BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4936
Toplam
:
13339415
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Yabancılara mülk satışı
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yabancıların Türkiye de satın alabilecekleri toprak alanı 2,5 hektardan 30 hektara yükseltiliyor. Bakanlar Kurulu bunu 60 hektara kadar çıkarabilecek. Bakanlar kuruluna gönderilen yasa imzaya açıldı.(Cumhuriyet 16.Ocak 2012) Yozgat Gazetesinin değerli okurları, bu konu ile ilgili yaptığım araştırmayı sizlerle paylaşmak istedim. Türkiye de yabancıların en fazla toprak satın aldığı yer Alanya. Alanya da 26.120 yabancı kişi toprak satın almış. Didim de 12.182 kişi. Fethiye de 8.404 kişi. Kuşadası’nda 4.829 yabancı kişi toprak satın almış. Ülkelere göre kişi sayısı da şöyle Almanya’dan 27.620 kişi, İngiltere’den 35.421 kişi, Yunanistan’dan 10.738 kişi, Avusturya’dan 4.157 kişi, İrlanda’dan 6.840 kişi ve Hollanda’dan 5.827 kişi Türkiye sınırları içinde toprak almış. Yabancıların Türkiye sınırları içinde toprak satın alma merakı Osmanlılar zamanında başlıyor.

Yahudilerin, Tevrat metinlerini kaynak alarak Gap bölgesindeki toprakları, vaat edilmiş kutsal topraklar olarak görmeleri, bu bölge de ısrarla toprak edinme istekleri ile başlıyor. Dünya ticaretini ellerinde bulunduran Yahudi ticaret adamları uluslararası fonlar oluşturarak para biriktiriyorlar. 20. yüzyılın başlarında Yahudi Theodore Herzl, Padişah sultan II. Abdülhamit’i ziyaret ederek biriken bu fonlar ile Filistin topraklarından bir bölümünü satın almak istiyor. Hatta Osmanlı devletinin tüm dış borçlarını da ödemeyi taahhüt ediyorsa da sultan II. Abdülhamit, devleti ekonomik olarak güçlendirecek ama siyasal anlamda çökertecek bu teklifi reddediyor. Yahudi Theodore Herzl’in teklifi sultan Abdülhamit tarafından reddedilince, bu sefer Yahudi örgütleri devreye giriyor. Uluslar arası fonda biriken bu paralar ile Filistin topraklarında toprak satın almaya başlıyorlar.

Kimlerden? Dikkat buyurun,bizzat Filistinlilerden. Satın aldıkları topraklarda 1914 yılından itibaren 100.000’e yakın kişiden oluşan Yahudi kolonileri kuruyorlar. Yahudilerin Filistin topraklarında koloniler kurması batılı ülkeleri de hareketlendiriyor.1916 yılında Sykes-Picot antlaşması ile Yahudi devletinin kurulmasının önü açılıyor. Bilhassa İngiltere’nin desteği ile Yahudiler Filistin topraklarında daha fazla mevzi kazanmaya başlıyorlar. Birinci dünya savaşı sonucu Osmanlı Devleti bölgedeki gücünü yitirince bölgenin kontrolü Avrupa devletlerinin ve özellikle İngiltere’nin eline geçiyor.15 Mayıs 1948 yılında İsrail devleti resmen kurulduktan sonra bölge de toprak alımları daha da hızlanıyor. İsrail devleti bölgedeki Türk toprakları üzerinde iş yapan yabancı ortaklı Türk firmalarında çalışan bir kısım elemanları vasıtası ile bölgedeki Musevi Türk vatandaşları üzerine toprak almaya başlıyor. Bunların içinde elbette Yahudi olmayan Avrupalı insanlar da var. Bunlar üzerinden de toprak alınıyor. Bölgede hatırı sayılan büyük toprak ağalarından bu iş için tavassutta bulunmaları da isteniyorsa da reddolunuyorlar. İstihbarat raporları 1998 yılından bu yana Gap bölgesinde Yahudi kökenli 60 Türk vatandaşının adam başı 5 bin ile 10 bin dönüm büyüklüğünde toplam 450 bin dönüm toprak satın aldıklarını işaret ediyor. Bu raporda dikkat çekilen husus toprak alan bu kişilerin maddi olanaklarının bu toprakları alacak kadar yeterli olmadığı.

Konu çok uzun, ben bir parantez açarak kısaca anlatmaya çalıştım. Raporlardaki anlatılanlara göre toprak alımları ağırlıklı olarak Fırat ve Dicle havzalarını kapsıyor.İsrail devleti,Tevrat’taki şu metni emir olarak telakki ediyor ve uygulamaya çalışıyor. “Uymanız için size bildirdiğim bu buyrukları eksiksiz yerine getirir, Tanrınız Rab’bi sever, yollarında yürür, o na bağlı kalırsanız, Rab bu ulusların tümünü önünüzden kovacak. Sizden daha büyük, daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz. Ayak basacağınız her yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden Lübnan’a, Fırat Irmağından Akdeniz’e kadar uzanacak. Hiç kimse size karşı koyamayacak. Tanrınız Rab, size verdiği söz uyarınca, ayak basacağınız her yere dehşetinizi, korkunuzu saçacaktır.” Bu güne kadar satın alınan toprakların yüzölçümü yaklaşık 415 kilometrekare, yani İstanbul’un yarısından fazla bir miktar İsrailliler tarafından satın alınmış durumda. Yinede şimdilik tapuların üzerinde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ismi yazılı.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00