BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 12.11.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
163
Dün
:
4716
Toplam
:
17384286
Gözlem Erdoğan BUDAK
DOĞUM GÜNÜ
ebudake@hotmail.com
Hızlı ve kısa nefeslerle adımlarına hükmetmeye çalışıyordu eve giderken.
Evvelki sene başında yapılan asfaltın yanındaki ve henüz tamamlanamayan esik küsük Arnavut kaldırımda yürürken birden gözü öğleden sonra yağan yağmurla topraktan dışarı çıkan solucana takıldı. Toprak suyunu almış adeta dışarı atmış hayvancağızı.. Güneşte yavaş yavaş kurumaya başlayan derisini görüp irkildi ve aklına öğle arası iş yerinin yakınlarındaki, ortamını eski sarı armut lambalarla aydınlatan ve radyoda hep sanat müziği çalan esnaf lokantasında yediği yemeğin ardından alıp kullanmadığı ve belki lazım olur düşüncesiyle cebine koyduğu kürdan gelir.
Bir düğmesi düştü düşecek olan paltosunu iki düğme daha açar, sol elinde tuttuğu alışveriş filesinin kulpunu bileklerine indirdi ve lacivert çizgili koyu gri takım elbisesinin cebine uzatarak kürdanı çıkarır bir kahraman edasıyla...
Eğilir, belindeki ağrıları unutmuştu bile. Solucanı incitmeden kaldırıp hemen yanı başındaki, gövdesini saran toz tabakasından yağan yağmurla yeni kurtulmuş çam ağacının dibindeki toprağa bırakır.
Tam kalkacakken gözü ağaç dibinde yarı kısmı ıslanarak toprağa yapışan gazete küpürüne ilişir.
Sağ üst kısımda belli ki bugünün tarihi olan 10 Şubat 2008 yazıyordu. Gözlerini hafifçe kısarak burnundan derin bir nefes alır..

-Öyle ya bugün! bugün benim doğum günüm. 10 Şubat 1948!
Doğrulduktan sonra nasıl unutabildim diye serzenişte bulunur. Kendi kendine hafif sağ omzunu yukarı kaldırıp indirerek..
Sol elindeki fileye gözü takılır..

-Ne almıştım?
Beş domates, biraz soğan, yeşillik, üç-beş tane turp.
-Tüh şimdi evde hanım doğum günüm için hazırlık yapmıştır. En iyisi karşıdaki bakkaldan biraz kuruyemiş alayım..
Diye iç geçirir.

Hızlı adımlarını biraz daha hızlandırıp karşıya geçmek için hamle edecekken bir ses
-Allah rızası için bir sadaka!
Bir anda durup tüm gövdesini çevirerek arkasına döner.
-Fukarayı nasılda görmemişim.. Halbuki yanından geçmişim.
Ufak bir tebessümle...
Yaşlanıyorsun efendii, yaşlanıyorsun diye mırıldanarak geri döner.
Cebinde hızlı yürüyüşüne tempo tutan birkaç tane demir paranın varlığını biliyordu.
Kafasını yerden kaldırmayan dilenciye cebindeki tüm demir paraları kibarca uzatır.
Derinden bir ses
-Allah senden razı olsun! deyince
-Biliyor musun bugün benim doğum günümmüş deyiverir lunaparktaki çocukların sevinciyle...

Tekrar yönünü yolun karşısındaki bakkala çevirir..
Bu saatlerde araçların çok seyrettiği yoldan karşıya geçmek için tüm dikkatini verirdi her zaman, yine öyle yapar..
Ne alsam ne alsam diye, mırıldanarak geçerken karşıya. Önce bir korna sesi ve sonrasında acı bir fren… Ardı simsiyah..

Gözlerini hafif aralayınca yanı başında boydan boya nakışlı eski bir bastona gözü ilişir..
Kimin bu acaba diye düşünür...
-Elimdeki file ne oldu acaba…?
Allah'ım yardım et diye mırıldanır...
-Hanım perişan olacak…
-Ya bu yaştan sonra yürüyemezsem. Evin geçimini kim sağlayacak.
Uğultular yavaş yavaş netleşmeye başlar..

Bir kadın;
-Vah amcam vah, neden yola bakmadan geçtin karşıya?
-Tanıyor musun? Diyor yanındaki bir adam..
-Evet yan apartmanda oturur. Yalnız yaşıyor. Eşi on üç sene önce sizlere ömür. O gün bu gündür her gün karşı mezarlıkta ki aile kabristanlığına gider bir-kaç saat durur geri döner.
Eşini kaybettikten sonra hafızası bir gelip bir gider. Bazen çocuk gibi kendi kendine konuşur. Garip yalnız yaşıyor…

Çatallı bir şekilde anlatılan bu hikayeyi duyarak acaba yanımda biri mi var , kimden bahsediyorlar? Diye, etrafına bakınır..
Kimse yok!
Gözü sağ eline ilişir. İşaret parmağının sol kısmı ile başparmağı arası nasır tutmuş..
Bu ne izi!…
Derin bir nefes alacak gücü var yok…
Elinde bir kağıt, bir türlü okuyamıyor…
Uzaktan, derinlerden bir ses duyulur.
Bakkal kepenklerini acılı bir sesle indirir…

Ambulans doktorunun gözü adamcağızın elinde sımsıkı tuttuğu gazete küpüründeki tarihe ilişir ve mırıldanır.

-Kepeği tükendi!
Ölüm tarihi : 10 Şubat 2008

***
Erdoğan BUDAK - 10 Mart 2019 - İlk Deneme

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Kemoterapi merkezi !
Değerli Erdoğan abi yazılarının devamını bekliyorum. Fazla arayı açmasak diyorum 5 sene olmuş diğer yorumlarima zaman nasılda su gibi geçip gidiyor.
Mehmet sulayici -- 20.02.2015 00:09
Kemoterapi merkezi !
Yorumunuz İyi günler.. Konuyla ilgili benim de 3 aile tanıdığım var.. hepsi birleşip gidiyorlar.. Ankarada birinin işi aksasa hepsi de sıkıntı yaşıyor.. Bencede mutlaka Yozgata kemotarapihastaları için bir yer faaliyete gecirilmelir.. lütfen ilgililerden ilgi bekliyoruz.. gerekirse imza bile toplarız.. iyi günler...
Mehmet Şanlı -- 03.01.2015 16:23
Sorgun Uranyumu
yazılarınızı cok begeniyorum
Deniz -- 23.10.2014 11:06
Zamanımız yok!
Selam Erdoğan bey günümüz yaşam seyrini güzel irdelemişsiniz dilinize sağlık umarım bundan nasipleniriz sağlıcakla kalın( Günümüzde kahve köşelerinde sandalye tepelerinde zaman öldürmek revaçta )
mahmut erdem -- 10.01.2014 10:57
Eskici
Selam Erdoğan bey yazınız güzel olmuş ,Ataerkil ailelerin yokluk yüzünden nasıl parçalanmak zorunda kaldığının'da umarım bir yazınızda ele alırsınız. YOZGAT'A ailelerin gurbet acısı yaşamadan güzel YOZGAT'TA Kalabilmelerini sağlayacak fabrika ve iş istihtamı'nın olduğu sahaların açılması dileğimle selam
mahmut erdem -- 06.11.2013 11:21
Eskici
Değerli kardeşim Erdoğan Bey’ciğim. Büyükbabanız Sayın İbrahim Karakurt’un şiirlerinden bizlere naklettiğiniz kısımları bayramdan bu yana içim burkularak tekrar tekrar okuyorum. Onun yaşadığı günlerdeki sıkıntıları kısmen de olsa bizlerde yaşadık. Bu yüzden defalarca okuyarak o günleri bir daha anımsamak istiyorum. Hele tatillerde Yozgat’a geldiğimizde tereyağlı çalmalı yufka dürümler, tatil bitip gurbete gittiğimizde bir dilim ekmek üzerine sürülen sana yağı üzerine dökülen toz şeker tezatlarını yıllarca yaşadık. Dileğim, Sayın İbrahim Karakurt’un içten şiirleri ziyan olmasın. Sizin bu şiirlere sahip çıkmanız, en azından köşenizden bizlere aktarmanızdır. Selam ve sevgilerimle.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 22.10.2013 17:20
Öğrencisiyle birlikte ağlayan hoca!..
ben 98 halıcılık mezunuyum hocalarımızın hepsi çok iyidiler ALLAH hepsinden razı olsun.ben bir konuya değinmek istiyorum halı tasarım yarışmalarına neden mezun olanlar katılamıyor. en fazla bir yıl önce mezun olma şartı arnıyor bunu gündeme getirirseniz çok sevinirim sadece ben değil bütün mezunlar sevinecektir.
fatma -- 18.01.2013 00:56
Yozgat Çağrı Merkezi
erdoğan bey yorumlaınızı bekliyoruz
çağrı merkezi -- 11.12.2012 18:57
Yozgat Çağrı Merkezi
gerçekten çok haklısınız sizi her zaman takip ediyorum ve fikirlerinizi çok doğru buluyorum tesekkürler...
0rhan -- 13.05.2012 22:06
Yozgat Çağrı Merkezi
HELAL OLSUNSANA GÜZEL ŞEYLER YAZIYORSUNUZ
HASAN ERCİYES -- 09.04.2012 17:17
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00