BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4601
Toplam
:
13175303
Tahlil Ali DEMİRDAĞ
Dumlupınar’dan Bozok’a
yozgatgazetesi@yahoo.com

Hafta sonunu (1-3 Mayıs 2009), Kütahya Dumlupınar Üniversitesinin mezunları ve orada görev yapanların birlik-beraberliğini, sevgi ve kaynaşmalarını temin maksadıyla yaptıkları geleneksel toplantının davetine icabet ederek Kütahya’da geçirdim.


Bir babanın, evladının olgunluğa başladığını görmesi gibi,


Bir bahçıvanın yetiştirdiği fidelerden olgunlaşan meyveleri görmesi gibi,


Bir mühendisin çizdiği projenin istifade edilen bir külliye haline gelmesi gibi..


İnsanı; bence en mutlu eden şey, verdiği emeğin, alın teri ve göz nurunun boşa gitmediğini bu dünyada görüp bütün duygularıyla müşahede etmesidir.


Evet, 23 yeni üniversiteyle birlikte Kütahya’da Dumlupınar Üniversitesi 1992’de  kurulmuştu. Bu fakir de hasbel kader Personel Dairesi Başkanı olarak orada görev yapmanın mutluluğunu yaşamıştı.


Aslında bu konuyu bir değerlendirme yazısı olarak yazmak icap ediyordu ama, bir zaruretten dolayı bu sütuna sığıştırmak mecburiyeti hasıl oldu. Yine kısa da olsa, bu yazının “Arife işaret kabilinden” hem bir hatıra hem de bir mukayese tarzında bir projeksiyon olmasını umarım.


Biz üniversiteyi kurarken, Sn.Rektör Anadolu Üniversitesi’nden geldiği için atılan her adımda orayı taklit ediyordu. Yani; kurulan her fakülte, yüksek okul, bölüm, anabilim dalları ve programlar oraya benziyordu. Bu husus bir süre sonra rahatsızlık vermeye başladı. Yani bir çocuğun devamlı babasının vesayetini hissetmesi gibi bir şey oldu. Ama kısa süre sonra kendi kendine ayakta durmayı öğrendikten sonra üniversite hak ettiği yeri aldı.


İki sene sonra üniversite 5 bin öğrenciden 20 bin öğrenciye ulaştı. Bu gelişme kısa sürede hem Kütahya’da hem de çevrede şaşkınlık yarattı.


Kısa bir anekdot :


Yeni kurulan Üniversite Rektörlerini YÖK’te bir toplantıya çağırdılar. Toplantı esnasındaki bir arada Rektörümüz bizi aradı. “Kütahya’yı pilot bölge ilan etmek istiyorlar, her ilçeye bir Meslek Yüksekokulu açma teklifi var ne diyorsunuz?” dedi. Diğer Rektörler olaya çok sıcak bakmıyorlar,  deyince biz de “derhal kabul edin” dedik. Ve neticede Kütahya ve Bilecik’in 4 ilçesi dahil yirmiye yakın ilçede Meslek Yüksek okulu açıldı.


Yer konusunu ve öğretim elemanı bulma sıkıntısını hiç düşünmedik.


Madem bu ülkede eğitilmiş insana, hele hele ara elemana (Mesleki eğitim almış) ihtiyaç var, madem dünyada bu konuda bir yarış var, hem madem bu gözle dünyaya baktığımızda ülkesini bir laboratuar haline getiren ABD ve Japonya dünyaya hükmediyor, hem madem her şey bilim ve onun semeresi olan  teknolojiyle hallediliyor... Öyleyse bu sahada geri kalmak hatadır, deyip kolları sıvadık.


Tabi bu iş zor bir yoldu.  Bina bulmak, öğretim elemanı bulmak, bütçe çıkarmak, stratejik planlar yapmak.. Hele mazbut bir topluma bu yenilikleri kabul ettirmek çok zor bir işti. Ama ciddi bir gayretin neticesinde bu iş oldu.


Maden-İş Sendikası başkanından Gazeteciler Cemiyeti Başkanı’na (İhsan Tunçoğlu) kadar, Eskişehirli Nimet Abla’ya kadar(Bilecik Pazaryeri Meslek Yüksekokulu Tekstil Programında örgü dersleri verdi) pek çok insan bu üniversitede öğretim elemanı olarak görev yaptı.


Şimdi onların meyvelerini görmenin mutluluğunu bütün Kütahya ile birlikte ben de yaşadım.


Kütahya, 1992’den bu yana üniversitenin öncülüğünde pek çok sektörlerin harekete geçtiği bir yer olmuş, şehir birkaç kat büyümüş (nicelik ve  nitelik yönünden.)


Eskilerin, eskimeyen çok güzel temennilerinden birisi şudur: “Cenab-ı Hak emsali kesiresi ile cümlemizi müşerref eylesin.”


Evet, ben bir örnekten bahsettim. Hissiyatımı ifade ettim, bizim de bir üniversitemiz var. Neden olmasın? Bu duyguları burada neden yaşamayalım? Engeller nedir? El birliği ile kaldırabilir miyiz? Hiç şüphe duymuyorum.


Ancak; başta bu işlerin olacağına inanmak, dinamizm, heyecan, gayret ve bu toplumun her kesiminin iştirakini sağlamak…


 


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 18.10.2017 19:09
BU MÜCADELE KIYAMETE KADAR DEVAM EDECEKTİR
"Allah ölümden başka her derde bir çare, her soruna bir çözüm yolu yaratmıştır. Ne var ki, ilim peşinde koşmayan, derin derin araştırmayan, okumayan, gözlemeyen, düşünmeyen, çevresinde olup bitenleri taklit etmekten öteye gidemez. Çevresi bilmiyorsa kendisi de bilgisiz kalır. Veya yanlış bilgiyle çevreyi yanlış bilgilendire bilir. İlim bilhassa çağımızda en önemli güç kanalıdır; maddi ve manevi en önemli kurtuluş yoludur.

İlimsiz ve bilgisiz toplumlar her daim dış mihrakların oyunlarıyla bir birlerine kırdırılmaya mahkum kalırlar. Doğu ve güneydoğu ülkelerinde yaşanan zulüm'ün tek sebebi uyduruk mezhepler bölüntü sünün getirisidir diye düşünüyorum.

Allah'a emanet olunuz.

SUZAN -- 16.10.2017 22:30
MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYLARININ DİKKATİNE
Sayın Ali Demirdağ,

Milletvekili aday adaylarına yaptığınız çağrıya tümüyle katılıyorum. Özellikle mal varlıklarını açıklamaları konusunu ilk sıraya almanız son derece güzel. Milletvekili seçildiklerinde telefon numaralarını değiştirmemeleri öneriniz de oldukça hoş.
Yozgat'ta söylenen güzel bir atasözü vardır: Ne zaman pabucum gelirse o zaman bayram ederim.
Milletvekili aday adaylarımız; dilerim milletvekili, bakan olunca kendilerinden önce halka pabuç giydirirler.
Muhsin Köktürk -- 28.02.2015 14:25
MEVLİDİ’N-NEBİ (asm)
Selam ve saygılarımı sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

Rıdvan USLU
İnsan kaynakları Uzmanı
Bursa
Adınız ve Soyadınız -- 12.01.2015 10:28
Kurban
Muhterem Ali Hocam yaklaşmakta olan Kurban Bayramı ile ilgili yazınızı okudum.Rabbim sizleri iman ve kur"an hakikatlerinin naşiri kılsın inşallah.
Mahmut KOÇ -- 30.09.2014 12:45
SORİMDER’İN VEFA GÜNÜ
HOCAM YAZILARNAIZ ANLAYANANA HARİKA MESAJLAR VRİYOR.HERŞEYE RAĞMEN HOŞ GÖRÜLÜ TAVRINIZI O KÜRSÜDE KONUŞMUŞ KADAR KAYDA DEĞER BULUYORUM.SELAMLAR SAYGILAR
ömer korkmaz -- 16.08.2014 12:53
GELENİN İHTİŞAMINA GÖRE KIYAM EDİLİR
ALİ ABİ VERMİŞ OLDUĞUN MESAJ GÜNÜN ANLAM VE ÖNEMİNE BİNAEN MÜKEMMEL ALLAH ÖMRÜNE VE KALEMİNE BEREKET VERSİN ÖMER KORKMAZ/BEGNDİK SORGUN
Adınız ve Soyadınız -- 28.06.2014 14:44
YANDAŞLIK BU OLSA GEREK
sayınhocam,ırak ta müslüman,ırak ta soydaşımız yok mu.devletimiz suriyeye yardım ediyorda ıraktaki müslümanlara yada soydaşlarımıza neden yardım etmiyor?ırak ta abd var da acaba ondan mı?ne dersiniz?
orhan akdemir -- 02.02.2014 00:34
TAMİR-TAHRİP
Bu günlerde yazılması gereken bir yazı yazmışsın Ali bey eline ve diline sağlık Allah razı olsun selamlar
H.Ahmet TAŞKAN -- 20.06.2013 14:02
TAMİR-TAHRİP
Selam Ali bey güzel yazıyorsunuz yazınızın birde bu tarafından bakalım, birileri çıkıp ben bu ülkede %50 ile Hükmeden oldum derse'ki diyor ,geride kalan %50 bu ülkemin vatandaşı,yaşayanı değilmi ,benyaptım oladu zihniyeti bu ülkenin kurucu lderine küfür edebilme yetisini o zata kim verdi bu ülkede hukuksuz'ca çocuklarımızı işlerinden edenler ,hukuku hice sayıp mahkeme kararlarıunı tanımayanlar bu ülkenin savunma gücündeki avukatları zorbalıkla yerlerde sürüklemek, bu güzelim ülkenin doğasını emperyallerin çıkarı uğruna katletmek vede bu güzel ülkemin istihtam alanlarını bir bir satıp, bunlarınyerine bir dikili taş bile koyamayanlar'mı haklı ben yaptım oldu öylemi? sorarım size vicdanınıza iyi danışın ve öyle bir yazı sıralayınki bütün cihan çalkalansın.saygılarımla,ülkeme ve memleketime rızık kapılarının olması dileğimle.Tekrar selamlar.Ha şunuda unutmayalım uyanıyor bu halk uyanıyor.
mahmut ERDEM -- 13.06.2013 09:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00