BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.05.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
174
Dün
:
4633
Toplam
:
16394504
Teğet Habil COŞKUNSU
Ben siyaset yazmam
yozgatgazetesi@yahoo.com
Geçmişte bir köyde adam yurtdışına mı gitmiş, askere mi gitmiş? Epey zaman gelmemiş. En az dört yıl…
Nihayet eve dönmüş. Karısıyla hoş beş ettikten sonra, şuradan buradan derken göz ucuyla da evdeki çocukları sayıyormuş. Bir boşluk bulunca sormuş. Karısı da bir açıklama yapacak değil mi?
Demiş ki:
“Hiyerif! Şu, sen giderken yürüyordu. Şu, sürünüyordu. Şu da karnımdaydı.” Demiş.
“Peki şu?”
Kadın adamın yüzüne bakmadan yemeği sofraya koymuş. Azıcık sessizlik…
“Geçim edeceksek onu karıştırma. Çocuk yoğurdunu yiyor zaten.” Demiş.
***
Ben siyaset yazmam hiyerif!
Yozgat’ın kaldırım taşlarını kimin söküp yeniden yapacağından bana ne?
Yozgat’ı uçuracağını vaat eden, siyasi temsilciyi bile aşamayan validen bana ne?
İttifak mı kuruyorlar? Ortak aday mı çıkarıyorlar?
Geçim edeceklerse yapsınlar. Karıştırmam… O çocuk neyin nesidir sormam.
***
Çubuk’a Bağlum’dan geçeyim dedim. Köyün etrafı sarılmış kocaman binalarla. Her tarafa asfalt yollar yapılmış. İşe yaramayan ve bir müteahhidin teklifini bekleyen hafriyat mı harfiyat mı (hala çözemediğim bir kelime bakayım diyorum şu Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne unutuyorum) dökülmüş arsalar ve boş tesisler var sağda solda (Allah bilir ne destekler aldı zamanında).
Tam bunların hengamesiyle içimi “cız” diye yakan bir acıyla frene bastım ve durdum. Hızım ne kadarsa geri geri bayağı geldim. Bir köylü ihtiyar yolun kenarına oturmuş elma satıyor. Nurani bir yüzü var. Hemen arkasında kocaman bakımlı bir elma bahçesi...
Oturduğu yerden kalkmadan, kalkacak takati de yok da önündeki poşete uzanıp ağzını açtı. Sanki Çanakkale, Kurtuluş Savaşları’na katılmış bir hatıra gibi bu ihtiyar bana sıcak geldi. Ona öyle bir samimiyetle yaklaştım ki. Elmaların fiyatını bile sormadan iki poşeti de doldurmasını söyledim.
Sonra daha da ileri giderek densizlik yaptım.
Bu ihtiyarı öyle büyüttüm ki gözümde. Bir anda rantçıların, kapitallerin, sömürücülerin karşısında gördüm.
Betonun, demirin, kimyasalın, poşetin, zehirin karşısında gördüm.
Gürültünün, kirliliğin, tüketimin karşısında gördüm.
Doğanın yanında, kuşların yanında hayvanların yanında gördüm. Üretimin yanında gördüm.
Dahası kendi yanımda gördüm.
Nedir o densizlik?
“Her yere yol yaptılar. Asfalt döktüler. Güzelim bahçeler yok oldu. Senin bahçende gidecek değil mi?” dedim.
(Devamı 12.Sayfada)

Dedim demesine de aldığım cevap şok etti:
“Hani yol, oğul?” dedi. “Hani asfalt?”
Bunu kızarak söyledi. Sanki bende buralara rant yolu açacak bir siyasetçiymişim, bürokratmışım gibi söyledi.
Anladım ki bir an önce buralara, bahçesine binaların dikilmesini istiyor bu ihtiyar. Ölmeden mürüvvetini görmek istiyor.
Arabaya nasıl bindim hatırlamıyorum, yürüdüm… Aşağı derede söğüt ağaçlarının olduğu tarafa baktım. Birkaç inek yayılıyor. Bir sağ tarafa baktım devasa vinçler çalışıyor.
***
Bir rastlantı Temelli taraflarında yoldan karşıya geçmek isteyen kaplumbağayı tutup kenara getiriyorum. Ama o tekrar aynı yöne ilerliyor. Bunu birkaç kez yaptım ama o direndi. Arabalar ezecek, şansı yok denecek kadar az. Çok işlek bir yol. Gitmekte kararlı…
Fazla kafa yormaya gerek var mı? Bu hayvan yumurtlamak için o bölgeye gitmeye çalışıyor. Tabi kendi tercihi değil. Dededen ebeden kalma gelenek. Siz ne derseniz artık?
Şimdi!
Irmaklara sulama kanalları yapıyorsunuz… İyi, hoş.
Bahar mevsimi yumurtlamak için suyun yukarısına doğru giden balıklar ırmaklar üzerine yaptığınız bentlerden çıkamıyor ve zıplayarak orada yorgun düşüyor. Yumurta sezonu Çuval çuval balık avlıyorlar bu bent diplerinden. Jandarma nöbet tutuyor bu mevsimlerde.
Allah aşkına!
Şu bentlerin dibine biraz beton atın. Ya da badal yapın çıksın bu hayvanlar? Ne nöbeti yahu! Eskiden “badal” derdik.
Otobanlar yapıyorsunuz… İyi, hoş.
Bir sabah Ankara’dan Sorgun’a kadar dört adet tilki cesedi saydım. Karşı şeridi bilmiyorum.
İkiyüzelli kilometrede dört adet olursa, Edirne’den Kars’a ne kadar olur? Ülkenin diğer yollarını varsayın. Köy yollarını hesap edin.
Kaç tilki ölür bir gecede?
***
Yine söylüyorum.
Ben siyaset yazmam hiyerif!

31.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Kendimize gelmek ve kendimize bir bakmak...
Değerli Habib Bey’ciğim, okuyunca çok kolayımıza gelen, sanki ben de bunun gibi yazabilirim deyip de yazamadığımız Yunus Emre deyişleri gibi yine basitçe sıralamışsın. Bende yazdıklarının yanına bunlar kimler olabilir diye parantez içinde sıraladım. Parti başkanlarından tut da, yandaş ve hırsız mütahitten pırlanta satıcısına, yandaş veya beceriksiz ve korkak bürokrattan sahtekâr sosyalistlere kadar doldu taştı ama din bezirgânları hepsinde baskın çıktı. Neden şaşırmadım ben de buna şaştım.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.07.2015 15:22
Yozgat’a neden gelsin?
yazdiigniz konu yuzde yuz hakli oldum olasi yozgat merkezin esnafini ilcelerimiz hic sevmedi sevemedi acaba eli bal yuzu sirke satanlardan dolami neh ben gercekten hic yozgata para vermedim dediginiz konular haricindede gelmedim yozgata gelsem bile sadece tandir kebabi ve desti kebabi yer bir paket sigara alirim hatta arabama benzin bile almam sorgundan alirim ya da yol uzerindeki petrollerden alirim acaba yozgat merkez esnafi hic dusundumu sapkasini onune koyupta eski uzum pazarindaki bos dukkanlar hal icindeki bos dukkanlar daha lise caddesindeki bos dukkanlar yuzuncu yil is hani zaten bos neden neden hepsinin suçu esnaf olmadigindan ya da esnaf kilikli kisilerin gelen musteriye musteri gibi davranmadigiindan olsa gerek basinizi agrittim ozur dilerim yanlissam duzeltiniz lutfen
halit yagiz -- 18.06.2015 05:44
Yozgat’a neden gelsin?
Gurbetteki Yozgatlı Yozgat’a neden gelsin sorusunu da ben sorayım.
Dedelerinin kurduğu, bu şehirde akrabaların var. Ziyaret ederken duygulandığın mutlu olduğun baş taşlarını öptüğün kabirlerin var. Dodge marka üzeri açılabilen arazi aracıyla çıkmanın lüks olduğu mis kokulu Çamlığa bir kere daha çıkma isteği var. Saat kulesinin ta Şekerpınardan duyulan gong vuruşlarını acaba yanlış saymış olabilir miyim endişesi ile ikinci kere sayma arzusu var. Bu özlemle çıkarız yola. Sonra Çapanoğlu Yozgat’ta görevli asık yüzlü trafik polisi Yozgat’ın girişinde durdurur ehliyetimi alır aracımın İstanbul plakası ve ehliyette ki Çapanoğlu soyadı ona hiçbir şey ifade etmediğinden ne bir günaydın ne bir Yozgat’a hoş geldiniz demeden GBT kontrolü yapmak için 15 dakika bekletir. İlk vurgunu yedikten sonra ata yadigârı Yozgat’a selametle gireriz. Anılarımızdaki Yozgat yerine şehrin ortasına dikilen çirkinlik abidesi heyula binalarla ikinci vurgunu yeriz. Artık ne eski Yozgat ne eski Yozgatlı kalmıştır. Birkaç gün süren ziyaretlerden sonra kırgın, küskün ağlamaklı bir halde çıkarız Yozgat’tan. Yolda bir parça kendimize gelmişsek Ankara’dan eski Beypazarı’na çeviririz yolumuzu çocukluğumuzun Yozgat’ını yaşamak için.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.02.2015 13:36
Aşk olsun !
Değerli Kardeşim Habib Bey'ciğim. Muhterem Validenizin kurban bayramında hakkın rahmetine kavuştuğunu üzüntü ile öğrendik. Merhumeye allahtan rahmet sizlere de sabır ve sağlıklar diler sevgi ve saygılarımızı sunarız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 22.10.2013 12:00
Bu nasıl Atatürkçülük
sayın yazar selamlar ,evet dediklerinizinn bir eksiği olmuş.mesela büyük lider ADAMGİBİ İÇERDİ,VEDEhiç bir devletin uydusu olmakiçin uğraşmadı kendi köylu, işcisinin çalışma alanı olan fabrikalarını kapatıp yada satmadı öyle yiğit yazarlarımız da vardıki kendi yazdıklarının arkasında hep durdular bu ülke hiç bukadar emperyallerin oyuncağı olmamıştı köylüsü kendi tohumuyla ekebilir içisi kendi öz fabrikadında alınteri ile yuvasına birdilim ekmek göturur ALLAH Bereket versin bugünde karnımız tok üstümüz pek diyebilirdi şimdiki halimizgibi hakkını artayamaz sesini çıkaramaz biçare bir hayatımız yoktu ALLAHA Şükürlerolsun. o günleride gördü bu ülke bu günleride görüp yaşıyoruz yapanın yanına kalıyor butün haksızlıklar. tekrer selamlar.sürçi lisan etmişisek afola.
mahmut erdem -- 26.12.2012 10:39
Tosunlar kimin
Yorumunuz
DUYMADIĞIM FIKRALAR. GÜZEL.
KISSADAN HİSSEEEEEEE.
ANLAYANA.

Adınız ve Soyadınız -- 02.05.2012 12:02
Vallah bizimdir
Öyle anlamlı bi şekilde anlatılmış ki halimiz. Velakin kime anlatalım ahvaliz. Kaleminiz var olsun. Adamlar ülkeye el koydu. Biz yaranmak için bilmiyoruzki ne yapalım? hatta hükümet oy almak için bunlara yalakalık yapıyor biz millette yalakaya oy atıyoruz. Şşehir eşkiyası olup çıktılar. Devlet dağdaki çakalın peşine milyarlar harcıyor. Adamlar elektiriği bedava kullanıyor, kuyusuna ısıtıcı salmış,sıcak su kullanıyor. Bir elleri balda bir elleri yağda... biz batıda yaşayanlarda zamlı elektiriği ödeyememekten dolap çalıştıramıyoruz...

suzan -- 07.11.2011 20:15
Geldi geçti seçim
Değerli Habil Beyciğim.Önce yazınızdaki fırıncı ve çaycı mezar taşlarını bir gün lazım olur diyerek kopyalarak dosyama koydum.Günümüzde de yüzlercesi bulunan sahtekar öğünmecileri anlatan güzel bir halk güüldürmecesi.Yozgatın içinde bulunduğu kış uykusundan uyandırılmasına gelince.Ben 1965 yılında merkezi İstanbul Taksimde buluna bir firmada çalıştım.O yıllarda hem hukuk fakültesinde okuyor hemde çalışıyordum.Bu firma elinde sermayesi olan ve üst tarafını banka kredisi ile tamamlamak isteyen ama hangi konuda yatırım yapacağını bilemeyen iş adamlarına yardımcı oluyordu.Bu firma önce bölgelere göre nerede hangi iş kolunda fabrika kurulmasının rantabl olcağını araştırıyor sonra o yöre için Türkiye Sınai Kalkınma Bankasının o yöre için o konuya kredi verip vermeyeceğini tesbit ediyordu.Mesela un fabrikası açmak isteyen sermayedara orada un fabrikasına kredi verilmediğini ama tuğla fabrikası kurmak isterse bankanın bu konuda kredi verebileceğini bildiriyorlardı.Sermayedar razı olduğu takdirde bu konuda fizibilite çalışmalarını yapıpıp eğer istenirse o fabrikayı anahtar teslimi yapıp teslim ediyorlardı.Bu yıllarda bu şekilde yapılan bir kısım fabrikalar hâlâ hatırımdadır.Çünkü o işlerde cüzi de olsa benimde emeğim var.İşte Yozgat zenginleri de ya şahsen yada ortklıklar kurarak bu tür firmalara böyle araştırmalar yaptırarak gerek coğrafi konumu gerekse yeraltı zenginlikleri veya deniz ve demir yollarına yakınlığını araştırarak Yozgatta ne biçim bir yatırım yapmanın rantabl olacağını tesbit ettirebilirler.Yeterki Sürur beyin buyurduğu gibi incir çekirdeğini doldurmayan dedikodulardan kendilerini kurtarsınlar.İstanbuldan Selam ve Saygılar.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 22.07.2011 12:18
Ya Fatmagül
Peki her firsatta yozgatliyi elestiren kucuk dusuren cemil beye neden lafin yok.
Ben sizi iyi bilirim der gibiymis. İyi biliyorsa onu basbakan yardimcisi yapanlarida biliyordur. Bi kere daha soylemisti arabasi icmeyle Yozgatli olunmaz diye Yozgatliyi kucuk dusurerekmi Yozgatli olunuyor.
Kemal -- 28.05.2011 02:39
Vallah bizimdir
Ağzına diline yorumuna sağlık....
yozgatlı -- 04.02.2011 12:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00