BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
171
Dün
:
4633
Toplam
:
14109639
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
2 B Yasası, Son Osmanlılar ve Yozgat Çamlığı
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2B arazileriyle ilgili taslağın neredeyse hazır olduğunu belirterek, “Yakında Meclise sevk edilmiş olacak” dedi.2B arazilerinin 2012 yılında hakikaten çok önemli bir konu olacağını belirten Şimşek, tasarıyla devletle vatandaş arasındaki ihtilafları gidermesinin hedeflendiğini söyledi. Şimşek, “Bugün İstanbul'da öyle semtler, öyle ilçeler var ki neredeyse tamamı 2B arazilerinde yapılmış. Bu yasa ile devletle vatandaş arasında, 40-50 yıldır devam eden ihtilafların çözülmesini amaçlıyoruz” dedi.( 7 ocak 2012 tarihli gazeteler)

Yazıma Yozgat Gazetesinin değerli yazarlarından Sayın Aslan Nurduğdu’nun kulaklarını çınlatarak başlamak istiyorum. Aslan Bey, bir yazısında Anız yakma hadisesinden bahsederek şöyle diyordu.” Yakma esnasında anızın yapısında bulunan karbon, hidrojen, oksijen, azot ve kükürt gibi besin elementleri, yakma işlemi sonucunda karbondioksit (CO2), kükürt dioksit (SO2), hidrojen (H2) ve azot gazı (N2) halinde havaya uçar. Bu büyük bir kayıptır; zira böylece, humusu meydana getiren karbon (C ), hidrojen (H), oksijen (O), azot (N) ve kükürt (S) yok edilmiş olur. Yukarıda adı geçen besin elementlerine ilave olarak anızın yapısında bulunan fosfor, potasyum kalsiyum, magnezyum ve demir, mangan, çinko, bakır gibi diğer mikroelementler de bitkilerin alamayacağı form olan oksitlere dönüşür. Bunlar kül haline gelip toprağın geçirgenliğini ve havalanmasını engeller. Topraktaki faydalı canlıların en çok bulunduğu 0 – 3 cm derinlikte sıcaklık 65 C’nin üzerindedir. Oysa anızın yakılması sonucu toprak yüzeyinde 200 C’nin üzerinde bir sıcaklık meydana gelir. Bu yüksek sıcaklıkta faydalı bakteriler ve mantarlar ölür; böylece toprak canlılığını kaybeder”.Demek oluyor ki bir taraftan erozyonla bir taraftan anız yakmakla tarıma ayrılan topraklarımızı kaybediyoruz.Bu çok can alıcı duyarlı insanların içini acıtan bir yazı idi. Devlet maalesef bu konuda duyarlı olmuyor toprağa bu kadar zarar veren bir olaya bir ceza uygulaması yapmıyor duyarsız kalıyordu. Bu yazısı yayımlandığında kendisini hararetle kutlamış teşekkür etmiştim. Ben de bu yazımda uzun süredir gündemde olan 2B yasasına kısaca değinmek istiyorum.

Bildiğiniz gibi 2B orman arazisi olma vasfını kaybeden alanlarla ilgili bir yasa. Ne demek Orman arazisi olma vasfını kaybetmek. Yani bundan böyle burada ağaç yetişmez ağaç yetiştirilmesine uygun değildir anlamına geliyor.Gerçekten öylemi acaba? Ülkemizin topraklarının % 22 si tarım alanı, % 22 si de ormanlık alandır. Ne acı değilmi?... Bu ຊ lik orman alanın % 90 kadarı tabi ormandır, yani kendiliğinde oluşmuştur. Bu alanın ŷ i de yerleşim alanı olmuştur. Bu demektir ki 21 bin köyümüz orman yanındadır ve bu köylerde 5 milyon insan yaşamaktadır. Ormanlarımız bir taraftan halkımızın orman berberi adını taktığı keçiler tarafından bir taraftan da kaçak kesim yapan bazı orman köylülerince tahrip ediliyor. Daha önce çıkarılan bazı yasalar ile (turizmi teşvik yasası vb.)sahil kesimleri, bilhassa Antalya Belek civarları imara açılmış idi. Bu alanlar toplam 500 bin hektar civarındadır. Şimdi deniz turizminden yayla turizmine doğru bir gidiş var. Ayrıca Golf sahaları projeleri var. 2B yasası ile buralarda imara açıldığı takdirde yaklaşık 1milyon hektar arazinin imara açılmış olacağı söyleniyor. Ormanlık alanların imara açılması bölgede yaşayan binlerce hayvanında sonu demektir. Üstelik ormanlar ve akar sular dünya mirası olup ekolojik sistemin olmazsa olmazlarıdır. Fatih Sultan Mehmet’in “ormanlarımdan bir dal kesenin başın keserim” dediği ormanlar. Osmanlının son padişahları tarafından Mütesellimler’in insafına terk edilmiştir.

Safahat içindeki sarayın harcamalarına para yetiştiremeyen çocuk yaşındaki padişahlar ve onların anaları, halktan padişah adına vergi toplayan Mütesellim’lere kolaylık sağlamak ve daha fazla gelir sağlamak için ormanları da onların yönetimine hatta insafına terk etmiştir. Topraklar Mütesellim’lere verilirken pazarlık yapılıyor, kim çok vergi vermeyi taahhüt ederse Mütesellimlik ona veriliyordu. Nitekim Çapanoğlu Mustafa Beyin vefatından sonra Mutassarıflığı kardeşi Süleyman Bey’e vermek istemeyen Birinci Abdülhamit o sırada İstanbul’da bulunan Süleyman Beyi Yozgat’a göndermek istemez.Hem istemez hem de vezirinden , “Müteveffanın karındaşı oldukta bize ne verir” diye araştırma yapmasını istemekten de geri kalmaz. Sonunda kardeşi Mustafa bey’in bütün malları kendisine bırakılmak ve Hazineye 3.500 kese (bir milyon yediyüz elli bin kuruş) taahhüt etmesi kararıyla Bozok sancağı Mutasarrıflığını Süleyman beye verir. İşte yıllarca süren savaşlardan ve toplanan değişik vergilerden fakirleşen Anadolu halkından toplanan vergiler ile padişaha taahhüt ettikleri miktarı toplayamayan mütesellimlere,halktan daha fazla para toplamak için padişahlar veya anaları ormanları da onların kullanımına terk etmişti. Oradan elde edilecek kereste ve odun satışından kazanılan paralarda padişaha gönderiliyordu.1937 yılında çıkarılan ormanların değerlendirilmesi yasasının bir nebze faydası olmuş ise de, ormanların kadastrosu hâlâ tamamlanmış değildir.

Hal böyle iken sadece Çapanoğlu Beyleri, bu gün Milli Park ilan edilen Yozgat’ta bir orman meydana getirmişlerdir. Hatta Yozgat çamlığının, Çapanoğlu Mustafa Bey’in özel mülkiyeti olduğu söylenir.Çapanoğlu Mustafa Bey, çamlıktan ağaç kesmeye kalkanı ölüm cezası ile cezalandıracağını ilan ederek bu güne kadar korunmasını sağlamıştır. 264 hektarlık alanı kaplayan Çamlık Milli Parkı, İç Anadolu'da insan etkisi ile meydana gelen step içerisinde yer alan sayılı orman adalarından biridir. Karaçam, meşe ve ardıç ağaç toplulukları Milli Park bitki örtüsünü meydana getirmektedir. İçerisinde 9 tane 400-500 yıllık anıt ağacı barındıran çamlık, doğal bir hayvanat bahçesi konumunda. Çok yakın bir zamana kadar görünen; fakat türü şimdilerde tükenmiş olan Şah kartalları dışında; akbaba, küçük atmaca, şahin, tavşan, saksağan, kurt, kaplumbağa gibi bir sürü hayvan çeşidi var. Ayrıca çamlık içinde yer alan gölette; sazan, ve turna balığı hayat bulmuş. 1985 yılında Yüksek İcra Vekilleri Heyetinin kararıyla Milli Park haline getirilmiştir. Bakanlar Kurulu kararıyla kullanma ve irtifa hakkı Orman Genel Müdürlüğü'ne verilmiştir.

Bundan sonrasını değerli ağabeyim Yılmaz Göksoy hocamdan nakledelim.10 Eylül 1930 günlü Yozgat Gazetesinde, Samsun avukatlarından Hasip Bey, “Yozgat’ın tabii varlığı çamlık, bir şahika ki Yozgat’la karşı karşıya, zirvesi ve etekleri sık yüksek köklerinden itibaren ebediyen bir hılkat-ı hadra ile donatılmış, cesim bir çamlık. Gece gündüz Yozgat’a sıhhat ve hayat püskürüyor”diyor. Kemal Ayder de 01.10.1952 günlü Vatan Gazetesi ekinde “Anadolu’nun ortasında nefis kokulu, serin gölgeli, göz alabildiğine uzanan çam ormanın kıymetini tayin edememek saflıktır derken, Bir mesire ve şifa yeri olan çamlığın üzerine Yozgatlılar titremelidir” der. Turizm uzmanlarından Comm Armando Riddelli’de 1958 yılında Çamlığı şöyle över ; “O canım yoldan tırmanıp ormana çıkıldığında dillere destan olmuş Uludağ ormanının Yozgat Ormanı yanında sönük kaldığı hayretle izlenir. İnsan bu kadar güzellik karşısında hislerini ifade edecek kelime bulamıyor.(bkz Yılmaz Göksoy/Yozgat gazetesi).Yedek subaylık müracaatım için Yozgat’a geldiğim 11 Kasım 1971 gecesi Sayarların otelindeki odasında sabaha kadar sohbet ettiğim, Abbas Sayar ağabeyim de, “Çamlığın içindeyiz çok şükür, Bütün tesellimiz de bu zaten, bir çamlıksız Yozgat bize göre, olsa da hoş olmasa da.” diyordu.

Çapanoğlu beyleri Yozgat’ın bu güzide Çamlığına gözleri gibi bakmışlar ve bu güne kadar gelmesini sağlamışlar. Gel gör ki yabancıların öve öve bitiremedikleri bu milli park, mesire yeri son yıllarda büyük bir ihmal içindedir. Son birkaç yıldır hemşerilerimden şu şikâyeti alıyorum. “Hava karardıktan sonra çamlığa çıkmak yürek istiyor. Yol kenarları içinde içki içilen otomobillerle dolu oluyor. Ertesi gün ve hafta sonları etraf bira kutuları ve çöplerle doluyor. Yiyecek,içeceklerini getirenler çöplerini bırakıp gidiyorlar.Üzüntü verici bir durum.Halbuki hep söylenir,her yerde yazar “nasıl bulmak istiyorsan öyle bırak” diye ama kim dinliyor”.

Atalarımızdan miras kalan ve ağaçlarının eşi sadece Kafkasya da bulunan bu çamlığın kıymetini bilemez isek,yarın elbette önce çocuklarımız ve torunlarımız sonra da emeği geçen ecdadımız bizden hesabını soracaklardır.

10.01.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00