“Hele güzel çamlığınızda mutlaka kalmak isterim”
3 Şubat 1934 / K.Atatürk Şair N.Nefesli’nin “Bahar erdi yine Çamlık / Burcu burcu kokar mısın?” dizeleriyle değindiği çamlığımıza mevsim gereği yine kavuştuk. Bir yazarın “Çam ki ağaçların en necibi. Her vakit yeşil, her vakit reçine kokulu çam. Gözlere ziyafet, ruhlara ferahlık ve ciğerlere şifa olan çam.” Tasvirini yaptığı çam için bir başkası da “Git çamların Aguşu tenhasına / Arzuhal et Halik-a / Sen söyle orman söylesin” övgüsünü esirgemediği güzelim çamlardan oluşan Atatürk’ün köşk yaptırıp kalmak istediği çamlığımızın hayranlarından Abbas Sayar da, “Çamlığın içindeyiz çok şükür / Bütün tesellimiz de bu zaten / Bir çamlıksız Yozgat bize göre, / Olsa da hoş olmasa da.” der. Çamlığa hayranlık bu kadar da kalmamış Yozgat halkının hayal gücü, Koyun Baba’yı ziyaret edip, Suluca Karahöyük’e giden Hacı Bektaş-i Veli’nin yolunu çamlığa düşürüp ilk çam tohumunu attırır. Bir bakarsın Kerem’i Aslı’sını aratırken çamlığa uğratır. Bulamayınca bir çam diktirip “bu çamdan nice çamlar filizlensin, bir koruluk olsun, sazlar sözler bizi söylesin” vasiyetini yapar. Karacaoğlan da Elif’ini çamlığın yeri olan Bozkır da ararken tepenin başına bir çam fidanı diker “dilerim Tanrı’dan çamından çamlar üresin, Yozgat’ın tüm aşıkları kavuşsun. Sarı saçlı, yeşil gözlü kızları olsun” duasıyla çamlar üretip bugünkü çamlığı oluşturur. Bilhassa mor menevşesiyle, soğuğa ve kuraklığa dayanıklı, eşi ve benzeri az bulunan karaçamıyla ünlü çamlığımız ister tepede bulunan Sarıbaba’nın yüzü suyu hürmetine, ister Yozgatlı’nın bedi-i zevkine düşkünlüğünün bir sonucu olarak korunmuş olsun, ekserisi Yozgat’ın Nohutlu mahallesinden yetişen şairlerin tümü Çamlık’tan ilham alarak, çamlık’la haşir neşir olmuşlar ve kaderine küsen Sürmeli Bey’e, beş çamların altını mesken tutturup Sürmeli dizelerini söyletmişler : “Çamlığın yolları bükülür gider / Siyah saç arkaya dökülür gider / Bir yiğit de sevdiğini almazsa / Mahşerece beli bükülür gider *** Çamlığın ardında laleler susuz / Annemden ayrıldım babamdan öksüz / Diyar-ı gurbette kanatsız kulpsuz / Gel yarim yaramı sar garip garip *** Çamlığın ardında kar dişli dişli / Yarimden ayrıldım gözlerim yaşlı / Bir yüzük yaptırdım cevahir taşlı / Takın parmağına yadigar olsun” Yerlisi böyle de , taşralısı çamlığa hayran olmamış mı? Örneğin Arif Nihat Asya, “Yelpaze, yelpaze çamlıklarında / Eser rüzgar, küfür küfür yorulmaz. / Diktiği beş çamın altında Kerem “Aslı’m gelecektir ” der durur... Yorulmaz.” dizeleriyle Kerem’e çamlıktan gönderme yapar. Öte yandan 10 Eylül 1930 günlü Yozgat Gazetesinde, Samsun avukatlarından Hasip, “Yozgat’ın tabii varlığı çamlık, bir şahika ki Yozgat’la karşa karşıya, zirvesi ve etekleri sık yüksek köklerinden itibaren ebediyyen bir hılkat-ı hadra ile donatılmış, cesim bir çamlık. Gece gündüz Yozgat’a sıhhat ve hayat püskürüyor. Çamlığın içinde sayısız köşkler, abu hayat aktaran sayısız çeşmeler, işte Türkiye’nin İsviçre’den daha güzel bir parçası. Yazın hararetinden basıcı, ezici tazzik nesiminden Avrupa’lara kaçan ailelere Yozgat’ın bu dünya güzeli çamlığını tavsiye ederim. Ben değil bütün dünya doktorları görse onlar da bu tavsiyede bulunurlar. Belediye başkanı bey’den temenni ederim ki Yozgat’ın bu meşhur çamlığının bütün Türkiye’ye , Bütün Dünya’ya fotoğraflarını göndererek ‘Dünyanın en güzel köşesi’ diye ilan etsin ve ne kadar hizmeti varsa sarfederek çamlığa tebdili havacılar, turist celbine muvaffak olsun. ” Önerisi ve övgüsünü yaparken Kemal Ayder de 01.10.1952 günlü Vatan Gazetesi ekinde “Anadolu’nun ortasında nefis kokulu, serin gölgeli, göz alabildiğine uzanan çam ormanın kıymetini tayin edememek saflıktır. Bir mesire ve şifa yeri olan çamlığın üzerine Yozgatlılar titremelidir” der. Turizm uzmanlarından Comm Armando Riddelli 1958 yılında Çamlığı şöyle över ; “O canım yoldan tırmanıp ormana çıkıldığında dillere destan olmuş Uludağ ormanının Yozgat Ormanı yanında sönük kaldığı hayretle izlenir. İnsan bu kadar güzellik karşısında hislerini ifade edecek kelime bulamıyor. Yalnız şunu söylemeliyim ki asırlık yüzlerce ağaca yüksekten aşağı doğru bakınca insana bu kadar muhteşem güzelllikler içinde, bu gibi yerleri gezip görmediğine üzüntü vereceği kanısı geliyor. Yozgat’ın yakında Türkiye’nin en görülmeye ve gezilmeye değer bir mesire yeri olacağı şüphesizdir...” Böyle denmiş böyle övülmüş çamlığımıza hayranlığı yine bir dize ile bağlayalım. “Yolun uğrar ise çamlık beline / Dertlilerin deva bulduğu yerdir. / Bizden selam olsun Yozgat iline / Yiğitlerin harman olduğu yerdir.” 50 yıldır açılamayan orman müzesi Bu kadar övülen bu kadar özlem duyulan çamlığın ilk milli park oluşuyla gazino yapıldı, yan yollar açıldı, olan yollar ıslah edildi, çeşmeler düzenlendi ayrıca Yozgat’ın seçkin ustalarından Şaban Usta’nın yapımını üstlenip tavanını çakarken düşüp belini kırdığı müze binası yapılmıştı. Gel gelelim devletin bu kadar para harcayarak yaptırdığı binanın orjinalliği bozularak maksat dışı kullanılmasından başka, hestesine hüstesine bir de kiraya verilerek yanmasına sebep olundu üstesine. 50 yıldır yazmalarımıza söylemelerimize rağmen nedense ilgililer Orman Müzesinin açılışını yapmadılar. Artık açılmayışının gerçek nedenini söyleseler de biz de ümidimizi kessek olmaz mı ?
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||