrail devleti resmen kurulduktan sonra bölge de toprak alımları daha da hızlanıyor. İsrail devleti bölgedeki Türk toprakları üzerinde iş yapan yabancı ortaklı Türk firmalarında çalışan bir kısım elemanları vasıtası ile bölgedeki Musevi Türk vatandaşları üzerine toprak almaya başlıyor. Bunların içinde elbette Yahudi olmayan Avrupalı insanlar da var. Bunlar üzerinden de toprak alınıyor. Bölgede hatırı sayılan büyük toprak ağalarından bu iş için tavassutta bulunmaları da isteniyorsa da reddolunuyorlar. İstihbarat raporları 1998 yılından bu yana Gap bölgesinde Yahudi kökenli 60 Türk vatandaşının adam başı 5 bin ile 10 bin dönüm büyüklüğünde toplam 450 bin dönüm toprak satın aldıklarını işaret ediyor. Bu raporda dikkat çekilen husus toprak alan bu kişilerin maddi olanaklarının bu toprakları alacak kadar yeterli olmadığı.

Konu çok uzun, ben bir parantez açarak kısaca anlatmaya çalıştım. Raporlardaki anlatılanlara göre toprak alımları ağırlıklı olarak Fırat ve Dicle havzalarını kapsıyor.İsrail devleti,Tevrat’taki şu metni emir olarak telakki ediyor ve uygulamaya çalışıyor. “Uymanız için size bildirdiğim bu buyrukları eksiksiz yerine getirir, Tanrınız Rab’bi sever, yollarında yürür, o na bağlı kalırsanız, Rab bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz. Ayak basacağınız her yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden Lübnan’a, Fırat Irmağından Akdeniz’e kadar uzanacak. Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız Rab, size verdiği söz uyarınca, ayak basacağınız her yere dehşetinizi, korkunuzu saçacaktır.” Bu güne kadar satın alınan toprakların yüzölçümü yaklaşık 415 kilometrekare, yani İstanbul’un yarısından fazla bir miktar İsrailliler tarafından satın alınmış durumda. Yinede şimdilik tapuların üzerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ismi yazılı.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00