BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
195
Dün
:
4633
Toplam
:
14017773
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Ana, evlat sevgisi
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yıl; 1989. Yer; Balıkesir/Burhaniye Sulh Hukuk Mahkemesi. Mahkeme Hâkimi, Nazan Gürçağlayan. Dava konusu; Bir dananın geri alınma talebi.

Bir köylünün buzağısı her nasılsa merada otlarken çobanların dikkatsizliği yüzünden kayboluyor. Yakındaki bir başka köyde yaşayan bir başka köylü bu buzağıyı buluyor, kendi ineğinin yanına katıyor bakıp, besliyor. Aradan geçen 7-8 ay içinde buzağı büyüyüp dana oluyor ve bu köylü tarafından Burhaniye hayvan pazarında satışa çıkarılıyor. Tesadüfe bakın ki dananın ilk sahibi de hayvan almak için pazara geliyor. Danayı görüp tanıyor. Büyüten köylüye bu dananın kendisine ait olduğunu, buzağı iken kaybolduğunu söyleyerek geri vermesini istiyor. Köylüden ret cevabı alınca da dananın kendisine iade edilmesi için Burhaniye Sulh Hukuk Mahkemesine dava açıyor. Hâkim hanım, gerek iki mal sahibinin, gerekse şahit olarak gösterilen köylülerin ifadelerinden dananın tanınmasına yarayacak ve kendisini tatmin edecek çok belirgin bir işaret tespit edemiyor, dava uzayıp gidiyor. Bir gece evde otururken aklına şöyle bir çözüm geliyor. Dana’yı bulup büyüten köylünün köyünde bir keşif yapacak. Dananın davranışlarını gözlemleyecek. Son celsede bu yönde karar alıp tespit edilen tarihte bu köylünün köyünde danayı serbest bıraktırıyor. Önde Hâkim Hanım, yanında kâtibi ve mübaşiri, arkasında bilirkişi, daha arkada dananın sahipleri ve Avukatları, onlarında arkasında köylüler olmak üzere büyükçe bir gurup, bir Kemal Sunal filmi gibi dana’yı adım, adım takip ediyorlar. Dana biraz sağda solda duvar diplerinde kalan birkaç tutam otları yedikten sonra yavaş, yavaş ahırının yolunu tutuyor ve içeri giriyor. Tabi bütün bu yaşananlar da tüm ayrıntıları ile zapta geçiriliyor. Geçiriliyor ama bu seferde dananın ilk sahibi ben de köyümde de keşif isterim diyor. Yine tespit edilen bir tarihte öbür köyde de aynı olay tekrarlanıyor. Dana bu sefer biraz tedirgin, ama yine de etraftaki otları yedikten sonra öbür köydekinden biraz daha uzun bir zaman diliminde yavaş, yavaş ve ara, ara da etrafı koklayarak sokak aralarından geçip eski ahırını buluyor hızla ona doğru gidiyor içeri giriyor. İzleyenlerde aynı hızla ahıra geliyorlar. İçerdeki manzara başta Hâkim Hanım olmak üzere olaya şahit olanları o kadar etkiliyor ki gözyaşlarını tutamıyorlar. Dana ile annesi birbirlerine kavuşunca öyle bir koklaşıp birlerine öyle bir sokuluyorlar ki Hâkim Hanım bu manzarayı, adeta bir birlerine yapıştılar diye tarif ediyor. Sahipleri iki hayvanı birbirlerinden ayırmak isteyince inek yavrusundan ayrılmamak için bağlı olduğu ipini koparmak istercesine çabalıyor. Bu olay da yine tüm ayrıntıları ile zapta geçiriliyor. Bu seferde bakıp besleyen köylü itiraz ediyor ve asıl anasının kendi ineği olduğunu ve bu uygulamanın tekrar kendi köyünde de yapılmasını istiyor. Bu talep üzerine Hâkim Hanım daha değişik bir deneme yapmak istiyor. Üçüncü bir keşfe karar veriyor. Bu seferki uygulama köylerde değil Burhaniye’de yapılacak. Her iki inek ve dana Burhaniye ye getirtiliyor. Bir meydanda serbest bırakılıyorlar. Dana asıl annesini görünce hızla hemen onun yanına doğru gidiyor. Analık olan inek de onlara doğru geliyor. Üçü bir araya geldiklerinde dana, başı ile analık ineği itip yanlarından uzaklaştırmak istiyor. Ve karar. Dananın ilk sahibine iadesi oluyor, Yargıtay da kararı yerinde bulup onaylıyor.

İkinci olayımız Kilis’in bir köyünde cereyan ediyor. Boşanmak üzere olan genç karı koca mal paylaşımı için tespit istiyor. Kilis Asliye Hukuk Mahkemesi Hâkimi Nazan Gürçağlayan tesbit için köye gidiyor. Gelin kucağında bebesi ile hangi eşyayı gösterirse Hâkim Hanım Traktörün römorkuna yükletiyor. Gelin, bir kenarda duran beşik ve üzerindeki yatak yorganı da işaret ediyor. Kayınvalide ve görümce beşiği vermek istemiyor itiraz ediyorlar. Hâkim hanım onlara “Beşiksiz bebek mi olurmuş, elbette beşikte gidecek alın bunu da” diyor ve öyle yapılıyor. Yükleme işi bittikten sonra kız tarafı römork’a binip oradan ayrılacağı esnada gelin bebeği görümcesinin kucağına veriyor. Hâkim Hanım şaşırıyor. Geline soruyor “bebeği neden görümcene verdin”.Gelin gayet pişkin cevap veriyor. “Ben bebeği babamın evimden getirmedim ki”.Hâkim Hanım çok sinirleniyor. “Madem öyle bebek yok, o zaman beşikte yok” diyerek beşiği ve içindeki yatak yorganı indirtiyor. Şimdi, affınıza sığınarak içimden şöyle geçiriyorum. Şu insanoğlu ara sıra hayatın bu harala gürelesinden kendisini kurtarıp biraz hayvan davranışlarını gözlemlese, ibret alır mı acaba diyeceğim. Ama söylemeye dilim varmıyor işte.


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00