BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
315
Dün
:
4936
Toplam
:
13342666
Gündem Osman Hakan KİRACI
Yozgat zenginlerinin ‘üniversite’ sınavı
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Üniversitenin ne kadar önemli bir kurum olduğunu burada uzun uzadıya tekrar anlatmama bilmem gerek var mı ?

Üniversite demek tek cümleyle bir il için ‘gelişim’ demektedir.

Yozgat, bugüne değin söylendiği ve hedeflendiği gibi gelişemedi.

Rektör hanım Prof.Dr. sayın İnci Varinli’nin vurguladığı gibi,Yozgat milenyum çağında gelişecek ve kalkınacaksa hiç şüphe yok ki; üniversitesi ile birlikte gelişecektir.

Bu açıdan baktığımızda Bozok Üniversitesinin konumu Yozgat’ın çok yönlü gelişimi açısından son derece hayati bir önem taşımaktadır.

O halde Bozok Üniversitesinin ihtiyaçlarının ve sorunlarının süratle çözümlenmesi şarttır.

¨ ¨ ¨

Bozok üniversitesinin çözüm bekleyen acil ihtiyaçlarına baktığımızda. Tıp, Ziraat ve Eğitim fakülteleri ile kuruluşu Eğitim fakültesiyle birlikte onaylanan 4 yıllık Turizm ve Otelcilik yüksek okulu ve de Beden Eğitimi ve Spor yüksek okulunun binaları yoktur. Ayrıca Araştırma enstitüsüne ve eski fakültelere de ek bina istenmekte ,tüm yatırımlar için global 80 trilyon tl. gerekmektedir.

Turizm ve Otelcilik ile Beden Eğitim ve Spor yüksek okulları 4 yıllık olmaları nedeniyle birer fakülte ayarındaki okullardır.

Yozgat Bozok Üniversitesinin ilk aşamada acilen 6 fakültenin binalarına ihtiyacı bulunmaktadır.

Tıp fakültesinin tüm binalarını kompleks halinde İstanbuldaki hayırsever hemşehrilerimizden Gülaylar Altın group icra kurulu başkanı Mehmet Gülay,Ziraat Fakültesi binasını Permak group başkanı Selim Uyar, Eğitim Fakültesi binasını muhtemelen Arıkan Holding başkanı İbrahim Arıkan, Turizm ve Otelcilik yüksek okulu binasını da muhtemelen İstanbuldaki 10 işadamı yaptıracaktır.

İşadamlarımızın yaptıracağı binaların toplam bedeli 40 trilyon tl.dolayındadır.

Eğer, İstanbuldaki bu hayırsever işadamlarımız Üniversiteye destek projelerinden vazgeçmezse geriye Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okulu binası ile 2 eski fakülteye ek binalar, Araştırma Enstitüsü ve kampus alanına projelendirilen diğer bina ve ünitelerin yapımı kalmaktadır. Diğer yatırımlar için ihtiyaç duyulan rakam 40 trilyon lira civarındadır.

¨ ¨ ¨

Bozok Üniversitesine 40 trilyon YTL ( 40 milyon ytl ) daha sağlanabilir mi ?

Bence rahatlıkla sağlanabilir.

Yozgat’ta yaşayıp Yozgat’ta para kazanan zenginlerimiz, çoğunluğu Başkentte oturan hayırsever işadamlarımız ve diğer büyük kentlerdeki varlıklı hemşehrilerimiz, eğer İstanbuldaki işadamlarımız gibi,duyarlılık gösterirlerse bence sorun kolaylıkla çözümlenecektir.

Ve çözümlenmelidir de..

Hiç düşündünüz mü ?

“Uzun yıllar İstanbulda yaşamakta olan işadamlarımızdan bir Mehmet Gülay’ın, bir Selim Uyar’ın, bir İbrahim Arıkan’ın ve bir Ercan Ataman’ın halen Yozgat’la ilişkileri hangi boyuttadır” diye..

Yozgat Üniversitesine büyük çapta destek vaadinde bulunan İstanbuldaki hemşehrilerimizin Yozgat’la ciddi ilişkilerinin kaldığını sanmıyorum. Çoğunun Yozgat’ta ecdadının mezarları var. Onlar her şeyleriyle İstanbullu olmuşlar artık.

Ama öbür yanda Ankarada oturup halen Yozgatta ticari ilişkilerini kesmeyerek baba topraklarından hasılat edinen ve de Yozgat’ta yaşayıp büyük paralar kazanan nice işadamlarımız,nice gizli zenginlerimiz var değil mi ?

Deniliyor ki;Yozgat fakir bir kent..Kimsede para yok.

Doğrudur, insanlarının önemli bir kısmının zekata muhtaç ve yeşil kartlı olduğu BİLDİK YOZGAT fakir bir vilayettir.

Bilinen ve yıllar yılı hep dillendirilen mevcut Yozgat’ın ekonomi profili böyledir.

Ama ya ÖTEKİ YOZGAT…

Yani, yastık altı serveti,banka mevduatları hayli yüklü olan ÖTEKİ YOZGAT’ın zenginliği kayda değer hacımdadır.

Hele son 5 – 6 yılda bu iktidarın ürettiği Yozgat’ın adı henüz piyasalarda ünlenmemiş yeni ekonomi baronları görmezlikten gelinebilir mi ?

¨ ¨ ¨

Yozgat’ta bundan 20-25 yıl önce piyasadan sıcak para çekildikce banka şubeleri birer birer kapanıyordu.

Şimdilerde kapanan banka şubeleri yenileriyle birlikte birer birer tekrar hizmete giriyor.

Herkes şunu iyi bilmelidir ki bankalar, paranın olduğu yere tezgah kurarlar.

Türkiye Bankalar Birliğinin 2006 yılı istatistiki rakamlarına göre,Yozgatlının 549 Trilyon Tl mevduatı, 508 trilyonu da ( 391 milyon ABD doları ) olmak üzere bankalarda toplam 1 katrilyon 57 trilyon Tl ( 1 milyar 57 milyon YTL ) mevduatı bulunmaktadır.

Anladınız değil mi Bankaların Yozgata koşar adım neden geldiğini..

Benim söylemeye çalıştığım realite ise şu..

ÖTEKİ YOZGAT’ın yastık altı birikimleri ve gayrimenkulleri hariç sadece banka kasalarında 1 katrilyonu aşkın mevduatı varsa bu demektir ki Yozgat’ın zengini de ,parası da çoktur.

Ben derim ki; Yozgat’lılığı nüfus cüzdanında ve Yozgatta da baba mezarından ibaret bulunan İstanbuldaki hayırsever işadamlarımız eğer Yozgat Bozok Üniversitesine 40 Trilyon liraya yakın yatırım desteğinde bulunuyorsa Başkentteki Yozgat’la ticari ilintili hemşehrilerimiz ile Yozgatta yaşayıp Yozgatta kazanan zenginlerimizin de üniversiteye yardım konusunda daha fazla katkı sağlamaları gerekir.

Üniversitemize destek sınavının ilk basamağında Yozgat Üniversitesinin ihtiyacının giderilmesine katkı sağlayan İstanbuldaki değerli işadamı hemşehrilerimiz bu sınavda göz doldurmuşlardır.Yozgat tarihi onları mutlaka hayırla yadedecektir.

Üniversitemize destek sınavının ikincisi önümüzdeki günlerde Başkentte üçüncüsü de Yozgat’ta yapılacaktır.

Her ne kadar Ankarada ikamet ediyor olsalar da bir şekilde Yozgat’tan yararlananlar.

Her seçim dönemi Yozgatlıya umut vaadeden,seçilme uğruna milyarlar harcayan varlıklı Yozgat sevdalısı politikacı hemşehrilerimiz..

Tığ teber girdikleri TBMM’den parlamenterlik görevi sona erdikten sonra trilyoner olarak ayrılan Yozgat temsilcilerimiz.

Yozgatta kazandıklarıyla Başkentte servetlerine servet katan ekonomi baronlarımız..

Ve hepsinden önemlisi Yozgat’ta yaşayıp Yozgat’ta kazanan etkili ve etiketli Yozgat milliyetçisi hemşehrilerimiz.

Yakında Ankarada ve Yozgatta yapılacak üniversiteye destek sınavları sizleri bekliyor.

Yozgatseverliğinizin doğal sonucu Yozgat üniversitesine sahip çıkacağınızı umut ederek hepinize bu sınavda başarılar diliyorum.





Başer - Erdemir’le yüzleşmeli



Hatırlayacağınız gibi, bundan yaklaşık 1 ay önce yerel TV’den ve 2 kez de gazetemizden bir çağrıda bulunan Yozgat eski Belediye Başkanı Mehmet Erdemir, şimdiki Belediye Başkanı Yusuf Başer’i halkın huzurunda yüzleşmek üzere TV’de hesaplaşmaya davet etmiş ve ‘Hodri meydan’ demişti.

Erdemir, son kez bizim gazetemizden yaptığı “Hodri Meydan” çağrısında ise Başeri hem suçlamış,hem de iddialı laflar sarfetmişti.

“Yusuf Başerde benim karşıma çıkacak ne bilgi,ne de yürek var.O yaptığı yanlışları biliyor.O susmak zorunda..Sükut ikrardan gelir” diyen Erdemir ardından da Yozgat belediyesinde son 3,5 yılda gerçekleştirilen icraatların vatandaşın huzurunda tartışılması gerektiğinin altını çizmişti.

Başer’in eski başkanın bu ağır suçlama ve tahriki karşısında halkın huzuruna çıkıp kozunu paylaşmak zorunda kalacağını düşünmüştüm.

Ama Başer, Erdemir’in eleştirilerini yanıtlayamadı,minderden kaçtığı gibi,TV’de hem de halkın huzurunda hesaplaşmaktan kaçınma gerekçesini de açıklayamadı.

Sadece önceki gün Boğazlıyanda parti ziyaretinde yapılan sohbet sırasında sorulan sorulara karşılık bu konuda bir şeyler söyleyebildiğini öğrendik. Başer, Erdemir’in kendisini gündemde tutmak için ‘hodri meydan’dediğini dile getirmiş ve eklemiş;

“Ama artık halkımız her şeyi biliyor ve görüyor.”

Oysa, Yozgat’ta hem geçmişte, hem de günümüzde Belediye icraatlarıyla ilgili olarak halkın bilmediği çok şey var.

Erdemir’in Yozgat Belediyesindeki hizmet süresi yaklaşık 13 yıldır. Başer’in hizmet süresi ise 3,5 yıldır.Üstelik,ağır bir borç faturası devraldığı için kamuoyuna da önemli bir mazeret sunabilmektedir.

Ne Erdemir’in 13 yılı,ne de Başer’in 3,5 yılı doğru dürüst masaya yatırılmadı.

Aslında her ikisine de halkın yönelteceği çok soruların olduğunu biliyorum.

3,5 yıl gibi kısa zamanda görev yapan bir Belediye Başkanının,13 yıllık başkana söyleyeceği çok şey, eleştireceği çok konu olmalıdır.

Hizmet sürelerine ve Başer’in Erdemir hakkında özellikle kapalı kapılar ardında yaptığı eleştirilere bakılırsa mindere koşa koşa çıkması gerekirdi.

Yozgat Belediyesinin AKP’li döneminde gördükki; Yusuf Başer,meydanı boş bulduğunda ya da Belediye mevzuatını bilmeyenlerin karşısısında bülbül gibi konuşuyor.

Ama işi bilenlerin karşısısında dut yemiş bülbül gibi susuyor veya köşe bucak kaçıyor.

Eğer, Başer’in sükutu ikrar değilse Erdemir’le TV’da mutlaka yüzleşmelidir.

Yozgat halkı,kimin doğruyu,kimin yanlışı söylediği artık bilmek istiyor.

Yozgat Belediyesinde kimin yolsuz, haksız, kanunsuz, usulsüz iş yaptığını ve kimin Belediyeyi yani halkı zarara uğrattığını öğrenmek Yozgatlı’nın en doğal hakkıdır.

Yozgat halkının hakemliğine güvenmek gerekir.

Erdemir - Başer döneminin Belediye icraatlarının mevzuatı bilen iki başkan tarafından bizzat tartışılması halinde Belediye ile ilgili karanlıkta kalan bazı konular mutlaka aydınlığa kavuşacaktır.

Ve Yusuf Başer eğer…

Minderden kaçmaya devam ederse..

Erdemir’in suçlamalarını kabul etmiş olacaktır.



Tarih : 16.04.2008

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
Ak Partinin müspet ve menfi çalışmalarını objektif bir dille yazdıktan sonra vilayetimizin en büyük problimenin nasıl çözüleceğini de anlatmışsınız yazınızda.
İktidar temsilcilerine yol haritası çizerek 14 ocak tarihini bir çıkış günü olarak hatırlatmışsınız.Güzel bi rehberlik bu..Benim merak ettiğim şey şu Akpartililerin içinden bi vicdan ve cesaret sahibi insan çıkıp da yozgatın göç belasını acaba Tayyip beye anlatacak mı,yoksa gine sadece gözlerinin içine mi bakacaklar.bence hiç kimse yozgatın derdini sayın cumhurbaşkanına anlatamaz.Sebep..
Yozgatın sahibi yokda ondan.hayırlısı olsun bakalım..
Hüsnü -- 07.01.2018 13:36
Yozgat’ın mes’eleleri ve tarihi 14 Ocak fırsatı
Sayın Kiracı; Yine memleketimizin yıllık raporunu çıkarıp, gurbette yaşayanlara tablosunu çizmişsiniz. Kaleminiz her daim var olsun. Bu sefer, yazınızı okurken içim sevinçle doldu. İçime bir umut doğdu. Bekle memleketim! Dişini iki yıl daha sık demek geldi içimden... Nasıl olsa, bekleye bekleye beklemelere alıştık. İki yıl sonunda;
Hele bir şu hızlı tren tamamlansın. Semalarımızda; güvercinler gibi, ak kanatlı uçaklar havalansın. İşte o zaman tüm özlemlerime, özlediklerime kavuşurum. Sen, seni terk eden evlatların ile buluşursun. Ben; hem sana hemde senin bağrında yetişen madımağa, peynire, ete, bulgura, fasulye, yeşil nohut-una...Uğrasak iyi olurdu ama kalmamış eş dost akrabaya. Dahası araba yolculuğuna dayanamayıp hasret kaldığım Sarıtopraklık da ki anama, babama. Ahhhh, bir bilsen sılam! Yüreğim, mezar taşlarının hasretiyle, toprağının kokusuyla yanıyor buram buram! Alır mıyım buralardan; Et, peynir, nohut.. Yumurta almak için bile sana gelirim. Kim bilir, belki de sana dönerim. Hele bir aç şu yolları. Hele bir kaldır aradan uzun mesafeleri. İşte o zaman Yurdumun en uç noktasından gurbetçiler, yılda iki kez senin pazarında. Buralarda peynir kireç, et çaput, fasulye kırk çeşit. "Kangal" ın adını "şevketibostan" koymuşlar. Kökünü soyup, kilosunu otuz liradan satıyorlar. Oysa bizim köylerde bu otu atların bile önüne atmıyorlar. Ay çiçeğine çiğdem diyorlar. Çiğdem görmemişler bilmiyorlar. Çedene'nin adı "kuş yemi", çöreğin adı kumru. Aslında en çok özlediğimde çamlığın suyu. Ah o kaplıcalar. Buralarda turistik tesis yaptılar doğal kaynakları. Deniz suyu kattılar, şifa bulmuyor hastaları. Aynı havuza giriyor erkekleri kadınları. Sana turlar düzenlerim. Görsünler bizim kükürtlü kaynar kaynayan kaynakları, eşmeleri çeşmeleri. Buralarda pınarlar da yok. Tuzlu çıkıyor yer altından suları.

14 Ocak'ta Yozgat'ım senin için, dualar okuyup, hayır dağıtacağım. Hele bir "tamam" desin Cumhur başkanımız. O zaman Vallahi bu seçimde mührü AKP ye basacağım.

Tüm güzelliklere, özlemlere kavuşmanız dileğiyle. Hayırlı, mutlu yıllar.
SAYHA -- 04.01.2018 02:03
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı, Yozgat halkının hallerini yazarken en önemli halini yazmamışsınız. Siz bu memleket insanları için çırpınıyorsunuz fakat bireyler değişmedikçe, kendini yenilemedikçe asla toplumlar yenilenip değişmez, ilerlemez.Bende Yozgat dışında yaşayan bir Yozgat'lıyım. Nerede eski insanların insanlığı, terbiyesi, ağırbaşlı, saygınlığı. Yozgat'ta efsanesi kalmamış. Ağızlarında bir küfür. her laflarının baş hecesi, son cümlesi. Yorum yazıyorlar. Bir bayana nasıl hitap edilir bunu bilmiyorlar. Ters düşüncesindeki insana söverek cevap veriyorlar. Bu insanlar lağım çukurundan çıkamamış ki ilerleme kaydetsin.

Diğer taraftan, kendilerini ülkücü olunca nimetten sayan düşünce saplantısı var. oysa şimdiki ülkücüler, bir zamanlar kanlı bıçaklı düşmanları solculara yamanarak AKP yi alt etme peşindeler. Bu da gösteriyor ki, Yozgat ın ülkücüsü davasının arkasında durmayan, idealist olmayan hava balonları.

Bu hava balonlarıyla asla yol alınmaz. En ufak tepkide sönerler ve sönüyorlar.
Diğer taraftan, Yozgat'a zamanında en büyük zarar verip, bu zararın halen vebalini halka çektirmeye çalışan zadeler olduğu müddetçe de Bu şehir ilerlemez. Yozgat da Çerkez Ethem filmi çekilecekti. Neden çekilmedi? Çünkü birileri gerçek ortaya çıkacak diye Film yapımcısına yüklendiler.Çekilseydi kötümü alacaktı? Konusu ne olursa olsun. En az beşyüz kişi ekonomiye katkı sağlayacak, şehrin adı duyulacak, zihinlerde yer tutacaktı. Belki kaderi değişecekti. Diyelim ki bu işten birilerinin adı zarar gördü. Mahkeme kapıları herkese açık değil mi? Açık. fakat kimse, kendine Yar olmayan Yozgat ı, başkasına Yar etmeme derdinde.

Vesselam, bu ülkücülerle, sürekli küfür eden cemaatçiler le, her işe karışan zadeler bu şehri kal-kın-dı-ra-maz.
Yusuf Adın -- 17.12.2017 22:35
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Hakan bey Yozgatın bugünkü durumu bundan daha güzel anlatılamaz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Okurlarınız olarak bz sizden arasıra değil,devamlı yazmanızı bekliyoruz.Saygılar.
Funda -- 31.08.2017 22:03
Köprüden önce son çıkış yolu
SAYIN O. HAKAN KİRACI BU KONULARI YILLARDIR DEFALARCA DİLE GETİRDİNİZ BİZLERDE SEVE SEVE BİRAZDA ÜZÜLEREK OKUYORUZ; AMA MAALESEF YETKİLİ MAKAMLARDAN BİR SES GELMİYOR. ÜLKEMİZİ ON BEŞ SENEDİR YÖNETEN İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BAŞKANLARI VE YİNE İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI BU ŞEHRİN OYLARI İLE B.M.MECLİSİN DE TEMSİL HAKKINA SAHİP KİMSELER SÖZCÜ HEYETLER KOMİSYONLAR OLUŞTURUP BAŞBAKAN VEYA CUMHURBAŞKANINDAN YOZGAT' IN SORUNLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞME TALEP ETİLERDE GERİ Mİ ÇEVRİLDİLER KABUL MÜ EDİLMEDİLER? BİR SÖZ VARDIR AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER DERTLERİMİZİ SORUNLARIMIZI ANLATMA YOLLARINI MAALESEF BECEREMİYORUZ. RAHMETLİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI SALİM KORKMAZ GİBİ TUTTUĞUNU KOPARABİLEN KOPARANA KADAR DA PEŞİNİ BIRAKMAYAN BAŞKANLARA BU ŞEHRİN İHTİYACI VAR. HİZMET, DESTEK VE MADDİYATLA OLUR; BİZLERİ TEMSİL HAKKINA SAHİP OLAN KİMSELER GAYRET VE ÇABALARI YETERSİZ GELMEKTEDİR DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORSAK, BU TEMSİLCİLERİMİZİN GAYRETLERİ İLE OLACAĞI KANISINDAYIM.SELAM VE SAYGILAR
ali-sahingoz@hotmail.com -- 3.02.2017 12:21:
Köprüden önce son çıkış yolu
Sayın Osman Hakan KİRACI bey kardeşim,
Senelerdir bu gazetede yazılarınızı,görüş ve önerilerinizi büyük bir dikkatle ve zevkle tokip etmekteyim.Yozgat için gayretleriniz,düşünceleriniz takdire şayandır.Kuşkusuz görüş ve öneriler çok önemlidir ama ondan da önemli olan bu görüş ve önerilerin yetkililerce dikkate alınmasıdır sanırım.
Anadolu nun sahipsiz görünen bu mazisi kahramanlıklarla dolu,insanları vatan,millet,bayrak ve Cumhuriyet sevdalısı bu diyarın kaderi midir geri bırakılması? Bu vatan savunmasında tarihte olduğu gibi özellikle son otuz iki yıl pkk denilen zalim,kalleş,insanlıktan nasibini almamış terör örgütene karşı verilen amansız mücadelede hep Yozgat lı daima en önde olmuş ve sayısız şehitler vermiştir.(Diğer illerde ki şehitlerimize saygımız sonzuzdur)
Vergisini zamanında veren,vatanına,milletine,Bayrağına daima sahip çıkan,Devleti ile hiçbir zaman sorunlu olmayan Yozgat insanımızın nasibine işsizlik,fukaralık,geri bıraktırılmış lık düşmemeli!Ne oldu da son yıllarda bütün doğumlara rağmen Yozgat ımızın nüfusu 240.000 geriledi.Bu tarihin akışına aykırıdır.
Senelerdir bizler hamasi nutuklarla avutulduk,hep sırtımız sıvazlandı ama yatırıma,eğitime,güvenliğe,istihtama gelince hiç akallara gelmedik.Aklın yolu birdir.Nüfus ve beyin göçünün önlenmesi için eğitim ve istihdam başta gelen koşuldur.Siyasilerin bizi sevdiğini söylüyorsunuz seven sevdiğini belli etmelidir.yiğidim,aslanım gibi sözlerle nutuklarla Yozgat lı sevilmemeli.Yozgat lı iş,evine götürecek ekmek-aş,kaliteli eğitim,ve sağlık hizmetleri istiyor.(Yozgat Hastanesi ayrı bi konu ve dert dışı sizi içi bizi yakıyor)
Öncelikle bu yörede hangi fabrikalar kurulabilir,turizme canlılık getirecek yörelerin tespiti,eğitim ve sağlık hizmetlerinin kaliteli ve adil bir şekilde değişik ilçe ve beldelere yayılması gibi konular ele alınmalı.Tarım arazilerinin sulanabilirliği dikkate alındığında salça,cips,un,şeker,bira-şaraf gibi fabrikalar acilen hizmete sunulmalı.Barajlarımızın olduğu yerlerde su ürünleri kooperatifleri kurulmalı,dentlenmeli moder şekilde balıkçılık geliştirilmeli.Bu baraj çevreleri turizm bölgeleri olarak ilan edilmeli insanların yiyip içmeleri,gezip dinlenmeleri için sosyal tesisler kurulmalı.Gençlerimizin gelişmesi için spor alanları acilen modern bir şekilde faaliyete geçirilmeli.Üniversiteye bağlı vakülte ve yüksek okulların sayısı artırılarak değişik ilçe ve beldelerde hizmet vermeleri sağlanmalı.Yozgat ta kazananların Yozgat tan kaçmamaları için teşvikler verilmeli,yeni yeni yatırım yapmaları için özendirilmelidir.Belediyeler bu güzelim beldemizi çevre düzenlemesi veb.gibi hizmetleri ile yaşanabilir bil il haline getirmeleri gerekir.Yöneticilerimizin Halktan kopuk olmamaları,sadece seçimden seçime hamasi nutuklarla bizleri avutmalarına son verip içimizden biri gibi olmalıdırlar.Kısır çekişmeler değil somut hizmetlerde,SEVGİDE,BARIŞTA,KARDEŞLİKTE Ortak değerlerde buluşmak dileği ile tüm YOZGAT ve İNSAN sevdalılarına selam olsun.
Ahmet -- 16.01.2017 11:13
Yozgat’ta göç ön-le-ne-mez
sayın osman hakan kıracı bey efendi hiç kendinizi yormayın Yozgat tercihini çoktan yapmış bulunuyor.Bunca yıldır yazıp
çiziyorsunuz pek bir şey değişmiyor çünkü okuma alışkanlığı ve analiz yeteneğimizi kaybettik yalnızca duyduklarımıza veye bize anlatılanlara ınanır olduk onun için çag atlayan yozgatta göçün olması normal pek şaşırmamak gerekir.
hasan baycan -- 26.09.2016 17:22
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Tüm hemşehrilerime Günaydın demek istiyorum.
Ama hakikaten artık Yozgata ve Yozgatlıya bundan böyle aydınlık günler olmalı.Askeri Birliklerden Mamak'ta olanını Çankırıya sevk edecekler. Bu gerçekten Yozgat için büyük bir kayıp, Diğer birlikleri (Topçu Alayı Polatlı,Zırhlı Birlikler Etimesgut) İNŞAALLAH kaybetmeyiz.
Bu konunun önemini hala kavrayamayan değerli Yozgatlılar,
biraraya gelerek, Başta Valimiz,Bld.Başkanımız olmak üzere,Yozgat yerelindeki gazeteler ve STK'lar aracılığıyla askeri birlik isteği talebimizi Ankara'ya duyuracak şekilde haykırmalıyız.Sayın BOZDAĞ sizinde bu konuda desteğiniz YOZGAT için çok önemli.15 Temmuz 2016 TBMM'de biz sizin gerçek yüzünüzü gördük Meclisin o gece en delikanlı en yiğit ferdi sizdiniz.memleket sevdanızın meşalesini artık Yozgattanda yakmak zamanı geldi.

Osman Hakan KİRACI ağabeyimiz, lütfen lobi oluşturalım. TREN KAÇIYOR.
süleyman erdem -- 22.08.2016 09:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00