Şu anda
:
152
Dün
:
4775
Toplam
:
5070302
|
 |
|
|
Bakış Açısı |
Serhat ÜNSAL |
| Bir Şehir Ölüyor Bir Biz!... |
| yozgatgazetesi@yahoo.com |
Büyük İslâm düşünürü İbn Haldun’un Mukaddime isimli dev eserinde; “bedavet” ve “hadaret” eksenli bir tasnife dayalı olarak, medeni olmanın “olmazsa olmazı”; çöllerden, dağlardan, yaylalardan, küçük kabile grupçuklarından, köylerden, mezralardan şehirlere, şehrin disiplinine , kurallar sarmalına, hiyerarşisine dahil olmak ve normatif yaşam biçimine geçmekle gerçekleşebileceği fikri uzun uzun anlatılır … Konu, bütün veçheleriyle; Aristo’nun “Site Devleti” teorilerinden günümüze, neredeyse 2500 yıldır; medenileşmek , modernleşmek ana başlığı altında tartışılmaya devam edilmekte; sosyoloji başta olmak üzere, antropoloji, morfoloji, arkeoloji, tarih, siyaset bilimi, hukuk… gibi bir çok disiplinin konusu olmaya; farklılıkların çeşitlenmesi, ihtiyaçların artması, bireyin öne çıkması, bağlı olarak da; yeni bir hukuk, toplum sözleşmesi, devlet, meşruiyet, siyaset, iktidar etme biçimi, ideolojiler gibi alt başlıklarla da; arayışlar, öneriler bağlantılı; mimari, şehir planlaması, çevre, mühendislik alt disiplinlerinin de Neredeyse tek uğraş alanı denilebilecek bir derinliğe sahip bulunmakta… Her şeyin, yukarıda, kısmen saydığımız disiplinler dahilinde, sürekli yeniden formatlandığı; etik, estetik kaygıların da bu süreçlerde önemli ve vazgeçilmez üst yapı kurumları olarak yerlerini muhafaza etmesi gerekliliği de dikkate alındığında, yaşadığımız şehirlerin tam mânası ile bir vahamet arz ettiğini söyleyebiliriz… Bütün bunlarla birlikte, İslâmi literatürde, medeniyet kavramının ; Medine’den geldiği, Medine’nin ise, şehir demek olduğu, harc-ı âlem bir bilgi olarak kendisini sürekli hatırlatmakta… Anadolu coğrafyasında, Osmanlı mirası ve ilk dönem Cumhuriyet (1923-1950) inşası; Amasya, Tokat, Sivas, Yozgat, Bursa, Manisa, Konya, Kastamonu, İstanbul gibi… bio-sosyal ihtiyaçlarının karşılıklarının bulunduğu, özgün kültürlerin teşekkül ettiği, hiyerarşilerinin kademelendirildiği… irili ufaklı bir çok şehir vardı. Ya şimdi? Heyhat demekten kim alıkoyabilir kendisini ? Biz, nesil olarak, (bugün, 60’ına merdiven dayamışlar…) oluşmuş şehirlerimizin , nasıl tekrar köyleşme sürecine girdiğine ve şehre ait olan her şeyin ; savrulup , tarumar edildiğine şahit olanlar… Bizler ne yaptık bu süreçte; şehirlerimiz haraç-mezat satılırken işporta tezgahlarında, bezirgânlar kol gezerken mahallelerimizde, sokaklarımızda... Ne yapabildik? Hiç, hiçbir şey yapamadık ve hâla da yapmıyoruz… Günâh çıkartmak kâbilinden değil, sadece, şahitlik yapmak, tarihe not düşmek adına,derkenar olmak için zamana, yaşanan süreci; yozlaşma, kokuşma, çürüme, yok etme, şehirli vurdumduymazlığının, biraz da çekinik, az biraz da; aymaz, bencil, menfaatçi, oportünist, arızalı yanına vurgu yaparak yazmaya çalıştığımız şiirin bir yerlerine sıkıştırdık... YOZGAT’I yazdık, doğduğumuz, büyüdüğümüz, mensubu olmakla övündüğümüz Yozgat’ı; nasıl öldüğümüzü, öldürdüğümüzü, içerisinde yaşayan birisi olarak; şahit olduklarımızı, sorumlu tutulmamız gereken, sorumlu olduklarımızı, hepimizin, tek tek ve bir bütün olarak, bu kâtliamdan, bu kâtl’den cürm-ü müşterek olarak yargılanmamız gerektiğini itiraf ettik bir bakıma… Kararı tarih verecek, ama, lehimize vermeyeceği kesin. Umalım ki, bugün, bizim hafifletici sebep olarak kabul ettiğimiz gerekçelerimizi, tarih de kabul etsin!
BİR ŞEHİR ÖLÜYOR BİR BİZ
1 Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; “Soğluğ’un” başında bir acı duman, İmbiğimiz, gül dalından olsa da buram buram buhurdan; Türkülerimiz devriliyor; kaval artığı,saz boyu… Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Eski bir tamburda”mahur” ve içli bir “hicaz” boyu… ¨¨¨ Köşe başı bir ev ağlıyor panjur panjur Bahçe duvarlarında intihar ağzı. Seyrederek “Beş Çamlar” üstünden kayan yıldızı… Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Erguvanlarda feryâd, akasyalarda figân, bademlerde sızı… ¨¨¨ “Un pazarı”,”Üzüm pazarı””Arasta”… Medrese’den Tekke’ye, Tuzkaya’ya… Kemer kemer, sütun sütun, sokak sokak hep yasta… “Şekerpınar” öfkeli,”Camızlık”, ”Çırçır” buruk, Ağlamaklı “Kule”,boğazında hıçkırık… Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Dışımız gülse bile, her yanımız kötürüm, içimizse kıp kırık… 2 Kuşlar küstü önce; serçeler, güvercinler,kargalar… Geçmiş bir hatıra şimdi Lise boyu gezinti Genç yumruklarımızla bilmeden” morarttık!” muhabbeti, Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; İndi baştan tepsiler, kırıldı kâse, döküldü “nişan şerbeti”… ¨¨¨ “Çarşamba Kızları” gelmiyor sinemaya, “Çıkış Delikanlıları” cırtık ve yırtık-pırtık Çocuk seslerimiz gurbet edeli çok oldu; Köşe başlarında “dalye” oynanmıyor artık, “Hotam tuzlu”,”kömen” ve “bilye”, giderek “moriz” Ve son “karsapanımızla” bıraktığımız iz, Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Sanki akındayız, sayki , ok yemiş birer yeniçeriyiz… ¨¨¨ Gitti gider duvar dibi sohbetler… “Çiğdem çiğdem çiçecik”; yağ,bulgur unuttuk Son mektupla göçtü sonbahar ablaları… Adreslerini pastırma yazında kuruttuk. Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Sanki, “dokuz taş günü” böyle bir niyet tuttuk… ¨¨¨ “Sırasöğüt ”,söğüt hasretinde bir Salıpazarı, “Hastane önü” incir fakiri bir sarı… Kovaladığımızdan beri Tefçi İsmail’i, Ve Boğos Kalfa’yı hem; Artin’i, Aliksan’ı… Şeyh’imiz bize küstü, öptürmedi elini Yok ettik diye gökkuşağını, açtık diye mahremini… Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Dağıttık “duşkasını”,”sumsukladık” belini… ¨¨¨ Temcit pilavlı, iftar ikrâmlı, badem şekerli… Top sesleri sustu susalı peksimet yavan. Ve telteli çekilen gecelerden artakalan; İncir uyutmalı, taş kadayıflı, arabaşılı Helle çorbalı, hasideli, papara bakışlı… Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Dirimiz eciş bücüş, ölümüz yakışıklı… ¨¨¨ Son faytonla gitti Durak Ağa ve İhsan Paşa Salepci’siz kaldı çarşı,”tatlı mayasız”… Çümbüşsüz çiftetelli, Cezayirsiz uğurlama Ve Kel Hasan’sız kurabiye çıktı çıkalı; Halet’siz artık, Gülkız’sız, Şahinde’siz şakalar Kırıldığından beri havalar, bozulduğundan fiyakalar Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Omzumuzda fötr fakiri bir baş, buruşmuş gömlek,kolasız yakalar… “Soğuksu’dan””Kumdöken”e yirmi dört ayar Yok artık suları yıkayan o “Dursun Dede”, Ve Naneci Memet gitti gideli cezbe’den, Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Nefes nefes,can can,beden beden… 3 Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Nohutlu Nohutlu, Çamlık Çamlık… Söküldü arnavut kaldırımlar, gitti iskârpinli beyler, Çapanoğlu başta, Başçavuşlar, Ulusoylar, Bilecenler… Hacı Rıfat’lar derken, Terzi İsmail’ler, Zengin Emir’ler “Yılkı” da kaldı Abbas, Kara Durak külhan’da Eryaşar’dan Özsümer’e, Dündar’dan Karslıoğlu’na Ve Deli Üsüyün’e… anı yumak her yanda; Çelebi’siz kaldık, Irgatoğlu’suz, Çopur Bahri’siz… Biz , Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Çoğalıyor azalmışlığımız, renklerimiz kimsesiz… ¨¨¨ Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Sustu salonlarda ud sesi, salındı yana eller Kırıldı ortasından “nalinnim”, kırıldı çifte teller, Kaşı rastıklı, gözü sürmeli,üç etekli güzeller Suzinâk bir fasılla düşlere konduğundan beri, Ve Yozgat ,“Yozgat’ta, Yozgat’lısız” kaldığından beri Ağızlar doldu küfür, bakışlar hodbin, bakışlar dökük Argo sardı her yanı; çirkin mi çirkin, kaba mı kaba… Biz, Yozgat’ı birlikte ve hep ölüyoruz; Bir yanımız gecekondu, diğer yanda tezek tezek köy, Ve büyür gider, büyür gider içimizde “haldır hayat” kasaba…
|
| Temel soru ve İsrail saldırısı |
| üstad tahlilleriniz hakkaten mantıklı.size harfiyen katılıyorum.sağolun ,varolun.. |
| reha -- 15.06.2010 08:03 |
 |
| Temel soru ve İsrail saldırısı |
| Sayın A.Baki Benik,Sayın Serhat Ünsal beyin Temel sorun ve İsrail saldırısı makalesine gönderdiğiniz yorumunuz ibret alınacak bir yazı olmuş.Şahsım adına teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum. |
| ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 12.06.2010 13:48 |
 |
| Temel soru ve İsrail saldırısı |
ABD Yahudi Kongresi tarafından verilen cesaret madalyası kime verilmiştir?, "Bu madalyaları alan birinin Gazze katliamı edebiyatlarını yapmasının zerre bir değeri ve inandırıcılığı olurmu."
ABD Yahudi Kongresi'nce verilen cesaret madalyasını kabul ettiği için Tayyip ERDOGAN, dünya Musevi örgütlerinin çatısı olan ABD Yahudi Kongresi'nin sadece Siyonist önderlere layık gördüğü cesaret madalyasını kuruluşundan beri ilk kez bir yabancıya vermiştir ve bu kişi de Recep Tayyip Erdoğan dır."2001 yılında, yani AKP'nin kuruluş aşamasında Abraham Foxman İstanbul'a gelmiş, Erdoğan ve Gül ile gizlice buluşarak Dünya Yahudi Cemaati'nin AKP'ye vereceği desteği taahhüt etmişti. İşte bu gizli buluşma Star Gazetesine manşet yapılmış. Buradan hareketle bu madalyaları alan birinin Gazze katliamı edebiyatlarını yapmasının zerre bir değeri ve inandırıcılığı olamaz."
Tayyip Erdoğan'ın, bu ödülü iade etmesi gerekmez mi?"Amerikan Yahudi Konseyi'nden Yahudi Cesaret Ödülü'nü alan Yabancı sadece Tayyip Erdoğan'dır.
Ateist'e, dinsize, Yahudi'ye, Rum'a, Ermeni'ye ve vatan hainlerine gelince saygıda kusur etmeyip, nazik konuşan bir şahıs ; ama söz Türklük, vatan, milliyetçilik, ulusalcılık bölünmez bütünlük diyenlere karşı tahammülsüz, olabildiğince sert ve hakarete varan sözler söyleyip kendini eleştiren gazetelerin okunmamasını TV'lerin seyredilmemesini isteyebilecek kadar kontrolünü kaybeden öfke kusan bir Başbakan." Hani nerde Mücahitlerin !!!
Abluka altındaki Gazze'ye insani yardımların İHH aracılığıyla götürülmesi sizce uygunmuydu?Hani nerde akıncıların?, "Bu ülkenin resmi yardım örgütü olarak Kızılay var. Eğer Türkiye, başka bir ülkeye yardım yollayacak idiyse; öncelikle Kızılay devreye girmeliydi."
Bakara ve Maide Surelerindeki gayrimüslimlerle ilgili ayetler de, İsrail'den dost olmayacağı bu mübarek ayetlerde açıkça belli değilmi, "Madem 4 büyük kitabı okuduğunuzu beyan ediyorsunuz bu ayetleri de bilmeniz gerekirdi. Yahudilerin vermiş olduğu cesaret madalyasını evinin en müstesna yerinde muhafaza edenler 70 milyon Türk insanını maceraya atmaya hakları yoktur." Aslında sözün bittiği değil bence sözün başladığı yerdeyiz.sanki üzerimizde ölü toprağı var suskunuz nedense.Mucitler sessiz kalmış mukallitler baş köşede.Mukallit yani taklit eden takiyye yapan Özün asılın yerini tutabilirmi.Allah bu milletin sabrını korusun.Bırakın siyaseti Toplu atsın hep yürekler Tüm TÜRK milleti birlik olsun beraber olsun,Rahmet yağsın bereket dolsun ülkemize.Bize bizce düşünmeyen liderlerden faide gelirmi.Bizi bölen bizden olamaz.Kardeşi kardeşe düşürmek isteyen elbette yalancıdır yabancıdır bize.Eğer gerçekten samimi isen al taraftarlarını yanına görelim mücahitliğini.Git nasıl gidiyorsan israile.Al o topraklar senin olsun yetermi?Yarın ahirette bir müslüman olarak gerçekten sizlerden davacıyım.Tabiiki gerçekten sizde samimi müslümansanız?
Ey TÜRK MİLLETİ TİTRE VE KENDİNE DÖN.YÜCE ALLAH DİLEMEDİKÇE TÜRK SOYUNU YIKMAYA VE YOK ETMEYE HİÇ BİR KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEKTİR.
SAYGILARIMLA. A.Baki BENİK
|
| A.Baki BENİK -- 10.06.2010 00:09 |
 |
| CHP kurultayı ve komplo teorileri üzerine |
| baykalın gidişi chp ye değişimi getirmiş ve kılaçdaroğlu ile chpye moral kazandırmıştır.Bence Akp' iktidarına alternatif olacaktır chp diye düşünüyorum.saygılarımla.. |
| kürşat -- 25.05.2010 08:26 |
 |
| 2010 Yozgat'ın dan 2050 Yozgat'ına |
| serhat bey,artık şunu anlayın bu yozgatta yaşayan insanların yozgatla ilgili ne bir hikayeleri ,ne de birk dertleri var..herkesin derdi sadece küçük ticaret,küçük rantlar..onun içün beklemeyin ylozgattan etki,tepki... |
| kadir -- 16.05.2010 18:04 |
 |
| Yozgat tarihine bir derkenar |
| yozgatta kaç kişi yozgadın bu gerçeklerinden haberdar?bence hemyehrilerimiz gerçek bir alemde değil,sanal bir alemde geziyo da haberi yok aziz hemşerim.. |
| demir -- 08.05.2010 08:47 |
 |
| Yozgat tarihine bir derkenar |
| hocam işte benim tezim doğru çıkıyor sizin neden siyasetin içinde olmanız gerektiğini bu yazınızda zaten belli ediyorsunuz bizler yıllarca yozgatı tanımayan insanlara bunu anlatamadık yasaklı olduğunu falan filan olduğunu artık tüm türkiyeye belgeleri ile çıkıp alnımızdaki bu kara lekenin silinmesini sağlaması lazım SAYGILARIMLA Ankaradan Orhan çifci |
| Adınız ve Soyadınız -- 29.04.2010 11:47 |
 |
| Dile gelen Anadolu… |
| hocam bu bilgi birikiminizi keşke siyasetin içinde kullansanız çünkü sizin gibi insanlara bu ülkenin ihtiyacı var saygılar |
| orhan çifci -- 22.04.2010 15:35 |
 |
| Dile gelen Anadolu… |
| Böyle Mükemmel bir yazı yazmakta sana yakışırdı kardeşim.Sen Yozgat' ta değeri gerçek manada anlaşılamayan ve bu toprağın yetiştirdiği nadide bir çiçeksin. |
| Sadri Özaslan -- 01.04.2010 12:26 |
 |
| Dile gelen Anadolu… |
| serhat hocam,yazılarınız çok derin,bilmem kaç kişi felsefe dünyanızın derinliklerinde dolaşabiliyor bilmem ama ben sizin derinlğininizi farkediyorum onun için de hep sizi okuyorum.hürmetlerimle |
| ferhat -- 28.03.2010 11:08 |
 |
| YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI |
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI |
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz |
| Tel : 0 (354) 212 46 46 |
Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com |
FAX: 0 (354) 217 45 45 |
|
|