BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
247
Dün
:
4633
Toplam
:
14106544
Gündem Osman Hakan KİRACI
Geçmişten bugüne “Beset” hikayesi
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Finali nasıl tamamlanacak bilemiyorum.
Ama Yozgat gündeminde bugünlerde sıkca konuşulduğu için şu bizim Yozgat’ın kronikleşmiş hikayelerinden biri olan “Beset” hikayesini gözlemlerimiz ışığında bir de ben anlatmak istiyorum size...
Aslında “Beset” hikayesi de Yozgat’ın tarihten bugüne kadar yaşadığı hemen hemen Yozgat kamuoyunda aylarca ve yıllarca tartışılan her senaryo gibi,hem trajik,hem de ibretlik bir hikayedir.
Yozgat’ın makus tarihine not düşebilmek adına gerçekten yaşanmış “Beset” hikayesini bir kere daha birlikte hatırlamakta yarar görüyorum.
Gelelim,hikayemizin özetine…
¨ ¨ ¨
Tarih; 80’li yılların sonu veya 90’lı yılların başları.
MHP’nin Yozgat Belediyesinde iktidar olduğu ve rüzgarının tüm şiddetiyle estiği, yanlış hatırlamıyorsam galiba 1991 genel milletvekilliği seçimlerine yaklaştığımız günler.
1989 yerel ve 1991 genel seçimleri öncesinde MÇP ( o günkü MHP’nin adıdır) Yozgat halkının karşısına büyük bir vaadle çıkıyor.
Yozgat’ta hayvancılığı geliştirmek ve işsizliğe de kısmen çözüm bulabilmek amacıyla Kırıklı mevkiinde dev bir “Et –entegre” fabrikasının kurulacağını ilan ediyor.
İşin güzel yanı, dev tesiste en az 500 kişinin çalışacağı ve ayrıca ”Yap - İşlet - Devret” modeliyle kurulacağı da açıklanıyor.
Seçim propogandalarında ve beyannamelerinde deniliyor ki;
“Fabrikayı Fransız DRE fabrikası kuracak.. 10 yıl Belediyeye kira bedeli de ödenmek şartıyla çalıştırılacak.. Burada kesimi yapılacak et ürünleri Ortadoğuya bile ihraç edilecek.. 10 yılın sonunda fabrika bedelsiz olarak Belediyeye devredilecek. Yozgat Belediyesi bu sayede firmaya tahsis edeceği sadece bir arsa karşılığında koca bir fabrikaya bedavadan sahip olacak“
Bu güzel vaadin söylendiği dönemde MÇP, 1991 seçimlerine RP ve IDP ile oluşturulan o malum kutsal ittifakla giriyor.
MHP lideri merhum Alpaslan Türkeş ise Yozgat’tan liste başı adayı olarak milletvekili seçiliyor.
Belediye bu arada yani seçimlerden önce kısa adı “Beset” olan “Belediye Et ve Süt Ürünleri ticaret ve sanayi anonim şirketi’ni”kuruyor.Sonra fabrikanın kuruluş hazırlıklarına başlanıyor. Beset, Mazhar-Mühür ltd.şti aracılığıyla Yap - İşlet - Devret modeli çerçevesinde Fransız Danto Roocat Enteprise firması ile sözleşme imzalıyor.
Öte yanda 1991 seçimlerinin hemen ardından kurulan DYP-SHP koalisyon hükümetinin üçüncü bacağını oluşturan MÇP’nin lideri ve Yozgat milletvekili merhum Alpaslan Türkeş, Beset’in temel atma törenine dönemin Başbakanı Tansu Çilleri davet ediyor.
Çiller ve Türkeş, 1994 yılında Beset’in temelini birlikte atıyor.Dev tesisin inşaatına törenle başlanması Yozgat’ta adeta bayram sevinci yaratıyor.
Fabrika 3 yıllık süreçte 163,7 milyon Fransız frangı ( o günkü kura göre , 39 trilyon lira veya 28,5 milyon dolar ) harcanarak tamamlanıyor.
Ama bu süreçte yıllar sonra öğrendiğimize ve iddialara göre,fabrika sözleşme hükümleri değiştirilerek Yap-İşlet-Devret modeliyle değil, Belediye bir tür IMF modeliyle borçlandırılarak inşa ediliyor.
IMF modelini örnek vererek vurgulamak istediğim şu : Hazineye borçlandırılan Belediyenin dış kaynaklı hazine kredisi, hem yüksek faizle, hem de kur garantisiz (değişken) faizle temin ediliyor.
İşte,bu vahim kredi anlaşması neticesinde de Yozgat Belediyesinin kucağına bırakılan ve 1997’de ( 163,7 milyon Fransız frangı,39 trilyon türk lirası ve 28,5 milyon dolar) olan borç,yüksek faizin işlemesinin yanı sıra 2001 krizindeki anormal kur dalgalanmasıyla 6 yılın sonunda 79 trilyon Tl’na (52 milyon dolara) fırlıyor..
Ve bu arada, o malum sözleşme hükümleri değiştirilmiş olmalı ki; fabrikayı kurup işletecek ve 10 yıl sonra da Belediyeye devredecek olan firma Hazineden krediyi aldıktan sonra sırra kadem basıyor.
Fabrikayı çalıştırmayı gözüne kestiremeyen Belediye, Beset’e işletmeci arıyor. 2000 yılında % 25 yıllık kar payı karşılığında PINAR Anadoluya kiraya veriyor.
Peşinden seçimler geliyor. 2003’de genel, 2004’de de yerel seçimler öncesinde gündemin en önemli konusunu yine BESET oluşturuluyor.
Tam o günlerde Beset’in Hazineye olan ağır faturasının taksitlerini ödeyemeyen Belediyenin bütün mal varlıklarına haciz konuluyor.
Belediye haciz şokunu yaşarken 2003 sonbaharında genel , 2004 ilkbaharında da yerel seçimler kapıya dayanıyor.
AKP’nin listebaşı milletvekili adayı Beset’in mimarlarından Mehmet Erdemir, Belediye Başkan adayı da Yusuf Başer oluyor..
Ak partinin bütün adayları ve sorumluları seçim kürsülerinde koro halinde bakın ne diyorlar ;
Şimdi de o sözleri hatırlayalım:
“Belediyenin sırtındaki bu ağır borç yükü ile haczi ancak iktidar kaldırır.Muhalefet partileri hiçbir şey yapamaz.Belediyeyi borçtan ve hacizden kurtarmak için oylarınızı AK partiye vermeniz gerekir”
Ve Yozgatlının oyları Ak partiye akıyor, her iki seçimde AKP adına zaferle noktalanıyor.
Peki, AK parti’nin iktidarda olduğu ve rüzgarının estiği seçimlerin ardından 6-7 yıllık süreçte ne yapılabiliyor ?
Ak parti iktidarı, Türkiyedeki bütün Belediyelere yaptığı gibi, Yozgat Belediyesinin faizlerle daha artan ve 80 trilyon lirayı aşan hazine borcunu da yapılandırıyor.
Yeni yapılandırmayla birlikte Hazinenin Belediyenin mal varlıkları üzerindeki haczi kaldırıyor. Ak Parti iktidarının Yozgat Belediyesine en büyük iyiliği haczi kaldırmak oluyor.
Haciz kalkınca da Belediye bir kısım borçları ve personelin maaşlarını ödeyebilmek için kentte para edecek ne kadar arsası varsa çoğunu satıyor..
Satıyor ama borçları bir türlü kapatamıyor..
Belediye, Hazine, Tedaş, Maliye, SGK ve diğer kurumlarına olan borçlarla bunalıyor.
Hazineye Beset’ten dolayı 65 milyon (trilyon) borcu kalan Belediyenin Maliyeye de 12 milyon (trilyon )borcu bulunduğu bildiriliyor.
Yine bir şey satmak gerekiyor ki; görülen lüzum üzerine Beset’in et ve süt entegre tesisi elden çıkarılmak isteniyor.
Satışına karar verilince “Daha uygun rakama satılır”diye Et-Balık Kurumuna öneriliyor.
Tarım Bakanı tesisi incelemek üzere Yozgata geliyor.
Edinilen bilgilere göre, Belediye ile Et-Balık Kurumu arasında mutabakat sağlıyor.
Ama ,anlaşma nasıl sağlanıyor ?
Bilinmiyor..
Yozgat kamuoyunda Beset’in hazineye olan 65 milyon (trilyon) borcuna karşılık satılması bekleniyor.
Ama buna karşın kamuoyunda farklı söylentilerde dolaşıyor. Deniliyor ki;
“Beset, 65 milyon lira etmez. Zaten çok pahalıya maledilmiş, etse etse bugünkü değeri 15 milyon liradır. Et Balık Belediyenin 12 milyon lira Maliyeye olan borcunu ödesin. Beset Maliye borcu ile takas edilsin. Bu iş bitirilsin”
Böyle söyleniyor. Dahası,Belediyenin Et-Balık Kurumu dışındaki hiçbir yerden Beset’i işleten Pınar’a dahi fiat teklifinde bulunmadığı ileri sürülüyor.
¨ ¨ ¨
Ve nihayet, Yozgat’ın “Beset” hikayesinde sona yaklaşılıyor. Öyle anlaşılıyor ki; bayramdan sonra Beset’in finalini hep birlikte seyredeceğiz.
İşte böyle... Bilmem anlatabildim mi şu bizim meşhur Beset hikayesini ..
Ne ilginç, ne trajik, ne ibretlik bir hikaye değil mi ?
Yozgat’ta bundan 20 yıl öncesinin siyasi aktörleri bir seçim vaadi olarak yap-işlet-devret modeliyle bir fabrikaya kurmayı planlayacak..
Projenin mali boyutu sonradan IMF modeline dönüştürülecek.
20 trilyona maledilecek fabrika Yozgat’lıya 39 trilyona fatura edilecek.
Sonu düşünülmeden alınan IMF modeli kredi yüzünden dış kaynaklı Hazine borcu 79 trilyon liraya yükselecek.
Eğer söylentiler doğru ise 65 trilyon lira borcu kalan koca fabrikayı kiralık çalıştıran Pınar’dan teklif alınmaksızın doğrudan Et-Balık Kurumuna Maliyenin borcunu kapatmak için 12 trilyon liraya veya bu civarda bir rakama satılmasına rıza gösterilecek.
Sonra da bu tesisten bakaye kalacak 50 küsur milyon lirayı da yine İller Bankasından Yozgatlı’ya hizmet verilmek üzere gönderilecek aylık ödeneklerden yapılacak kesintilerle ödetilmesine olanak sağlanacak .Açıkcası bu Beset hikayesinin ağır bedeli endirek yollardan yine Yozgatlıya ödettirilecek..
¨ ¨ ¨
Ne enteresan bir hikaye değil mi (!)
Ve de ne güzel bir memleket değil mi bu bizim memleketimiz (!)
Halkının seçim dönemlerinde figüran olarak kullanıldığı ,siyaset aktörlerinin böyle yaşanmış ilginç hikayeler yazdığı başka kaç memleket vardır bu ülkede ?
Söylermisiniz bana böyle bir hikayeyi başka bir memlekette yaşasaydınız okuyabilir miydiniz ?

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT SİYASETİNDE ‘SKOR’ MERAKI
Seçimde Akp:2 Mhp 1, İyi parti veya Chp 1 vekil çıkar umuyorum. böyle olması Yozgat içinde iyi olur akp vekili mecliste veya Cumhurbaşkanlığında çıkış Yozgat sorunlarını anlatmazlar şimdiye kadar anlatmadılar anlatanı da engellediler. Yozgatlının Ankara' ya yürüyüşü hatırlayınız. Yozgat dikkat çekmek için akp en az 2 vekil kaybetmesi şart. Yozgat'ımızın geleceği ve evlatları için başka sansımız yok.
Osman Baran -- 18.06.2018 16:01
YOZGAT SİYASETİNDE ‘SKOR’ MERAKI
güzel bir yorumdu yozgatta kimse rengini belli etmiyor lakin 3 AKP olur gibi ama diğer 1 kimin olur tahmin edemiyorum
Mustafa -- 16.06.2018 13:05
24 HAZİRAN SEÇİMLERİNİN YOZGAT TARAFI
İYİ parti ve MHP’nin durumuna gelince..
Eğer,Ak Parti’nin Yozgat Teknik Direktörü sayın Bekir Bozdağ, 24 Haziran’da aynı takımla sahaya çıkarsa Yozgat’ta hem İYİ partinin ,hem de MHP’nin ekmeğine yağ sürer.
Bu durumdan MHP’den ziyade İYİ parti yararlanır.
İYİ partinin de böylesi bir fırsattan yararlanabilmesi ve Yozgat’tan 1 milletvekili kazanabilmesi için Yozgat ve ilçelerinde seçmen tabanında karşılığı bulunan,Yozgat kamuoyunda hüsnü kabul görebilecek,seçim maratonunda Ak Parti milletvekili adaylarıyla aşık atacak güçte ve partisine oy bakımdan katma değer kazandıracak,mazisi ve sicili temiz,şaibesiz,sempatik ve deneyimli bir siyasetçiyi listenin başına koymalıdır.

Öncelikle; tarafsız şekilde memleketin hayrına olan düşüncelerinizi açıkça belirtmekten çekinmediğiniz için kutluyorum.

İş yapmayan, masraf çıkarmayan vekilleri tercih eden partiler; hatırı gönlü ortadan kaldırıp, bir kez daha düşünmeliler.
Kadriye ŞAHİN -- 20.05.2018 04:26
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
Ak Partinin müspet ve menfi çalışmalarını objektif bir dille yazdıktan sonra vilayetimizin en büyük problimenin nasıl çözüleceğini de anlatmışsınız yazınızda.
İktidar temsilcilerine yol haritası çizerek 14 ocak tarihini bir çıkış günü olarak hatırlatmışsınız.Güzel bi rehberlik bu..Benim merak ettiğim şey şu Akpartililerin içinden bi vicdan ve cesaret sahibi insan çıkıp da yozgatın göç belasını acaba Tayyip beye anlatacak mı,yoksa gine sadece gözlerinin içine mi bakacaklar.bence hiç kimse yozgatın derdini sayın cumhurbaşkanına anlatamaz.Sebep..
Yozgatın sahibi yokda ondan.hayırlısı olsun bakalım..
Hüsnü -- 07.01.2018 13:36
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
Sayın Kiracı; Yine memleketimizin yıllık raporunu çıkarıp, gurbette yaşayanlara tablosunu çizmişsiniz. Kaleminiz her daim var olsun. Bu sefer, yazınızı okurken içim sevinçle doldu. İçime bir umut doğdu. Bekle memleketim! Dişini iki yıl daha sık demek geldi içimden... Nasıl olsa, bekleye bekleye beklemelere alıştık. İki yıl sonunda;
Hele bir şu hızlı tren tamamlansın. Semalarımızda; güvercinler gibi, ak kanatlı uçaklar havalansın. İşte o zaman tüm özlemlerime, özlediklerime kavuşurum. Sen, seni terk eden evlatların ile buluşursun. Ben; hem sana hemde senin bağrında yetişen madımağa, peynire, ete, bulgura, fasulye, yeşil nohut-una...Uğrasak iyi olurdu ama kalmamış eş dost akrabaya. Dahası araba yolculuğuna dayanamayıp hasret kaldığım Sarıtopraklık da ki anama, babama. Ahhhh, bir bilsen sılam! Yüreğim, mezar taşlarının hasretiyle, toprağının kokusuyla yanıyor buram buram! Alır mıyım buralardan; Et, peynir, nohut.. Yumurta almak için bile sana gelirim. Kim bilir, belki de sana dönerim. Hele bir aç şu yolları. Hele bir kaldır aradan uzun mesafeleri. İşte o zaman Yurdumun en uç noktasından gurbetçiler, yılda iki kez senin pazarında. Buralarda peynir kireç, et çaput, fasulye kırk çeşit. "Kangal" ın adını "şevketibostan" koymuşlar. Kökünü soyup, kilosunu otuz liradan satıyorlar. Oysa bizim köylerde bu otu atların bile önüne atmıyorlar. Ay çiçeğine çiğdem diyorlar. Çiğdem görmemişler bilmiyorlar. Çedene'nin adı "kuş yemi", çöreğin adı kumru. Aslında en çok özlediğimde çamlığın suyu. Ah o kaplıcalar. Buralarda turistik tesis yaptılar doğal kaynakları. Deniz suyu kattılar, şifa bulmuyor hastaları. Aynı havuza giriyor erkekleri kadınları. Sana turlar düzenlerim. Görsünler bizim kükürtlü kaynar kaynayan kaynakları, eşmeleri çeşmeleri. Buralarda pınarlar da yok. Tuzlu çıkıyor yer altından suları.

14 Ocak'ta Yozgat'ım senin için, dualar okuyup, hayır dağıtacağım. Hele bir "tamam" desin Cumhur başkanımız. O zaman Vallahi bu seçimde mührü AKP ye basacağım.

Tüm güzelliklere, özlemlere kavuşmanız dileğiyle. Hayırlı, mutlu yıllar.
SAYHA -- 04.01.2018 02:03
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı, Yozgat halkının hallerini yazarken en önemli halini yazmamışsınız. Siz bu memleket insanları için çırpınıyorsunuz fakat bireyler değişmedikçe, kendini yenilemedikçe asla toplumlar yenilenip değişmez, ilerlemez.Bende Yozgat dışında yaşayan bir Yozgat'lıyım. Nerede eski insanların insanlığı, terbiyesi, ağırbaşlı, saygınlığı. Yozgat'ta efsanesi kalmamış. Ağızlarında bir küfür. her laflarının baş hecesi, son cümlesi. Yorum yazıyorlar. Bir bayana nasıl hitap edilir bunu bilmiyorlar. Ters düşüncesindeki insana söverek cevap veriyorlar. Bu insanlar lağım çukurundan çıkamamış ki ilerleme kaydetsin.

Diğer taraftan, kendilerini ülkücü olunca nimetten sayan düşünce saplantısı var. oysa şimdiki ülkücüler, bir zamanlar kanlı bıçaklı düşmanları solculara yamanarak AKP yi alt etme peşindeler. Bu da gösteriyor ki, Yozgat ın ülkücüsü davasının arkasında durmayan, idealist olmayan hava balonları.

Bu hava balonlarıyla asla yol alınmaz. En ufak tepkide sönerler ve sönüyorlar.
Diğer taraftan, Yozgat'a zamanında en büyük zarar verip, bu zararın halen vebalini halka çektirmeye çalışan zadeler olduğu müddetçe de Bu şehir ilerlemez. Yozgat da Çerkez Ethem filmi çekilecekti. Neden çekilmedi? Çünkü birileri gerçek ortaya çıkacak diye Film yapımcısına yüklendiler.Çekilseydi kötümü alacaktı? Konusu ne olursa olsun. En az beşyüz kişi ekonomiye katkı sağlayacak, şehrin adı duyulacak, zihinlerde yer tutacaktı. Belki kaderi değişecekti. Diyelim ki bu işten birilerinin adı zarar gördü. Mahkeme kapıları herkese açık değil mi? Açık. fakat kimse, kendine Yar olmayan Yozgat ı, başkasına Yar etmeme derdinde.

Vesselam, bu ülkücülerle, sürekli küfür eden cemaatçiler le, her işe karışan zadeler bu şehri kal-kın-dı-ra-maz.
Yusuf Adın -- 17.12.2017 22:35
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Hakan bey Yozgatın bugünkü durumu bundan daha güzel anlatılamaz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Okurlarınız olarak bz sizden arasıra değil,devamlı yazmanızı bekliyoruz.Saygılar.
Funda -- 31.08.2017 22:03
Köprüden önce son çıkış yolu
SAYIN O. HAKAN KİRACI BU KONULARI YILLARDIR DEFALARCA DİLE GETİRDİNİZ BİZLERDE SEVE SEVE BİRAZDA ÜZÜLEREK OKUYORUZ; AMA MAALESEF YETKİLİ MAKAMLARDAN BİR SES GELMİYOR. ÜLKEMİZİ ON BEŞ SENEDİR YÖNETEN İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BAŞKANLARI VE YİNE İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI BU ŞEHRİN OYLARI İLE B.M.MECLİSİN DE TEMSİL HAKKINA SAHİP KİMSELER SÖZCÜ HEYETLER KOMİSYONLAR OLUŞTURUP BAŞBAKAN VEYA CUMHURBAŞKANINDAN YOZGAT' IN SORUNLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞME TALEP ETİLERDE GERİ Mİ ÇEVRİLDİLER KABUL MÜ EDİLMEDİLER? BİR SÖZ VARDIR AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER DERTLERİMİZİ SORUNLARIMIZI ANLATMA YOLLARINI MAALESEF BECEREMİYORUZ. RAHMETLİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI SALİM KORKMAZ GİBİ TUTTUĞUNU KOPARABİLEN KOPARANA KADAR DA PEŞİNİ BIRAKMAYAN BAŞKANLARA BU ŞEHRİN İHTİYACI VAR. HİZMET, DESTEK VE MADDİYATLA OLUR; BİZLERİ TEMSİL HAKKINA SAHİP OLAN KİMSELER GAYRET VE ÇABALARI YETERSİZ GELMEKTEDİR DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORSAK, BU TEMSİLCİLERİMİZİN GAYRETLERİ İLE OLACAĞI KANISINDAYIM.SELAM VE SAYGILAR
ali-sahingoz@hotmail.com -- 3.02.2017 12:21:
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00