BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
181
Dün
:
4601
Toplam
:
13190717
Gündem Osman Hakan KİRACI
Yerel basında ilan kavgasına dair
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Önce bir tartışma ,sonra şiddetli bir kavga yaşandı geçen hafta iki yerel gazete arasında..

Gerçek nedeni resmi ilanlardan ek kontenjan paylaşımından kaynaklanan ve internet haberlerinin gazetelere transferleriyle ilgili gerekçeye dayandırılan tartışmayı Y.Haber gazetesinden İnan Soyer başlatmış,İleri gazetesinden Yasin Kayhan körüklemiş,Yusuf Koçsoy da alevlendirmişti.

Sorunlarını kendi aralarında kuracakları dialogla çözmesi ve topluma örnek olması gereken gazeteciler, birbirlerine karşı acımasızca yaptıkları ağır ithamlarla Yozgatta maalesef bir gazetecilik tradejisini gözler önüne seriyorlardı.

İleri ve Y.Haber gazeteleri arasındaki kavga günlerce ve sert üslupla sürdüğü için kamuoyunun gündeminde de tartışılıyordu.

Okurların ibretle ve şaşkınlıkla izlediği olay gazetecilik açısından da haber değeri taşıyordu.

¨ ¨ ¨

Olay, objektif bir gözlemle haberleştirilerek yayınlanması gereken türdendi. Ama 5 gazetecinin köşelerinden sayfalar dolusu uzun yazılarını kim tarayıp özetleyecekti ?

O gün çok yoğundum. Hele bugünlük “dursun” dedim içimden. Sonra internette gezinirken malum kavganın detaylı haberine hemşehrimiz gazeteci sayın Sürur Öztürk’ün “Yozgat muhabir” sitesinde rastlamayayım mı ?

Sayın Öztürk, deneyimli bir gazeteci olarak haberi atlamamak adına tartışma konusu tüm yazıları erinmeden üşenmeden tarayıp en objektif bir biçimde kaleme aldıktan sonra sitesinde “Yozgat basınında resmi ilan kavgası“ başlığı ile vermişti.

Sözün burasında sayın Sürur Öztürk’ü sizlere tanıtmak amacıyla kısa bir parantez açmak istiyorum:

Sayın Öztürk, İstanbul medyasında çalışıyor. Türkiye genelinde ulusal yayın yapan Dünya Radyosu haber merkezinde ve aynı zamanda spiker. İnternette de bir değil, birbirinden şık çeşitli haber siteleri var.

Kendisini kısa bir süre önce internet dünyasında tanıdım. İnanın yolda görsem tanımam. Sayın Öztürk, ”Yozgat muhabir” internet sitesinde www. yozgatgazetesi.com adlı sitemizin yayınlarına ilişkin bize bir takım eleştiriler yöneltmişti. Eleştirilerinde son derece seviyeli, katkı verici ve iyiniyetli idi. Bu vesile ile tanıştım kendisiyle .. Karşılıklı eleştirilerimizle birbirimize pozitif katkılar sağlıyoruz.

Yetenekleri çeşitli, Türkçesi süper ve haberciliği de oldukca iyi bir gazeteci. Üstelik samimi bir Yozgat tutkunu ve Yozgatın sorunlarına duyarlı bir meslektaşımız.

Evet, sayın Öztürk’ün haberini izni ile alıp redakte ettim . Ve paylaşılamayan ilan pastasının rakamlarını, tartışma konusu iktibaslar hakkında Basın İlan Kurumu mevzuatının ilgili hükümlerini ve haberle ilgili gözden kaçan birkaç hususu ekledikten sonra her iki gazetenin yazarlarının birbirlerine ilişkin özetlenmesi gereken kayda değer eleştirilerinin virgilüne dokunmadan ve bu habere yorum katmadan internet gazetemize aktardım.

¨ ¨ ¨

Birkaç gün sonra 22 Ocak’ta İleri gazetesinden Yasin Kayhan, köşesinde “ Bu da bize ders olsun” başlıklı bir yazı yazdı.

Kayhan, yazısında öncelikle çok önemli bir ihbarda bulunuyor, İnan Soyer’in bir gün önce köşesinde benim hakkımda bir yazı yazdığını ileri sürüyordu. Böylelikle İnan Soyer’in isim zikretmeden kaleme aldığı o kendi tarzına, üslubuna ve senaryo yorumculuğuna özgü hakaret ve iftira yüklü o yazının sürpriz bir tanığı olarak ortaya çıkıyordu.

Ve ertesi gün İnan Soyer, Kayhan’ın ifşaatına karşın makalesinin altına bir not düşüyor ve o yazıda hiçbir isim zikretmediğini ve kimseyi kastetmediğini söylüyordu. ”Ben diyeceğimi ortaya dedim.İsteyen alınır,istemeyen alınmaz” demekle yetiniyordu.

Sakın ola, hiç kimse o yazıyı üzerime aldığımı sanmasın.

Çünkü, o yazının muhatabının benim olabilmem imkansızdır.

Yozgat kamuoyunun yakından izlediği gibi..

O, trajik kavgayı ben başlatmamıştım.

O kavgada yer alan basın mensuplarıyla dialoğum olmadığı için hiçbirini ben tahrik etmedim.

¨ ¨ ¨

Ama öbür yanda Yasin Kayhan ,”İnan Soyer, o yazıyı Osman Hakan Kiracı’ya yazdı” diyor.

İnan Soyer de köşe notunda “Ben o yazımda Osman Hakan Kiracı’yı kastetmedim” demiyor..

Ortada bir çelişkili durum var..

Bu durumun açıklığa kavuşturulması gerekmez mi ?

İşte,bu nedenle benim bu hafta Yasin Kayhan’ın yazısıyla birlikte Yozgat Cumhuriyet Savcılığına başvurmam gerekiyor.

Soyer, savcılıkta açıkca “Ben o yazımda Osman Hakan Kiracı’yı kastetmedim” der mi onu bilemem. Ama aksini söylerse yine bundan 6 yıl önce şahsıma yazdığı bir hakaret yazısından dolayı bir bedel ödediği gibi, yine yargıda yeniden bir fatura ödemek zorunda kalacaktır.

¨ ¨ ¨

Dönelim konumuza..

İleri ile Y.Haber’in birbirine kılıç salladıkları süreçte ne yapmıştım ben.

Önce ,ben de her okuyucu gibi ,düelloyu tribünden seyrettim,sonra da “hangi kavganın haber değeri olup olmadığını müdrik” deneyimli bir gazeteci olarak meslektaşım Sürur Öztürk gibi trajik olayı internetteki gazetemde yayınladım

Ne var bunda ?

Yozgat’ın yerel medyası, gazeteleri toplumun her kesimindeki kişi ve kurumların sürtüşmelerini, tartışmalarını, kavgalarını hiç çekinmeden yazacak.

Başkalarının haber değeri olan kavgalarını yazarken toplumu ,yöresinde meydana gelen olaylar hakkında bilgilendirerek gazetecilik görevlerini yerine getirecekler.

Yıllık, 600 bin liralık kaymaklı ilan pastasını ek kontenjan meselesi yüzünden paylaşamadıkları için anlaşmazlığa düşecekler.

İlan paylaşımıyla ilgili kendi aralarında doğan ve doğacak sorunları bir araya gelip konuşup uzlaşarak çözmek yerine olayı gazete köşelerine taşıyacak.

Tartışmayı il yöneticilerinin, bürokratların, kamuoyunun ve cümle alemin huzurunda büyüterek birbirlerine hakarete varan suçlamalarla günlerce sürdürecekler.

Birbirlerine demediklerini bırakmayacaklar.

Basın mesleğine itibar kaybettirecekler.

Yani kendi kavgalarını, kendi gazetelerinde yazarak kamuoyunda kendilerini mahcup edecekler ama malum kavga nedeniyle kendilerinde hiçbir kusur. Hiçbir kabahat, hiçbir suç görmeyecekler.

“Bizim kendi iç sorunlarımız ve resmi ilan kontenjan meselelerimiz acaba okuyucuyu ne ölçüde ilgilendiriyor? Vatandaş bizim kavgamızla ilgili ne düşünüyor, acaba biz bu kavga yüzünden ne ölçüde itibar kaybettik.” diye kendilerini sorgulamayı ve özeleştiri yapmayı akıllarının ucundan bile geçirmeyecekler .

Ama, Yozgat’ın 600 bin liralık ilan pastasından yıllar önce elini çekip “Buyurun afiyetle siz yiyin” diyen ve dillere destan kavgalarını yorum katmadan yayınlayan bu memleketin kırk yıllık gazetecisini beyhude yere suçlu ilan edecekler.

Şimdi size soruyorum ey Yozgat kamuoyu ve sevgili okurlarım,

Böyle bir gazetecilik anlayışı ..

Böyle bir iz’an, böyle bir mantık, böyle bir beyin fırtınası..

Yozgat’tan gayri Dünyanın neresinde vardır sorarım size..

¨ ¨ ¨

Gelelim Yasin Kayhan’ın yazısına ..

Delikanlı,yazısının satır aralarında bana aba altından sopa gösteriyor.

Diyor ki; “hele iş sanal alemden çıksın,gazeteye dökülsün”

Yanlış anlamadıysam “internetteki haberi gazetenize dökerseniz” diyor.

Yani, aklınca beni tehdit ediyor.

Ortaya “tehdit” çıkınca bana da aynı haberi bu kez de gazetemden yayınlamak görevi düşüyor.

Günün birinde ben de birileriyle sizin gibi aynı sebeplerle kavga edecek olursam siz de onları yazarsınız. Olmaz mı?

6. sayfada gördüğünüz olay haberi, yine yorumsuz ve yine katkısız bir şekilde okurlarımın bilgisine sunuyorum.

¨ ¨ ¨

Ve şimdi de gelelim işin bir diğer boyutuna…

Ben kırk yıla varan gazetecilik hayatımda bizim meslek içi anlaşmazlıkların ve tartışmaların gazete sütunlarından sürdürülmesinin uygun bir yaklaşım olmadığını düşünerek sağduyulu anlayışım gereği mesleki sürtüşmelerden hep uzak kalıyorum. Kendi işlerimden başka kimselerin işleriyle de ilgilenmiyorum.

Buna rağmen dönem dönem üstü kapalı ve açıktan hiç beklemediğim ve hak etmediğim saldırılarla karşı karşıya kalıyorum. Halbuki benim her lafa verilecek bir değil,onlarca cevabım ve Yozgat basınıyla ilgili çok zengin bir arşivim olduğu halde gazete sütunlarından tartışma yolunu şık bulmuyorum. Benim bu tarzım yanlış algılanmış olmalı ki Y.Haber gazetesinden birileri daha doğrusu İnan Soyer ve Yusuf Koçsoy ikilisi, ilin valisine, bazı politikacılarına ve geçmişte ve bugün başka birilerine olduğu gibi, bana da dönem dönem hakarete varan birtakım saldırılarda bulunuyorlar. İşin dozunu kaçırdıkları için ben de diğer il yöneticileri gibi, bu kişilerle ilgili öncelikle bir hukuk mücadelesini başlatmış bulunuyorum. Takipsizlik kararlarına yaptığım itirazların Sungurlu’dan gelecek sonucu bekliyorum. Avukatlarım hakaret yazılarına ilişkin cezai ve hukuki dava takibatlarını sürdürüyorlar.

Hepimiz biliyoruz ki, gazetecilerin basın özgürlüğü çerçevesinde özellikle kamu yararına olayları değerlendirme kamuoyunu aydınlatma ve eleştirme görevleri vardır. Ama gazetecilerin Anayasanın temel hak ve özgürlüklerleri teminat altına aldığı vatandaşların kişilik haklarına saldırılarda bulunmaması da yasal ve ahlaki bir zorunluluktur. Ayrıca basının ayrıcalık taşıyan konum ve özgürlüğü ise diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bu sebeple hiçbir gazeteci hiç kimseye sövme, aşağılama, iftira, hakaret etme, çamur atma hakkına sahip değildir. Yani, insanların kişilik haklarına saldıran her gazeteci hukuken eninde sonunda bir bedel ödemek zorundadır.

¨ ¨ ¨

Değerli okurlarım,

Aslında bugünkü yazımı birilerin eleştirmek maksadıyla değil ,Yozgat basınında son zamanlarda meydana gelen gelişmelerin meslek içi trajik çekişmelerin içyüzü konusunda sizleri bilgilendirmek için yazıyorum.

Ve bugün size bir itirafta bulunmak istiyorum:

Bu kentte gazetelerin el ve kurşun dizgi ile hazırlandığı yani en zor koşullarda ve resmi ilan kaynağının en yetersiz olduğu dönemlerde 24 yıl günlük gazete yayınlama iradesini, fedakarlığını ve başarısını kanıtlamış, resmi ilan kazancının en verimli olduğu (2001-2009) yılları arasında da gazetesini günlüğe dönüştürmeyerek Yozgattaki 3 gazetenin resmi ilanlardan daha fazla pay almasına olanak sağlamış bir gazeteci olarak büyük bir nedamet içerisindeyim.

Ben tercihimi gazeteciliğin gelecekteki parlayan yıldızı olacağını gördüğüm internet gazeteciliğinden yana kullanmıştım.

Yozgattan dünyaya bir pencere açtım.

İnternet gazetemizle üç yılda büyük mesafeler aldık.

Günlük ortalama yaklaşık 5000’lik traja ulaştık.

Pişmanlığım, internet gazeteciliğini tercih ettiğimden değil.

Pişmanlığım dostlarımı dinlemediğimdendi.

Yıllar önce, dostlarım ne demişti bana:

“Günlük gazete işinde meydanı sakın bunlara bırakma. Bunlar palazlandıkca rahat durmazlar, topu da önce sana çevirirler”

Aklımın ucundan bile geçmemişti.

Yıllar önce her karşılaşmamızda ve görüşmemizde benden “helallik” isteyen İnan Soyer’in ve yine yıllar önce bu gazetede çalışan Yusuf Koçsoy’un yıllar sonra benim Yozgat Belediye Başkanı sayın Yusuf Başer’le tesadüf sonucu yaptığım görüşmeyi bahane ederek kişilik haklarıma saldırabileceklerini de doğrusu hiç düşünmemiştim.

Meğer dostlarım çok haklıymış.

Hayatımın en büyük hatasını yapmışım.

Eğer,İki sevgili yavrumun “Artık siz de İstanbula gelin” davetlerini karşı direnip Yozgatta kalırsam, “Birlikte güzel bir günlük gazete çıkaralım“ diyen sermayedar dostlarımın tekliflerine kapı aralamak artık bize farz oldu..

¨ ¨ ¨

Yaa..İşte böyle..

Nerden başladık, nereye geldik.

Söz bizim yerel basının kavgasından, gürültüsünden, saldırılarından açılınca yazımız uzadıkca uzadı..

Ne demiş şair:

“Böyle gecenin hayrı umulur mu seherinde“

Bu son trajik kavgadan herkes payına düşen dersi çıkarırsa eğer..

Sonu hayrolur inşaallah.

Tarih : 26.01.2009

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Hakan bey Yozgatın bugünkü durumu bundan daha güzel anlatılamaz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Okurlarınız olarak bz sizden arasıra değil,devamlı yazmanızı bekliyoruz.Saygılar.
Funda -- 31.08.2017 22:03
Köprüden önce son çıkış yolu
SAYIN O. HAKAN KİRACI BU KONULARI YILLARDIR DEFALARCA DİLE GETİRDİNİZ BİZLERDE SEVE SEVE BİRAZDA ÜZÜLEREK OKUYORUZ; AMA MAALESEF YETKİLİ MAKAMLARDAN BİR SES GELMİYOR. ÜLKEMİZİ ON BEŞ SENEDİR YÖNETEN İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BAŞKANLARI VE YİNE İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI BU ŞEHRİN OYLARI İLE B.M.MECLİSİN DE TEMSİL HAKKINA SAHİP KİMSELER SÖZCÜ HEYETLER KOMİSYONLAR OLUŞTURUP BAŞBAKAN VEYA CUMHURBAŞKANINDAN YOZGAT' IN SORUNLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞME TALEP ETİLERDE GERİ Mİ ÇEVRİLDİLER KABUL MÜ EDİLMEDİLER? BİR SÖZ VARDIR AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER DERTLERİMİZİ SORUNLARIMIZI ANLATMA YOLLARINI MAALESEF BECEREMİYORUZ. RAHMETLİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI SALİM KORKMAZ GİBİ TUTTUĞUNU KOPARABİLEN KOPARANA KADAR DA PEŞİNİ BIRAKMAYAN BAŞKANLARA BU ŞEHRİN İHTİYACI VAR. HİZMET, DESTEK VE MADDİYATLA OLUR; BİZLERİ TEMSİL HAKKINA SAHİP OLAN KİMSELER GAYRET VE ÇABALARI YETERSİZ GELMEKTEDİR DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORSAK, BU TEMSİLCİLERİMİZİN GAYRETLERİ İLE OLACAĞI KANISINDAYIM.SELAM VE SAYGILAR
ali-sahingoz@hotmail.com -- 3.02.2017 12:21:
Köprüden önce son çıkış yolu
Sayın Osman Hakan KİRACI bey kardeşim,
Senelerdir bu gazetede yazılarınızı,görüş ve önerilerinizi büyük bir dikkatle ve zevkle tokip etmekteyim.Yozgat için gayretleriniz,düşünceleriniz takdire şayandır.Kuşkusuz görüş ve öneriler çok önemlidir ama ondan da önemli olan bu görüş ve önerilerin yetkililerce dikkate alınmasıdır sanırım.
Anadolu nun sahipsiz görünen bu mazisi kahramanlıklarla dolu,insanları vatan,millet,bayrak ve Cumhuriyet sevdalısı bu diyarın kaderi midir geri bırakılması? Bu vatan savunmasında tarihte olduğu gibi özellikle son otuz iki yıl pkk denilen zalim,kalleş,insanlıktan nasibini almamış terör örgütene karşı verilen amansız mücadelede hep Yozgat lı daima en önde olmuş ve sayısız şehitler vermiştir.(Diğer illerde ki şehitlerimize saygımız sonzuzdur)
Vergisini zamanında veren,vatanına,milletine,Bayrağına daima sahip çıkan,Devleti ile hiçbir zaman sorunlu olmayan Yozgat insanımızın nasibine işsizlik,fukaralık,geri bıraktırılmış lık düşmemeli!Ne oldu da son yıllarda bütün doğumlara rağmen Yozgat ımızın nüfusu 240.000 geriledi.Bu tarihin akışına aykırıdır.
Senelerdir bizler hamasi nutuklarla avutulduk,hep sırtımız sıvazlandı ama yatırıma,eğitime,güvenliğe,istihtama gelince hiç akallara gelmedik.Aklın yolu birdir.Nüfus ve beyin göçünün önlenmesi için eğitim ve istihdam başta gelen koşuldur.Siyasilerin bizi sevdiğini söylüyorsunuz seven sevdiğini belli etmelidir.yiğidim,aslanım gibi sözlerle nutuklarla Yozgat lı sevilmemeli.Yozgat lı iş,evine götürecek ekmek-aş,kaliteli eğitim,ve sağlık hizmetleri istiyor.(Yozgat Hastanesi ayrı bi konu ve dert dışı sizi içi bizi yakıyor)
Öncelikle bu yörede hangi fabrikalar kurulabilir,turizme canlılık getirecek yörelerin tespiti,eğitim ve sağlık hizmetlerinin kaliteli ve adil bir şekilde değişik ilçe ve beldelere yayılması gibi konular ele alınmalı.Tarım arazilerinin sulanabilirliği dikkate alındığında salça,cips,un,şeker,bira-şaraf gibi fabrikalar acilen hizmete sunulmalı.Barajlarımızın olduğu yerlerde su ürünleri kooperatifleri kurulmalı,dentlenmeli moder şekilde balıkçılık geliştirilmeli.Bu baraj çevreleri turizm bölgeleri olarak ilan edilmeli insanların yiyip içmeleri,gezip dinlenmeleri için sosyal tesisler kurulmalı.Gençlerimizin gelişmesi için spor alanları acilen modern bir şekilde faaliyete geçirilmeli.Üniversiteye bağlı vakülte ve yüksek okulların sayısı artırılarak değişik ilçe ve beldelerde hizmet vermeleri sağlanmalı.Yozgat ta kazananların Yozgat tan kaçmamaları için teşvikler verilmeli,yeni yeni yatırım yapmaları için özendirilmelidir.Belediyeler bu güzelim beldemizi çevre düzenlemesi veb.gibi hizmetleri ile yaşanabilir bil il haline getirmeleri gerekir.Yöneticilerimizin Halktan kopuk olmamaları,sadece seçimden seçime hamasi nutuklarla bizleri avutmalarına son verip içimizden biri gibi olmalıdırlar.Kısır çekişmeler değil somut hizmetlerde,SEVGİDE,BARIŞTA,KARDEŞLİKTE Ortak değerlerde buluşmak dileği ile tüm YOZGAT ve İNSAN sevdalılarına selam olsun.
Ahmet -- 16.01.2017 11:13
Yozgat’ta göç ön-le-ne-mez
sayın osman hakan kıracı bey efendi hiç kendinizi yormayın Yozgat tercihini çoktan yapmış bulunuyor.Bunca yıldır yazıp
çiziyorsunuz pek bir şey değişmiyor çünkü okuma alışkanlığı ve analiz yeteneğimizi kaybettik yalnızca duyduklarımıza veye bize anlatılanlara ınanır olduk onun için çag atlayan yozgatta göçün olması normal pek şaşırmamak gerekir.
hasan baycan -- 26.09.2016 17:22
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Tüm hemşehrilerime Günaydın demek istiyorum.
Ama hakikaten artık Yozgata ve Yozgatlıya bundan böyle aydınlık günler olmalı.Askeri Birliklerden Mamak'ta olanını Çankırıya sevk edecekler. Bu gerçekten Yozgat için büyük bir kayıp, Diğer birlikleri (Topçu Alayı Polatlı,Zırhlı Birlikler Etimesgut) İNŞAALLAH kaybetmeyiz.
Bu konunun önemini hala kavrayamayan değerli Yozgatlılar,
biraraya gelerek, Başta Valimiz,Bld.Başkanımız olmak üzere,Yozgat yerelindeki gazeteler ve STK'lar aracılığıyla askeri birlik isteği talebimizi Ankara'ya duyuracak şekilde haykırmalıyız.Sayın BOZDAĞ sizinde bu konuda desteğiniz YOZGAT için çok önemli.15 Temmuz 2016 TBMM'de biz sizin gerçek yüzünüzü gördük Meclisin o gece en delikanlı en yiğit ferdi sizdiniz.memleket sevdanızın meşalesini artık Yozgattanda yakmak zamanı geldi.

Osman Hakan KİRACI ağabeyimiz, lütfen lobi oluşturalım. TREN KAÇIYOR.
süleyman erdem -- 22.08.2016 09:27
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Öncelikle 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdan dolayı siyasi görüşü,hayata bakış açısı farklı tüm kardeşlerimizin demokrasi ve vatan sözkonusu olursa,duruşlarının ne olduğunu tüm dünyaya nasıl ispatladıklarını övünçle ve gururla gördük.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyorum.Bu ülkede hala 19.YY kafasında yaşayan ve yaşatmaya çalışan çağdaşlıktan uzak beyinler maalesefki bulunmaktadırlar.Bu insanlara ancak "ALLAH Islah etsin" temennisinde bulunabiliyorum.Bu vatan Türkiye'de yaşayan kendini TÜRK gibi hisseden herkesindir.
Vatanımız Hiçbir zümrenin,hiçbir çoğunluğun,hiçbir rengin,hiçbir meslek grubunun,hiçbir dünya görüşünün olmamalıdır ve elbettede olmayacaktır.
Yozgat konusuna gelince, aslında bir fırsat doğdu diye düşünüyorum.Hükümetimizin vermiş olduğu kararlar neticesinde taşınması öngörülen askeri birliklerden en az bir tanesi Yozgat'a sevk edilerek,Yozgatta faaliyetine devam ettirilebilir.Bu konuda önce Sayın Bozdağ ve milletvekillerimiz sonra valimiz bld.başkanımız ve STK'lar lobi yapmalıdırlar.Gün birleşme,kenetlenme günü'dür.Unutmayalımki dünya coğrafyasında başka Yozgat'da yoktur.Başka TÜRKİYE'de bulunmamaktadır.Saygılarımla
süleyman erdem -- 10.08.2016 10:30
Yozgat’ta göçü önleyecek sürpriz fırsat
yazılması gereken herşeyi gayet güzel yazmışsınız.dana faza söze hacet yok.Yozgatta göçü önlemenin yolu bu.iktidarın bakanı ve temsilcileri gereğini yaparsa yozgat göç derdinden kurtulur.yoksa yozgatın yokoluşunu hep beraber seydereceğiz..
Kamil -- 07.08.2016 13:45
CUMHURBAŞKANININ ‘YOZGAT’ ZİYARETİ
sayın yorumcular sizlerin yorumlarını okuyunca Yozgat,ta işsizlik var, yoksulluk var, göç var. bunların olmadığı bir yerde mutsuzluk aramanın kime ne faydası var onun için enseyi karartmaya gerek yok insanlar ve ülkeler layık olduğu gibi yaşamalıdırlar. nitekim bu olums

uzluklara tepki vermiyorsa insanlar bu durumdan memnun olduğu içindir.
hasan baycan -- 23.06.2016 16:16
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00