BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
357
Dün
:
4633
Toplam
:
14856075
Ezber Bozan Sürur ÖZTÜRK
PROF.DR.HAKKI ACUN'UN ARDINDAN
surur-ozturk@hotmail.com
Yozgat’ın kurucu ailesi olan Çapanoğlu ailesinin son temsilcilerinden, Yozgat’ın yetiştirdiği değerli bilim adamlarından, sanat tarihçisi Prof. Dr. Hakkı Acun’un 15 Ekim 1950’de Yozgat’ta başlayan hayatı, 12 Ağustos 2018’de yine Yozgat’ta son buldu.

“Eğer farklılığınız varsa bir yeriniz var” düşüncesini taşıyan Acun, ömrünü Türkiye’nin, Türk insanının ve bu toprakların medeniyetinin farklılığını, zenginliğini, güzelliğini araştırmak ve ortaya koymaya vakfetmişti. 2017 yılında TRT 1’de yayınlanan “Pelin Çift’le Gündem Ötesi” programında, bu konuda şunları söylemişti:

“İletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte insanlar, artık en uzak noktada en yakın yerleri hemen neler olduğunu öğrenebiliyor; ama her şeyi değil, ilginç olan şeyleri öğreniyor. Biliyorsunuz, bu ilginç olan şeylerin başında da farklılıklarımız gelir. Farklılıklar ilgi çeker. İlgi, bilgiyi doğurur. Bilgi ise paylaşılmak istenir. Paylaşılan bilgi, gelir düzeyimizi artırır ve dünyadaki yerimizi belirler. ‘Peki farklılığımız nedir?’ diye sorulacak olursa; yememiz, içmemiz, yatıp kalkmamız, ürettiğimiz eserlerimiz, dinimiz, dilimiz, edebiyatımız, musikimiz… Yani, ürettiğimiz her şey. Yaşam biçimimiz, farklılığımız. Bir Japon atasözü vardır, der ki farklılıkları vurgulamak için; ‘Başkalarını taklit etmektense, kendimi tekrar ederim’ der. Neden? Farklılığını korumak ister. Eğer farklılığınız varsa bir yeriniz var. İnsanlar da öyledir. Farklıysa fark ediliyor, farksızsa yok oluyor. Kültürler de öyle.”

Hakkı Acun, Kur’ân-ı Kerîm’in Hucurât Suresi’nin 13’üncü ayet-i kerîmesinde Allah’ın “Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık. Tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık” diye buyurduğunu hatırlatarak, “Bizim dinimiz de farklılığımızı vurgular.” demişti… “Farklılıklar, insanları geliştirir; ama fazla etki olursa yok eder” diyerek de birlik ve beraberliğin önemine işaret etmişti.

Pek çok alanda yayınladığı çok sayıda kitabın ve makalenin yanı sıra, “Bozok Sancağı ve Yozgat Tarihi” (Yozgat İli Türk Mimarisi) ile “Tüm Yönleri ile Çapanoğulları ve Eserleri” isimli kitapları ile Yozgat’ın tarihine, mimarîsine ve kültürüne ışık tutmuştu. Şüphesiz, “Anadolu Saat Kuleleri”, “Osmanlı İmparatorluğu Saat Kuleleri” ve “Türk Kültüründe Taşlar” isimli kitaplarında da Yozgat’a dair bilgiler sunmuştu.

Çapanoğlu Büyük Cami’nin restorasyonu, 2009 yılında onun başkanlığında gerçekleştirilmişti. Yozgat Bozok Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’nin kütüphanesine yaptığı bağıştan dolayı, Fakülte kütüphanesine “Hakkı Acun Kütüphanesi” ismi verilmişti.

Geçmişte bazı Belediye Başkanlarının ‘İmar faaliyeti yapacağız’ diye tarihî Tol Çarşı’nın yok olmasına sebep olduklarını üzüntüyle anlatır, Tol Çarşı’nın bir proje ile yeniden eski hâline getirilip, şehrin dokusunun korunmasının mümkün olabileceğini söylerdi…

Binek taşından dinlenme taşına, sadaka taşından yitik taşına, yemek taşından misafir taşına, ezan taşından seccade taşına ve mezar taşına kadar, kültürümüzün farklı boyutlarını taşıyan taşlar hakkında bilgiler verir, o taşların kaldırılıp yok edilmesinin, aslında bir kültürün yok edilmesi demek olduğunu ifade ederdi. İnsanlara iyilik için yapılan bunca taşın muhafaza edilmesi gerektiğini ifade ederken, İslâm inancında yol ortasında karşılaşılan ve insanlara zarar verebilecek olan taşların yoldan uzaklaştırılması tavsiyesini de hatırlatırdı. Bu konuda Yozgat’tan bir örnek vererek, şöyle söylemişti:

“Ben, Anadolu’nun dört bir tarafında okudum. Bir memur çocuğuydum. Bizim mahallenin bir delisi vardı zamanında, Yozgat’ta. Yoldaki, insanları rahatsız eden taşları dışarı atardı. Böyle kenara atardı ve hayret ederdim ona, ‘Bu ne yapıyor?’ diye. Bunun bir hadis-i şerif olduğunu ve delinin bile bu hadis-i şeriften haberdar olduğunu, o kültürden haberdar olduğunu bu şekilde öğreniyorum.”

Prof. Acun, geleneklerin ancak inançla birlikte yaşatılabileceğini belirtir, inanç ayağı kırılan geleneklerin, bir bacağı eksik olan bir masa gibi, ayakta kalamayacağını söylerdi…

Kâbe’deki Hacerü’l Esved taşının bazı parçalarının Türkiye’de olduğunu da halkın bilgisine sunmuştu. Bunlardan birisinin, Kanunî Sultan Süleyman’ın Mimar Sinan tarafından yapılan türbesinin girişinin üzerindeki pencerelerden birinin üzerinde; diğerlerinin İstanbul Kadırga’daki yine Mimar Sinan’ın eseri olan Sokullu Mehmed Paşa Camisi’nin giriş kapısının üzerinde, mihrabının alınlığında ve minberinde; bir diğerinin de Edirne Eski Cami’nin mihrabının hemen yanında kitabesiyle birlikte bulunduğunu, pek çok kişi ilk kez ondan duymuştu.

Prof. Dr. Hakkı Acun, İtalya, İspanya, Hollanda, Yugoslavya (Sırbistan), Bosna-Hersek, Makedonya, Hırvatistan, Kosova, Arnavutluk, Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan, Romanya, Azerbaycan, Nahcivan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Çin, Moğolistan, Ürdün ve Suriye’ de araştırmalar yapmış, uluslararası kongrelere katıldı.

Kamu kurumlarından ve değişik kuruluşlardan 100 ’ün üzerinde teşekkür belgesi ve plaket aldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın açmış olduğu Profesyonel Turist Rehberliği kurslarında öğretim elemanı olarak 2 binin üzerinde öğrenciye ders verdi. Türkiye rehberlerine yaptığı katkıdan dolayı, Ankara Rehberler Birliği tarafından ödüllendirildi.

Çeşitli dergilerde yayın kurulu üyesi olarak yer aldı. 6 belgesel dizinin danışmanlığını veya metin yazarlığını yaptı. 6 yıl Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu asıl üyeliğinde bulundu. Bazı arkeolojik kazıların başkanlığını yaptı, bazı kazı ve restorasyon çalışmalarında proje üyeliğinde bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı 2005 Yılı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü Değerlendirme Komisyonu’nda üye olarak yer aldı.

Pek çok yüksek lisans ve doktora tezini yönetti. Çeşitli ansiklopedilere maddeler yazdı.

“Uluslararası Süleyman Birin’a Ödülü”, “Balkanlar Türk Kültürü Büyük Hizmet Ödülü”, “Ankara Rehberler Birliği Katkı Ödülü” ve “Yozgat ve Çevresi Araştırma ve İnceleme Ödülü”ne lâyık görüldü.

Turkish Studies dergisinin Aralık 2014 sayısı, Türk-İslâm Sanatı ve özellikle
Osmanlı sanatı çalışmaları başta olmak üzere Sanat Tarihi bilimine önemli eserler kazandıran Prof. Dr. Hakkı Acun armağanı olarak yayımlandı.

Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji - Sanat Tarihi Bölümü Başkanlığından emekliye ayrılmış olan Acun, emekliliğinden sonra da çalışmalarına devam ediyordu.

Prof. Dr. Hakkı Acun’un vefatı, Yozgat için büyük bir kayıp oldu. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyorum…

20.08.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Çöven yetiştirip helva ve lokum üretebilir miyiz?
Hocam ben 60 yillarin sonlarna dogru
Tahta kalede bir kuru yemis cide
Calistim o zamanlar coveni Vanin Ercis
Kazasinda kokleri yarim metre yerin
Altindan cikartilir kurutulur ve islem
3ay surerdi ve
Helvacilara satilirdi.

Saygilarimla
Rafet
Adınız ve Soyadınız -- 09.02.2014 13:13
ÖZTÜRK'DEN SESLİ K.ARSLAN YORUMU
Sayın Öztürk, Sizin sesli yorumunuzu dinlemeden önce Sayın Arslana Yozgatın imarı konusunda bir yorum göndermiştim. Görüyorümki tevafuk olmuş. Aynı düşünceler üzerinde fikir birliği yapılmış.Aklın yolu birmiş. Yozgat çevreye yayılmadan önce, Yozgat'ın merkezindeki imarın değişmesi kat farkının yükseltilmesi, az yerde çok insan barındırma gayreti içinde olunması gerektiğini düşünüyorum.Sizinde söylediğiniz gibi, bu durum müteahhitlerin dürümüne yağ olacak. ne var ki, Yozgat halkı da en eski mahallelerin enkaz haline gelmiş barınaklarının altından kalkacak güce sahip değiller.Yozgat'ta imar değişikliği yapıldığı zaman bu şehrin dışarı taşma durumu yirmi yıl daha ertelenmiş olur.Çovalın içindeki buğdayla mı daha kolay başadersiniz yoksa sergideki buğdayla mı?Bir şehir alanını genişlettikçe daha masraflı hal alacağı aşikardır.Şehrin içindeki alt yapı yerine oturmamışken dışarı taştıkça daha bakımsız yollar, ulaşımsızlık, güvenlik,alt yapı,elektrik su sorunları dahada artacaktır. Umarım bunlar gözardı edilmeden karar verilir.Şehri büyütmek çok zor değil. Ofisüstü yirmibeş yıldır yolsuz.ulaşım başlı başına bir sorun. Toki yerleşim mahalleleri yolsuz.Şehri dışarı taşıyıp kendi haline bırakmak, çamur içine batırmak şehri kalkındırmak olmasa gerek. Aydınlattığınızdan dolayı teşekkürler selamlar.
Suzan Susam -- 16.01.2014 20:43
KİM HANGİ MAKAMA GELECEK ?
Çok güzel yazmışsınız..uyuyanların uyanması dileğiyle..
bir garip yolcu -- 16.11.2013 22:31
KİM HANGİ MAKAMA GELECEK ?
Sayın Öztürk,son günlerin en önemli gündemi Suriye olayları ve Türkiye'nin Suriye'ye karşı tavrı, bu tavrın sonuçları, bedelleri neler olacaktır?Türkiye bir oyuna mı getiriliyor? Gündem konusu düşüncelerinizi, gündemi takip eden ve yorumlayan bir yazar olarak yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Allah'a emanet olunuz.
SUZAN -- 29.08.2013 16:16
Hükümeti değil Erdoğan’ı devirmek istiyorlar
Selam ,sayın öztürk bu halkın bir isteği var vatana,çalışanların haklarına ,toplumun duyarlarına ve insan haklarına,saygı yuyulması bunu sizde güzel dile getirmişsiniz .Çalışan emekcilerin işlerine iade işlemlerinin derhal yapılıp halkın çalışma barışı sağlanmazsa ülkemizde huzur olmaz salıcakla kalın.
mahmut ERDEM -- 10.06.2013 08:54
Hükümeti değil Erdoğan’ı devirmek istiyorlar
bu teşhise yorum yok.[ inandırıcı bulmadım. selamlar]
hasan baycan -- 06.06.2013 15:36
Basın işinizi kolaylaştırdı ama farkında değilsiniz...
Siz henüz öğrenemediniz mi, AKP yandaş olmayan hiçbir gazeteyi beğenmez.
ali -- 14.05.2013 16:20
Göçün tek sebebi işsizlik mi?
ellerine ve yüreğine sağlık yine enteresan bir konuyu irdelemişsiniz.yozgat insanında staretejik miyopluk var gibi geliyor bana uzun yıllardır kendilerine söylenen ve vaadlerinlerin peşinden koştular ama söylenen ve verilen sözlerin araştırmak takip etmek gibi bir olgu geliştirilemedi bu sözü verenler bunu sermaye olarak kulladdılar vede kullanmaya devam edeceklerdir nasıl olsa kımse tarafından sorgulanmayacağınadan eminler bu durumdan dolayı tüm gayretler sonuçsuz kalmaya mahkumdur.örnek mi istiyorsunz STK ların bahseddiğiniz vede yazdığınız konu ile ilgili biraraya gelmek gibi bir tutum sergileyecenini hayel bile edemiyorum.
hasan baycan -- 11.05.2013 15:29
Yozgat Blues’da Yozgat yok
Sahipsiz insanların sahipsiz şehri. Çapanoğlu Süleyman Bey’den sonra her dönemde her şekilde kullanıldı. Bazen din ile bazen milliyetçilik ile ama çoğu zaman ağızlara çalınan bir parmak bal ile oyları alınıp sonra kaderine terk edildi. İrfan sahipleri uyan Yozgat diye çırpındıkça uyumakta ısrar eden bir şehir. Şimdi de Çerkez Ethem filmi ile birkaç kişinin menfaatı uğruna yine ağızlarına çalınacak bir parmak bal uyutulmaya çalışılıyor.Kellim kellim la yenfa.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 15.04.2013 11:14
Sessiz çınara vefa
ben yozgat gazetelerini ve internet sitelerini devamlı takip ederim.İlk defa kıskançlık duygularını bi yana koyarak tamamen iyi duygularla ve hiç bir abartıya kaçmadan kuddusi beyin de işaret ettiği gibi bi meslek büyüğünün hakkını teslim eden bi yazıya rastladım.eğer yozgatlılar birbirlerini kıskanmaz da böyle birbirlerinin hakkını teslim ederse o zaman zihniyetini düzeltmiş olur..kıskançlık yozgatlıyı perişan ediyor.hepimizin birbirini desteklemesidoğruları anlatması lazım. Yani sizler gibi..tebrik eder,saygılar sunarım.
turan -- 17.03.2013 14:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00