BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4601
Toplam
:
13178922
Gündem Osman Hakan KİRACI
Tanıdığım en nitelikli bürokrat
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Geçenlerde gazetemin eski koleksiyonlarını karıştırırken bir haber ilişti gözüme..
Haberin başlığı şöyleydi:
“Türkiyenin en genç emniyet Müdürü Yozgata atandı”

Ne zaman mı ?
1984’lü yıllar.
Hemen 12 Eylül dönemini anımsadım.
Emekli bir general Vali’nin Yozgat’ta ihtilalin sert rüzgarlarını estirdiği,bürokratlarının sıkıyönetim emirlerinden tir tir titrediği günlerde Yozgat’a gencecik bir Emniyet Müdürü atanmıştı.
Adı Hüseyin Çapkın’dı…
Hemen bir not düşeyim. ( Sayın Çapkın Cumhuriyet tarihi boyunca Yozgat’a atanan en genç Emniyet Müdürü ünvanını halen korumaktadır. Çünki, sonrasında Yozgata ondan daha genç bir emniyet müdürü henüz gelmemiştir.)
Ankara Emniyet Müdürlüğünde 2.şube müdürü iken başarılı çalışmalarından dolayı zamanın Emniyet genel müdürlüğünce ‘taltif’ edilmek amacıyla 33 yaşında iken Yozgat Emniyet Müdürlüğüne getirilmişti Hüseyin Çapkın..
***
İhtilal günlerinde bizim de emekli general dönemin Yozgat valisiyle ilişkilerimiz gergindi.
Kabahatimiz,”dalkavukluk” ve “zabıt katipliği”yapmamaktı.
Devrin bürokratları ile her türlü görüşmelerimiz şifahi emirlerle yasaklanmıştı.
Sanki, 12 Eylül döneminin Yozgattaki sakıncalı piyadesi ilan edilmiştik.
Çapkın’dan önceki Emniyet Müdürü, korkudan telefonumuza bile çıkmıyor, adamcağız vali’den fırça yememek için bizi gördüğünde adeta köşe bucak kaçıyordu.
Benim en aktif gazetecilik yaptığım ve Yozgat gazetesini günlük yayınlamanın yanı sıra Hürriyet gazetesi muhabirliğini de yürüttüğüm meslekteki en hareketli günlerimde bütün haber kaynaklarının gizli ve ağır bir ambargosu ile karşı karşıyaydım.
Ama o, Yozgata gelir gelmez,”Osman Hakan Kiracı’yı ve arkadaşlarını kapıdan içeri sokmayacaksın” talimatını kaale bile almadı. Yanlış hatırlamıyorsam galiba bir tek o “Bu kapı devletin kapısıdır.Gazeteciye de, vatandaşa da herkese açıktır”  diyerek 12 Eylül şartlarına rağmen “yürekli bir bürokrat” olarak bizimle görüşmekten ve gazetemizi de ziyaret etmekten hiç çekinmedi.
Yozgata geldiğinde ilk somut icraatı, polisin halkla bütünleşmesini sağlamak oldu.
Hemen hemen herkesin Emniyetin ve güvenlik güçlerinin kapısından geçmekten endişe duyduğu ihtilal ve sıkıyönetim günlerinde 26 Ağustos 1984 tarihinde gazetemize verdiği özel bir demeçte bakın Çapkın 25 yıl öncesindeki polis zihniyetiyle Yozgatlı’ya ne mesaj vermişti :
“Polis,korkulacak bir öcü değil, güvenilecek, sığınılacak, haksızlığa uğranıldığında yardım istenilecek gerçek dosttur. Bu arada vatandaşımıza hizmet etmeyi kutsal bir görev sayan emniyet mensuplarının da hataları olursa derhal düzeltiriz ve her zamanda her türlü tenkide açık olduğumuzu bilmenizi isterim”
Hayatında çok konuşmayı değil ,az ve öz konuşmayı benimseyen Çapkın aynı demecinde Yozgat’lıyı rahatlatan şu sözleriyle kamuoyunun hem dikkatini çekti, hem de vatandaşın emniyet mensuplarıyla kaynaşmasını sağladı:
“Bekçisinden müdürüne kadar derdinizi derdi bilen, belki kapı komşunuz, belki akrabanız, belki en yakın arkadaşınız kısacası sizin en yakın parçanız olan 624 polis kardeşinizle 24 saat bütün Yozgatlının hizmetinde olmaya devam edeceğiz.”
Yozgat’ta göreve başlar başlamaz, teşkilat içerisinde farklı bir disiplin anlayışıyla tüm birimlere ilk aşamada çeki düzen verdi.
Hemen uygulamaya koyduğu radikal önlemlerle yine teşkilat bünyesindeki çıbanbaşı personeli ayıkladı, müzmin sorunları çözdü.
Dürüsttü ve o nedenle kısa zamanda teşkilat içindeki eğrileri hizaya getirdi
Ayrıca organize ettiği bir dizi operasyonlarla Yozgat’taki faili meçhul kalmış 12 Eylül öncesine dayanan olayları bile teker teker aydınlattı.
Yozgat’ta görev yaptığı 2 yıl gibi kısa sürede büyük işler başardığı için genel müdürlükce Mersin Emniyet Müdürlüğüne atandı.
Ama Yozgat  genç, dürüst, yetenekli,yürekli, aktif ve nitelikli bir bürokratını hem de 2 yıl gibi kısa sürede kaybetmişti.
Her haberin ve yazının yayınlanamadığı, yasaklandığı o dönemde onun sayesinde çok sayıda asayiş haberlerini yazabilme fırsatını bulmuştum ama Sayın Hüseyin Çapkın’ın niteliklerine dair olumlu gözlem ve izlenimlerimi yazamamıştım.
Çünki; o Yozgat’ta görev yaptığı sırada yazacağım olumlu düşüncelerimin iltifat olarak algılanmasını istemiyordum. Mersin’e atandıktan sonra bu engelim ortadan kalkmıştı.
Fırsattan istifade ederek hemen onun niteliklerini ve Yozgattaki başarılarını özetleyen bir yazı kaleme aldım.
Ve o yazıyı da Yozgat’ta yayınlamanın bir faydasını olmayacağını,zira Yozgatlı’nın yakından tanıdığı o genç Emniyet Müdürü Çapkın’ı Türkiye‘nin tanımasının gerektiğini düşündüm.
Bu nedenle yazımı HÜRRİYET gazetesinin o günlerde en çok okunan “Bir günün hikayesi” köşesine yolladım.Virgülüne bile dokunulmadan yayınlanan yazımda “Çapkın’ın Yozgatta ortaya koyduğu yeteneklerini ve niteliklerini sıraladıktan sonra onun genç yaşta beklenmedik risklere bile aldırış etmediğini, koltuğunu koruma kaygısını taşımak yerine teşkilata ve halkına daha fazla hizmet vermenin gayretini ve heyecanının taşıdığını vurgulayarak demiştim ki;
“Hüseyin Çapkın, Yozgatta 2 yıl hem çok çalıştı, hem de dürüst kaldı. Mesleki dirayeti ve yüzünün akı ile Müdürlükteki ilk staj yeri Yozgat’ta ilk sınavını başarıyla tamamladı. Türkiye için gelecek vadeden bir polis yöneticisi olduğunu da kanıtladı.”
***
Bu yazdıklarımın ardından tam 25 yıl geçti .
Zaman beni haklı çıkardı.
Yozgatın bu en genç Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın Mersin’den sonra başarı grafiğini sürekli yükseltmesi nedeniyle sırasıyla Antalya, Gaziantep, Manisa, Adana, Bursa ve İzmir gibi nüfusu kalabalık olayların yoğun olduğu büyükşehirlere atandı.Yanlış hatırlamıyorsam biri ara da Emniyet genel müdür yardımcılığı yaptı.
Görev yaptığı bütün il’lerde tıpkı Yozgat’ta olduğu gibi, asayişi sağlamada başarılı olduğu ve her zaman dürüst kaldığı yerel medyada yazıldı,çizildi ve anlatıldı.
Ve hatırlayacağınız üzere bundan 8 ay önce İstanbul Emniyet Müdürlüğüne atandı.
İstanbul, benim gözümde bir metropol kenti olmanın ötesinde bir ülke gibidir.
Dünyada 108 ülkeden daha çok nüfusa sahip ülke büyüklüğündedir İstanbul..
Hatırlarsanız, sayın Çapkın İstanbul’a atandığı günlerde meşhur “Münevver Karabulut” cinayetini kucağında bulmuştu.
Fazla sürmedi. Münevver Karabulut cinayetini çözdü.
İstanbul Emniyet Teşkilatı bünyesinde köklü değişlik yaptı.Teşkilat içi operasyonlarla şaibeli amir ve polislere Adliyenin yolunu gösterdi. İstanbul teşkilatının üst düzeylerine ekibini yerleştirdi.Uyuşturucu kacakcıları ile yoğun mücadele başlattı.’Tarkan-Markan’ demeden uyuşturucu kullanan kim varsa yakalattı.Basına yansıyan haberlere göre, İstanbul’daki fuhuş mafyasının da üzerine gitti. En son HÜRRİYET’te okumuştum. Atatürk hava limanındaki aralarında başkomserlerin de bulunduğu teknik telefon takibine aldırdığı 180 polisi mevut görevlerinden uzaklaştırırken çeteden rüşvet aldığı iddiasıyla havaalanı emniyet amiri ile 19 polisi de tutuklattı.
Yani,sizin anlayacağınız o ihtilal günlerinin çalışkan, dürüst, yürekli ve çok genç Yozgat Emniyet Müdürü sayın Hüseyin Çapkın, şimdilerde değişmeyen asil nitelikleri, çeyrek asırlık tecrübesi ve yetenekli ekibiyle İstanbul’a çeki düzen vermeye çalışıyor.
Emekliliğine az bir süre kaldığı bildiriliyor.
Kısa zamanda İstanbul asayişini genel anlamda nasıl hale-yola getirir onu bilemem.
Ama şu husus mutlak bir gerçektirki ; İstanbul’da kaldığı sürede İstanbul’un bitip tükenmesi zor olan Emniyet ve asayiş sorunlarını hergün çözme kararlığını ısrarla sürdürecektir.
***
Sonuç olarak demek istiyorum ki; sayın Hüseyin Çapkın, benim 40 yılık meslek hayatımda tanıdığım en nitelikli bürokratların en önemlilerinden biridir.
Kariyerinden ve vizyonundan bu ülkenin mutlaka faydalanması gereken bürokratlardan biri olduğunu da biliyorum..
Gazetemin koleksiyonlarını karıştırırken gözüme ilişen bir haber,bugün bana bir hakkı teslim ve vefa borcumu da bir kere daha ödeme fırsatını da vermiş bulunuyor.
Sayın Çapkın’a Dünyanın en ağır asayiş sorunlarının varolduğu İstanbul’da başarılı hizmetlerinin sürekliliği için Cenab-ı Allah’ın kendisine yardımcı olmasını diliyorum.
********************************************
AÇIK TEŞEKKÜR
Rahatsızlığım nedeniyle Ankara'da geçirdiğim operasyon öncesi ve sonrasında yanıbaşımdan ayrılmayarak acılarımı yürekten paylaşan değerli kadim dostlarım
MEHMET ÇEVİK ve FARUK TURAN ÇİFTÇİ'ye
Ankara dönüşünde ise etkin ilgi ve yardımları nedeniyle
iyileşmemde önemli katkıları bulunan değerli ve erdemli insan
CEMAL ÇALIŞKAN, M.NAFİZ ŞENTÜRK ve ERDOĞAN BUDAK'a
rahatsızlığım süresince bizzat evimize gelerek ziyaret eden veya 'geçmiş olsun' dileklerini telefon ya da e-mail yoluyla ileten bütün, dost, arkadaş ve yakınlarıma, hemşehrilerime ve sevgili okurlarıma teşekkürlerimi arzetmeyi bir borç bilir, şükranlarımı ve en içten sevgilerimi sunarım.
Osman Hakan KİRACI
19.03.2010

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Hakan bey Yozgatın bugünkü durumu bundan daha güzel anlatılamaz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Okurlarınız olarak bz sizden arasıra değil,devamlı yazmanızı bekliyoruz.Saygılar.
Funda -- 31.08.2017 22:03
Köprüden önce son çıkış yolu
SAYIN O. HAKAN KİRACI BU KONULARI YILLARDIR DEFALARCA DİLE GETİRDİNİZ BİZLERDE SEVE SEVE BİRAZDA ÜZÜLEREK OKUYORUZ; AMA MAALESEF YETKİLİ MAKAMLARDAN BİR SES GELMİYOR. ÜLKEMİZİ ON BEŞ SENEDİR YÖNETEN İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BAŞKANLARI VE YİNE İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI BU ŞEHRİN OYLARI İLE B.M.MECLİSİN DE TEMSİL HAKKINA SAHİP KİMSELER SÖZCÜ HEYETLER KOMİSYONLAR OLUŞTURUP BAŞBAKAN VEYA CUMHURBAŞKANINDAN YOZGAT' IN SORUNLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞME TALEP ETİLERDE GERİ Mİ ÇEVRİLDİLER KABUL MÜ EDİLMEDİLER? BİR SÖZ VARDIR AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER DERTLERİMİZİ SORUNLARIMIZI ANLATMA YOLLARINI MAALESEF BECEREMİYORUZ. RAHMETLİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI SALİM KORKMAZ GİBİ TUTTUĞUNU KOPARABİLEN KOPARANA KADAR DA PEŞİNİ BIRAKMAYAN BAŞKANLARA BU ŞEHRİN İHTİYACI VAR. HİZMET, DESTEK VE MADDİYATLA OLUR; BİZLERİ TEMSİL HAKKINA SAHİP OLAN KİMSELER GAYRET VE ÇABALARI YETERSİZ GELMEKTEDİR DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORSAK, BU TEMSİLCİLERİMİZİN GAYRETLERİ İLE OLACAĞI KANISINDAYIM.SELAM VE SAYGILAR
ali-sahingoz@hotmail.com -- 3.02.2017 12:21:
Köprüden önce son çıkış yolu
Sayın Osman Hakan KİRACI bey kardeşim,
Senelerdir bu gazetede yazılarınızı,görüş ve önerilerinizi büyük bir dikkatle ve zevkle tokip etmekteyim.Yozgat için gayretleriniz,düşünceleriniz takdire şayandır.Kuşkusuz görüş ve öneriler çok önemlidir ama ondan da önemli olan bu görüş ve önerilerin yetkililerce dikkate alınmasıdır sanırım.
Anadolu nun sahipsiz görünen bu mazisi kahramanlıklarla dolu,insanları vatan,millet,bayrak ve Cumhuriyet sevdalısı bu diyarın kaderi midir geri bırakılması? Bu vatan savunmasında tarihte olduğu gibi özellikle son otuz iki yıl pkk denilen zalim,kalleş,insanlıktan nasibini almamış terör örgütene karşı verilen amansız mücadelede hep Yozgat lı daima en önde olmuş ve sayısız şehitler vermiştir.(Diğer illerde ki şehitlerimize saygımız sonzuzdur)
Vergisini zamanında veren,vatanına,milletine,Bayrağına daima sahip çıkan,Devleti ile hiçbir zaman sorunlu olmayan Yozgat insanımızın nasibine işsizlik,fukaralık,geri bıraktırılmış lık düşmemeli!Ne oldu da son yıllarda bütün doğumlara rağmen Yozgat ımızın nüfusu 240.000 geriledi.Bu tarihin akışına aykırıdır.
Senelerdir bizler hamasi nutuklarla avutulduk,hep sırtımız sıvazlandı ama yatırıma,eğitime,güvenliğe,istihtama gelince hiç akallara gelmedik.Aklın yolu birdir.Nüfus ve beyin göçünün önlenmesi için eğitim ve istihdam başta gelen koşuldur.Siyasilerin bizi sevdiğini söylüyorsunuz seven sevdiğini belli etmelidir.yiğidim,aslanım gibi sözlerle nutuklarla Yozgat lı sevilmemeli.Yozgat lı iş,evine götürecek ekmek-aş,kaliteli eğitim,ve sağlık hizmetleri istiyor.(Yozgat Hastanesi ayrı bi konu ve dert dışı sizi içi bizi yakıyor)
Öncelikle bu yörede hangi fabrikalar kurulabilir,turizme canlılık getirecek yörelerin tespiti,eğitim ve sağlık hizmetlerinin kaliteli ve adil bir şekilde değişik ilçe ve beldelere yayılması gibi konular ele alınmalı.Tarım arazilerinin sulanabilirliği dikkate alındığında salça,cips,un,şeker,bira-şaraf gibi fabrikalar acilen hizmete sunulmalı.Barajlarımızın olduğu yerlerde su ürünleri kooperatifleri kurulmalı,dentlenmeli moder şekilde balıkçılık geliştirilmeli.Bu baraj çevreleri turizm bölgeleri olarak ilan edilmeli insanların yiyip içmeleri,gezip dinlenmeleri için sosyal tesisler kurulmalı.Gençlerimizin gelişmesi için spor alanları acilen modern bir şekilde faaliyete geçirilmeli.Üniversiteye bağlı vakülte ve yüksek okulların sayısı artırılarak değişik ilçe ve beldelerde hizmet vermeleri sağlanmalı.Yozgat ta kazananların Yozgat tan kaçmamaları için teşvikler verilmeli,yeni yeni yatırım yapmaları için özendirilmelidir.Belediyeler bu güzelim beldemizi çevre düzenlemesi veb.gibi hizmetleri ile yaşanabilir bil il haline getirmeleri gerekir.Yöneticilerimizin Halktan kopuk olmamaları,sadece seçimden seçime hamasi nutuklarla bizleri avutmalarına son verip içimizden biri gibi olmalıdırlar.Kısır çekişmeler değil somut hizmetlerde,SEVGİDE,BARIŞTA,KARDEŞLİKTE Ortak değerlerde buluşmak dileği ile tüm YOZGAT ve İNSAN sevdalılarına selam olsun.
Ahmet -- 16.01.2017 11:13
Yozgat’ta göç ön-le-ne-mez
sayın osman hakan kıracı bey efendi hiç kendinizi yormayın Yozgat tercihini çoktan yapmış bulunuyor.Bunca yıldır yazıp
çiziyorsunuz pek bir şey değişmiyor çünkü okuma alışkanlığı ve analiz yeteneğimizi kaybettik yalnızca duyduklarımıza veye bize anlatılanlara ınanır olduk onun için çag atlayan yozgatta göçün olması normal pek şaşırmamak gerekir.
hasan baycan -- 26.09.2016 17:22
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Tüm hemşehrilerime Günaydın demek istiyorum.
Ama hakikaten artık Yozgata ve Yozgatlıya bundan böyle aydınlık günler olmalı.Askeri Birliklerden Mamak'ta olanını Çankırıya sevk edecekler. Bu gerçekten Yozgat için büyük bir kayıp, Diğer birlikleri (Topçu Alayı Polatlı,Zırhlı Birlikler Etimesgut) İNŞAALLAH kaybetmeyiz.
Bu konunun önemini hala kavrayamayan değerli Yozgatlılar,
biraraya gelerek, Başta Valimiz,Bld.Başkanımız olmak üzere,Yozgat yerelindeki gazeteler ve STK'lar aracılığıyla askeri birlik isteği talebimizi Ankara'ya duyuracak şekilde haykırmalıyız.Sayın BOZDAĞ sizinde bu konuda desteğiniz YOZGAT için çok önemli.15 Temmuz 2016 TBMM'de biz sizin gerçek yüzünüzü gördük Meclisin o gece en delikanlı en yiğit ferdi sizdiniz.memleket sevdanızın meşalesini artık Yozgattanda yakmak zamanı geldi.

Osman Hakan KİRACI ağabeyimiz, lütfen lobi oluşturalım. TREN KAÇIYOR.
süleyman erdem -- 22.08.2016 09:27
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Öncelikle 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdan dolayı siyasi görüşü,hayata bakış açısı farklı tüm kardeşlerimizin demokrasi ve vatan sözkonusu olursa,duruşlarının ne olduğunu tüm dünyaya nasıl ispatladıklarını övünçle ve gururla gördük.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyorum.Bu ülkede hala 19.YY kafasında yaşayan ve yaşatmaya çalışan çağdaşlıktan uzak beyinler maalesefki bulunmaktadırlar.Bu insanlara ancak "ALLAH Islah etsin" temennisinde bulunabiliyorum.Bu vatan Türkiye'de yaşayan kendini TÜRK gibi hisseden herkesindir.
Vatanımız Hiçbir zümrenin,hiçbir çoğunluğun,hiçbir rengin,hiçbir meslek grubunun,hiçbir dünya görüşünün olmamalıdır ve elbettede olmayacaktır.
Yozgat konusuna gelince, aslında bir fırsat doğdu diye düşünüyorum.Hükümetimizin vermiş olduğu kararlar neticesinde taşınması öngörülen askeri birliklerden en az bir tanesi Yozgat'a sevk edilerek,Yozgatta faaliyetine devam ettirilebilir.Bu konuda önce Sayın Bozdağ ve milletvekillerimiz sonra valimiz bld.başkanımız ve STK'lar lobi yapmalıdırlar.Gün birleşme,kenetlenme günü'dür.Unutmayalımki dünya coğrafyasında başka Yozgat'da yoktur.Başka TÜRKİYE'de bulunmamaktadır.Saygılarımla
süleyman erdem -- 10.08.2016 10:30
Yozgat’ta göçü önleyecek sürpriz fırsat
yazılması gereken herşeyi gayet güzel yazmışsınız.dana faza söze hacet yok.Yozgatta göçü önlemenin yolu bu.iktidarın bakanı ve temsilcileri gereğini yaparsa yozgat göç derdinden kurtulur.yoksa yozgatın yokoluşunu hep beraber seydereceğiz..
Kamil -- 07.08.2016 13:45
CUMHURBAŞKANININ ‘YOZGAT’ ZİYARETİ
sayın yorumcular sizlerin yorumlarını okuyunca Yozgat,ta işsizlik var, yoksulluk var, göç var. bunların olmadığı bir yerde mutsuzluk aramanın kime ne faydası var onun için enseyi karartmaya gerek yok insanlar ve ülkeler layık olduğu gibi yaşamalıdırlar. nitekim bu olums

uzluklara tepki vermiyorsa insanlar bu durumdan memnun olduğu içindir.
hasan baycan -- 23.06.2016 16:16
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00