BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
168
Dün
:
4633
Toplam
:
14475832
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Yozgatlı Ceritzadeler
capanoglukadir@yahoo.com.tr
26 Ağustos 1071 de, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan, Bizans İmparatoru IV. Romen Diyojen’i Malazgirt meydan muharebesinde mağlup edince Anadolu’nun kapıları Türklere açıldı. Orta Asya’daki 7230 dolayındaki Türkmen oymakları, aşiretleri ve cemaatleri bir kısrak başına benzeyen Anadolu’ya sel gibi aktılar. İşte Yozgat’ın eski ve köklü ailelerinden birisi olan Ceritzade’lerde bu oymaklardan birisidir.

Osmanlı devleti Ceritler’i 1692 yılında Suriye de Rakka bölgesindeki köyleri yağma ve harap eden Tay ve Urban Araplarına karşı kullanmak üzere bu bölgeye yerleştirmiştir. Ancak çöl iklimine dayanamayan oymak halkı önce Çukurova’ya gelirler. Bir kısmı orada kalır bir kısmı da Kırıkkale, Keskin, Yozgat civarına, göçerler. Ama o zamanki Osmanlı devleti buna müsaade etmez,1712 yılında onları tekrar Rakka’ya sürer. Buna rağmen her şeyi göze alıp tekrar Anadolu’ya dönerler. Ceritler’in iki defa Rakka’ya sürülmeleri ve kaçıp Anadolu’ya gelmeleri bir roman olacak kadar çok uzun bir hikâyedir. Bu göç sırasında yöredeki beyliklerle çok savaşlar yapılmış, çok acı olaylar yaşanmış, bununla ilgili çok ağıtlar, türküler yakılmıştır.

Ceridler'in XVII. yüzyıl başlarında Cerid - Sil - Süpür adını taşıdığı ve çok güçlü bir oymak haline geldiği anlaşılıyor. Bu aileden iki önemli şahsiyet halk hafızasında kederle yer etmiştir. Bunlardan birisi Yozgat’ta Belediye reisliği de yapan(1910-1920 arası) Ceritzade Hüsnü efendidir. Geçmiş Belediye Reisleri arasında en renkli simalardan birisidir. “Efil efil ederde Dayılının ekini, Ceritzade Hüsnü Efendi Büyük caminin vekili” diye onun için söylenmiş bir mani de vardır. Bir türlü yıldızının barışmadığı zamanın Yozgat Mutasarrıfını, Yozgat’tan başka bir yere tayin ettirmek için kimsenin aklına gelmeyecek komik bir oyunu çok bilinir.

Hikâyesi de şöyle anlatılır: Yozgat'tan Ankara'ya, yeterli mesafeler içinde iyi koşan atlar hazırlatır. Akşam olup da hava kararmaya başlayıp el ayak çekilirken atına biner son hızla Ankara’ya doğru yola çıkar. Bu arada para ile tuttuğu ayak takımından üç-beş kişiye de gecenin ilerlemiş bir saatinde mutasarrıfın evini taşlatır. Yol boyunca kendini bekleyen atlarla hiç mola vermeden yoluna devam eder. Ankara’ya ulaşır. Vali bey makamına geldiğinde de elindeki dilekçeyi kendisine takdim edip Yozgat Mutasarrıfından şikâyetlerini sıralar. Bu sırada Yozgat Mutasarrıfının taşlama şikâyeti ile ilgili telgrafı da vali beyin önüne gelir. Ankara Valisi, bir Hüsnü Efendi’ye, bir verdiği dilekçeye, bir de Yozgat’tan gelen telgrafa bakar, şaşar kalır. O zamanın imkânlarında, bir adamın, bir gecede Yozgat'tan Ankara'ya gelmesi mümkün değil. Hüsnü Efendi de şikâyetini pekiştirircesine “Görüyorsunuz efendim, bu da, diğer söyledikleri de iftira” der. Vali ne yapsın en kolay çözüm olarak mutasarrıfı görevden alır. Hüsnü Efendi de muradına erer. Muradına erer ama Çapanoğlu olayları sırasında Çerkez Ethem Yozgat’ı bastığında daha yeni evli olduğundan şehri terk edip etmemekte kararsız kalır.

Geçen zaman içinde Yozgat tamamen muhasara edilir. Kaçmakta geç kalan Hüsnü Efendi saklanmak zorunda kalır. Üvey yengesi Leyla Cerit,(ölüm,1981)
“konakta gizli bir geçit vardı oraya saklanmıştı” diye anlatır. Konağını kuşatan Ethem’in hempaları konağı basarlar. Hem para kasasının yerini hem de Hüsnü Efendiyi ararlar ama bir türlü bulamazlar. Bunun üzerine Ethem’in kumandanlarından Parti Pehlivan, konağı yakın diye emir verince, konağın elden gideceğini anlayan Hüsnü Efendinin Çerkez analığı Gül hanım, Parti Pehlivanın kulağına eğilip Çerkezce gizlendiği yeri bildirir. Sonuç; Hüsnü Efendi saklandığı yerde yakalanır, para kasası yağmalanır, konak ise yakılır. Hüsnü Efendi diğer idam edilenler gibi Çapanoğullarına akraba olduğu gerekçesi ile davası daha sonra görüşülmek üzere( ki çoğunlukla böyle yapılmıştır) Çerkez Ethem tarafından idama mahkûm edilir.

Diğer Ceritzademiz, Ceritlerin en meşhuru Silsübüroğlu Fettah Beyin torunlarından, şair Halil bey'in oğlu Keskinli Rıza Bey’dir. Önce 1919 yılında Osmanlı Meclisi Mebusanı’na seçilir. Sonra, Milli Mücadele sırasında 500 adamı ile Birinci İnönü savaşına katılır. Çok büyük yararlıklar göstererek Mustafa Kemal’in teveccühüne mazhar olur. Daha sonrada Ankara da Büyük Millet Meclisi Vekili olur.

Çapanoğlu Edip, Celal, Salih ve Halit Beylerin Mustafa Kemal’e ve Ankara hükümetine karşı soğuk duruşları sırasında Mustafa Kemal’in ricası ile akrabası olduğu Çapanoğullarını ikna için Yozgat’a gelmiş ve bu konuda epeyce bir emek sarf etmiştir. Bu ikna çabaları sonucunda kısmen yumuşama sağlanmış, Çapanoğlu beyleri, Ankara’ya külliyetli miktarda canlı kümes havyaları gönderilmesi için kafesler hazırlatmış ve Mustafa Kemale takdim edilmek üzere de bizzat Celal bey tarafından kendi birikiminden bir kese altın Keskinli Rıza Beye teslim edilmiştir. Bu olayın şahidi olan Celal Beyin kızı Lütfiye Yanar Hanımefendi, “Babam bu parayı büyük bir istekle verdiydi” diye ısrarla anlatırdı.(ölüm.1989 İstanbul) Maalesef Keskinli Rıza Bey de, kendisini çekemeyenlerin fitne fesadına uğramıştır. Saf, düşündüğü gibi konuşan, yaptıklarını siyasi rant’a dönüştürmesini bilmeyen ve siyasetten anlamayan bu temiz yürekli,vatansever insan da, onu çekemeyen rakiplerinin fitne ve fesadı ile Ceritzade Hüsnü Efendi’nin akıbetine uğramış, 11 Ocak 1926 da Ankara İstiklal Mahkemesinin kararı ile idam edilmiştir. Hâlbuki İstiklal madalyası ile taltif edilmişti. Ancak 13 Mayıs 1924’te tutuklanıp 11 Ocak 1926’da idam edildiği için 23 Mart 1925 tarihli törene katılamamıştı.

Cezaevinde beraber kaldıkları ünlü yazar Şevket Süreyya Aydemir onu şöyle tarif ederdi. “Aslında bir köylü idi. İri, heybetli, kara bıyıklı ve iyi huylu bir insandı. Mustafa Kemal’in emri ile Ankara Valisi Muhittin paşayı padişah yanlısı olduğu için yakalayıp dağa kaldırdığını, dolayısıyla Mustafa Kemal’e Ankara’nın yolunu açtığını ve onu Çankaya’ya kendisinin oturttuğunu söylerdi”.

Mekânları cennet olsun.



Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00