BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
202
Dün
:
4601
Toplam
:
13175521
Gündem Osman Hakan KİRACI
Haksız rekabetler ve bir okur maili
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com

Marketcilerin ve otobüscülerin ardından  şimdi de Yozgatlı fırıncılar tekrar rekabete başladılar.


Yaklaşık 15-20 gündür süren rekabetin ekmek fiatlarına sağladığı ucuzluk  % 100 oranında..


Daha önce 300 gramı 60 kuruş olan ekmek şimdilerde Yozgat kent merkezinde 30 kuruş..


Ben, bu yazımda Yozgat’ta dönem dönem ve hemen hemen çoğu iş kollarında baş gösteren haksız rekabetlerin nedenleri üzerinde durmayacağım.


Zaten,rekabet nedenlerini  otobüs rekabetleri sırasında “cümleten gözü kapalı hayırlı yolculuklar”başlıklı yazımda anlatmıştım.


Bugün bu yazımda geçmişten bugüne alışık olduğumuz gibi,bizim  Yozgat esnafında sıkca  nükseden hatta bu amansız haksız rekabet  hastalığına  karşı  süregelen çaresizliğe ve onlar üzerinde oluşan acı sonuçlarına değinmek istiyorum.


Aslında ben rekabete karşı değilim.


Benim itirazım haksız rekabete..


Ticaretin mayasında rekabet vardır ve olmalıdır da.


Hangi iş kolunda olursa olsun esnaf  kaliteli üretim ve ürün satışlarında elbette rekabet etmelidir.


Keza, müşteriyi kendine çekebilmek için fiat politikalarını da daha cazip hale getirebilmelidir.


Tüketiciyi hem kalite ,hem de fiat bakımından memnun ederek, çağdaş bir ticaret anlayışını sergilemelidir.


Ama,Yozgat’ta yapılan ve aylarca uygulanan rekabetler   böyle mi ?


Kentimizde maalesef  esnaflarımız arasında meslektaşını, hemşehrisini mağdur bırakmaya,bitirmeye ve hatta ticari anlamda tamamen yok etmeye yönelik haksız rekabet  sendromları  yıllardır süregeliyor.


Açıkcası,”Rakibimin zararı,benim karımdır” mantığı ile başlatılan ve aylarca sürdürülen haksız rekabetler, rekabet yapan esnafın sadece cebini yakmıyor,geleceğini karartıyor,hatta canını dahi acıtıyor.


Yozgat esnafının yaptığı acımasız rekabetler nedeniyle büyüyemiyor. Bir örnek vermek gerekirse Yozgat’ta market esnafı düşledikleri  hipermarketlerini kuramıyor.. Ama yabancı hipermarketler, Yozgat’ta rahatlıkla pazar bulabiliyor.


Yozgat’ta otobüscüler  30 yılda bir otobüsün değil,genelde bir otobüsün dört de bir hissedarı olabiliyor.Yozgat’ın otobüscüsü kendi markasını oluşturamıyor,  yabancı firmaların tabelası altında  çalışmak zorunda kalıyor..


Yozgat’ın fırıncısı ekmek fabrikaları kuramıyor. Ve özellikle haksız rekabetleri yüzünden de  bazen ekmek parası kazanmakta zorlanıyor..


İşin daha da vahim yanı ; Yozgat’taki ilgili esnaf  teşekkülleri ve başgedikli yöneticileri, Yozgat’ta çeşitli işkollarında baş gösteren haksız rekabetleri seyretmekle yetiniyorlar.Taraflar arasında uzlaşmaya girdiklerinde de haksız rekabet ihtilaflarını  çözemiyorlar.Onun için Yozgat’ta haksız rekabetler aylarca sürüyor.


Geçen gün Kayseri’den gelen bir arkadaşım anlattı.


Kayseri’de esnafın birinin işleri ters gidince  batmış…


Kayseri Esnaf Odası ,batan o firmayı ayağa kaldırmak  için oda yöneticilerinden ve Kayseri esnafından  bir günde 1 milyon lira ( 1 trilyon Tl ) yardım toplamışlar. Evet,yanlış  okumadınız  1 trilyon lira kredi bulmamışlar,aralarında yardım toplayıp  can çekişen bir esnafa hayat vermişler.


Ama,Yozgat’ta  ?


Batan bir esnafı ayağa kaldırmak  bir yana Yozgat’ta örneğin fırıncı esnafının haksız rekabet sorunu bile çözümlenemiyor.


Evet,Yozgat ticaret inin manzarası ayan beyan ortada…


Esnaf,birbirini bitirmek için gelenekselleştirdiği haksız rekabetini acımasızca  sürdürüyor..


Rakibimin zararı benim karımdır” ticaret mantığından  bir türlü vazgeçilemiyor.


Esnafın temsilcileri,her tür haksız rekabet kavgalarını önleyemiyor..


Böyle bir ticaret mantığının hakim olduğu Yozgat piyasasında bir kısım esnafın işleri tıkırında gitmiyor.


Özellikle bu nedenlerle Yozgat’ta ticaret gelişmiyor,aksine kan kaybediyor.


Ve benim de aklıma  hemen şu soru geliyor;


Yozgat ticareti bu mantık ve anlayışla nereye gidiyor?”


 


 Okur penceresinden Yozgat


 


Her gün yaklaşık beş bir okurumuzun tiryakisi olduğu internetteki günlük gazetemiz www.yozgatgazetesi .com’a çok sayıda okur mail’leri geliyor.Okurlarımız mailleriyle  gerek anketlerimize katılarak ve gerekse de yazarlarımızın yorumlarına katkıda bulunarak  Yozgat gazetesinde okudukları yazı ve yorumları paylaşıyor.Bazı okurlarımız da Yozgat’a ilişkin kişişel yorumlarını iletiyorlar.Geçenlerde Birol Çakıcı  isimli internet okurumuz  gazetemize bir mail göndermiş.Sayın Çakıcı’nın ”Makus talihimiz” başlıklı yorumunu  ve yazdıklarını kayda değer buldum ve bu yazıyı sizinle de paylaşmak istedim .İşte,Birol Çakıcı’nın  yorumu ve işte bir okur gözüyle bir ‘Yozgat değerlendirmesi. Aynen yayınlıyorum :


MAKUS TALİHİMİZ


 


1. Yozgat isminin Bozok olarak değiştirilmesi lâzım. Millete uzay bile dar geliyor, biz eski defterleri karıştırıyoruz.


2. Son zamanlarda yapılan "kentparklar" yörenin meşhur isimlerini koymak lazım ki, daha bir yöresel kalsın. Yardım yapanları değil lâkaplarını yürütmek isteyenlere öncelik vermek lâzım.


3. İç Anadolunun göbeğinde yer alıp, ‘niye geri kaldık’ diye ağlanmak lâzım, Ankara'ya gidince memleketi unutanlara hatırlatmak lâzım.


4. Milliyetçiliği "pes" dedirtecek kadar abartmamak lâzım. Herkes batıya, yeniliğe, uygarlığa, bilim ve teknolojiye, eğitime, demokrasiye ağırlık verirken, “yiğidin harman olduğu yer” nutuklarıyla kendi kendimizi tatmin etmek yollarını bırakmak lâzım.


5. Eğitimde başarı negatif derecelerde (doğu-güneydoğu sıralamalarında). Demek ki “pos” bıyık bırakmakla eğitim ilerlemiyormuş. Ben batıda yaşıyorum, çocuklarımın ödevlerine yardımcı oluyorum, oradaki velilerin -olmayan- ilgi ve alâkasını yadırgıyorum. Eğitimden nasibini alamamış gençlerin caddede karşıdan karşıya küfürlü sözlerini “hoş” karşılamamak lâzım.


6. Ticaret hacmi yok denecek kadar az (dışarıdan gelen esnaf istenmiyor, içeridekiler ise bir şey yapmıyor, yıllar önce yabancı bir firmaya izin verilmediği için teşekkür ilânları çıkmıştı) Esnaf az satayım ama çok kazanayım derdinde. Peki çok bilmişler, nasıl gelişecek bu durum? Eğer sen yapabileceksen şimdiye kadar neden yapmadın, yok yapamayacaksan neden yapanlara engel oluyorsun?


7. Sağlıkta durum yine içler acısı. Yakınlığıyla övündüğümüz Ankara olmasaymış, hastalığa çare bulmak imkânsız olacakmış. Hastanelerde yeteri kadar uzman doktor yok. Olanlar ise özele geçerek “yaşam” standardını yükseltmek ve “şifa” bulma peşindeler.


8. Belediye hizmetleri zorda kalınmadıkça yapılmıyor, sanki belediye başkanı bu yolları kullanmıyor. Belediyenin olmayan misyonunda ve kalkınma planlarında, mevcut parkelerin yenilenmesi ile yaprak döken ağaçların kesilmesi yer alıyor. Zaten bunlar yapıldığında halk daha ne istesin ki..


9. Sosyal yönden güneydoğu’dan hiçbir farkımız yok inanın. Mardin’de, Batman’da, Siirt’te hava karardığında sokaklar, caddeler boşalır. Burada da durum farklı değil. Hangi sosyal imkânlar var insanların yararlanabildiği? Övüne övüne bitiremediğimiz lise caddesinin uzunluğunu ölçtünüz mü hiç? İkinci bir “cadde” var mı yürüyecek? Ben yıllardır ailemle yürüyemedim yan yana, ayağımı taşa taktırmadan, başımı tabeladan korumaktan, daracık kaldırımda ağaç etrafından dolaşmadan..


10. Aslında tüm eleştirilerimiz kendimize, bu bölgeyi kalkındıracak da geri bırakacak da bizleriz. Valisinden öğrencisine kadar hepimiz sorumluyuz. Geri kalmışlık kader değildir. Geri kalmışlık hiçbir şey yapmamaktır. Herkes ilerlerken hiçbir şey yapmayanlar, kendiliğinden geri kalıyor. 40 yıl öncesini özlemle anıyorsak, demek ki ilerleyememişiz. Fakat korkum o ki, bunu okuyanların yarısı anlamayacak, anlayan kısım belki hak verecek ama hep başkasından bir şeyler bekleyecek. Ve hayat kaldığı yerden devam edecek.


Kalın sağlıcakla…


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Hakan bey Yozgatın bugünkü durumu bundan daha güzel anlatılamaz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Okurlarınız olarak bz sizden arasıra değil,devamlı yazmanızı bekliyoruz.Saygılar.
Funda -- 31.08.2017 22:03
Köprüden önce son çıkış yolu
SAYIN O. HAKAN KİRACI BU KONULARI YILLARDIR DEFALARCA DİLE GETİRDİNİZ BİZLERDE SEVE SEVE BİRAZDA ÜZÜLEREK OKUYORUZ; AMA MAALESEF YETKİLİ MAKAMLARDAN BİR SES GELMİYOR. ÜLKEMİZİ ON BEŞ SENEDİR YÖNETEN İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BAŞKANLARI VE YİNE İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI BU ŞEHRİN OYLARI İLE B.M.MECLİSİN DE TEMSİL HAKKINA SAHİP KİMSELER SÖZCÜ HEYETLER KOMİSYONLAR OLUŞTURUP BAŞBAKAN VEYA CUMHURBAŞKANINDAN YOZGAT' IN SORUNLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞME TALEP ETİLERDE GERİ Mİ ÇEVRİLDİLER KABUL MÜ EDİLMEDİLER? BİR SÖZ VARDIR AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER DERTLERİMİZİ SORUNLARIMIZI ANLATMA YOLLARINI MAALESEF BECEREMİYORUZ. RAHMETLİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI SALİM KORKMAZ GİBİ TUTTUĞUNU KOPARABİLEN KOPARANA KADAR DA PEŞİNİ BIRAKMAYAN BAŞKANLARA BU ŞEHRİN İHTİYACI VAR. HİZMET, DESTEK VE MADDİYATLA OLUR; BİZLERİ TEMSİL HAKKINA SAHİP OLAN KİMSELER GAYRET VE ÇABALARI YETERSİZ GELMEKTEDİR DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORSAK, BU TEMSİLCİLERİMİZİN GAYRETLERİ İLE OLACAĞI KANISINDAYIM.SELAM VE SAYGILAR
ali-sahingoz@hotmail.com -- 3.02.2017 12:21:
Köprüden önce son çıkış yolu
Sayın Osman Hakan KİRACI bey kardeşim,
Senelerdir bu gazetede yazılarınızı,görüş ve önerilerinizi büyük bir dikkatle ve zevkle tokip etmekteyim.Yozgat için gayretleriniz,düşünceleriniz takdire şayandır.Kuşkusuz görüş ve öneriler çok önemlidir ama ondan da önemli olan bu görüş ve önerilerin yetkililerce dikkate alınmasıdır sanırım.
Anadolu nun sahipsiz görünen bu mazisi kahramanlıklarla dolu,insanları vatan,millet,bayrak ve Cumhuriyet sevdalısı bu diyarın kaderi midir geri bırakılması? Bu vatan savunmasında tarihte olduğu gibi özellikle son otuz iki yıl pkk denilen zalim,kalleş,insanlıktan nasibini almamış terör örgütene karşı verilen amansız mücadelede hep Yozgat lı daima en önde olmuş ve sayısız şehitler vermiştir.(Diğer illerde ki şehitlerimize saygımız sonzuzdur)
Vergisini zamanında veren,vatanına,milletine,Bayrağına daima sahip çıkan,Devleti ile hiçbir zaman sorunlu olmayan Yozgat insanımızın nasibine işsizlik,fukaralık,geri bıraktırılmış lık düşmemeli!Ne oldu da son yıllarda bütün doğumlara rağmen Yozgat ımızın nüfusu 240.000 geriledi.Bu tarihin akışına aykırıdır.
Senelerdir bizler hamasi nutuklarla avutulduk,hep sırtımız sıvazlandı ama yatırıma,eğitime,güvenliğe,istihtama gelince hiç akallara gelmedik.Aklın yolu birdir.Nüfus ve beyin göçünün önlenmesi için eğitim ve istihdam başta gelen koşuldur.Siyasilerin bizi sevdiğini söylüyorsunuz seven sevdiğini belli etmelidir.yiğidim,aslanım gibi sözlerle nutuklarla Yozgat lı sevilmemeli.Yozgat lı iş,evine götürecek ekmek-aş,kaliteli eğitim,ve sağlık hizmetleri istiyor.(Yozgat Hastanesi ayrı bi konu ve dert dışı sizi içi bizi yakıyor)
Öncelikle bu yörede hangi fabrikalar kurulabilir,turizme canlılık getirecek yörelerin tespiti,eğitim ve sağlık hizmetlerinin kaliteli ve adil bir şekilde değişik ilçe ve beldelere yayılması gibi konular ele alınmalı.Tarım arazilerinin sulanabilirliği dikkate alındığında salça,cips,un,şeker,bira-şaraf gibi fabrikalar acilen hizmete sunulmalı.Barajlarımızın olduğu yerlerde su ürünleri kooperatifleri kurulmalı,dentlenmeli moder şekilde balıkçılık geliştirilmeli.Bu baraj çevreleri turizm bölgeleri olarak ilan edilmeli insanların yiyip içmeleri,gezip dinlenmeleri için sosyal tesisler kurulmalı.Gençlerimizin gelişmesi için spor alanları acilen modern bir şekilde faaliyete geçirilmeli.Üniversiteye bağlı vakülte ve yüksek okulların sayısı artırılarak değişik ilçe ve beldelerde hizmet vermeleri sağlanmalı.Yozgat ta kazananların Yozgat tan kaçmamaları için teşvikler verilmeli,yeni yeni yatırım yapmaları için özendirilmelidir.Belediyeler bu güzelim beldemizi çevre düzenlemesi veb.gibi hizmetleri ile yaşanabilir bil il haline getirmeleri gerekir.Yöneticilerimizin Halktan kopuk olmamaları,sadece seçimden seçime hamasi nutuklarla bizleri avutmalarına son verip içimizden biri gibi olmalıdırlar.Kısır çekişmeler değil somut hizmetlerde,SEVGİDE,BARIŞTA,KARDEŞLİKTE Ortak değerlerde buluşmak dileği ile tüm YOZGAT ve İNSAN sevdalılarına selam olsun.
Ahmet -- 16.01.2017 11:13
Yozgat’ta göç ön-le-ne-mez
sayın osman hakan kıracı bey efendi hiç kendinizi yormayın Yozgat tercihini çoktan yapmış bulunuyor.Bunca yıldır yazıp
çiziyorsunuz pek bir şey değişmiyor çünkü okuma alışkanlığı ve analiz yeteneğimizi kaybettik yalnızca duyduklarımıza veye bize anlatılanlara ınanır olduk onun için çag atlayan yozgatta göçün olması normal pek şaşırmamak gerekir.
hasan baycan -- 26.09.2016 17:22
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Tüm hemşehrilerime Günaydın demek istiyorum.
Ama hakikaten artık Yozgata ve Yozgatlıya bundan böyle aydınlık günler olmalı.Askeri Birliklerden Mamak'ta olanını Çankırıya sevk edecekler. Bu gerçekten Yozgat için büyük bir kayıp, Diğer birlikleri (Topçu Alayı Polatlı,Zırhlı Birlikler Etimesgut) İNŞAALLAH kaybetmeyiz.
Bu konunun önemini hala kavrayamayan değerli Yozgatlılar,
biraraya gelerek, Başta Valimiz,Bld.Başkanımız olmak üzere,Yozgat yerelindeki gazeteler ve STK'lar aracılığıyla askeri birlik isteği talebimizi Ankara'ya duyuracak şekilde haykırmalıyız.Sayın BOZDAĞ sizinde bu konuda desteğiniz YOZGAT için çok önemli.15 Temmuz 2016 TBMM'de biz sizin gerçek yüzünüzü gördük Meclisin o gece en delikanlı en yiğit ferdi sizdiniz.memleket sevdanızın meşalesini artık Yozgattanda yakmak zamanı geldi.

Osman Hakan KİRACI ağabeyimiz, lütfen lobi oluşturalım. TREN KAÇIYOR.
süleyman erdem -- 22.08.2016 09:27
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Öncelikle 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdan dolayı siyasi görüşü,hayata bakış açısı farklı tüm kardeşlerimizin demokrasi ve vatan sözkonusu olursa,duruşlarının ne olduğunu tüm dünyaya nasıl ispatladıklarını övünçle ve gururla gördük.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyorum.Bu ülkede hala 19.YY kafasında yaşayan ve yaşatmaya çalışan çağdaşlıktan uzak beyinler maalesefki bulunmaktadırlar.Bu insanlara ancak "ALLAH Islah etsin" temennisinde bulunabiliyorum.Bu vatan Türkiye'de yaşayan kendini TÜRK gibi hisseden herkesindir.
Vatanımız Hiçbir zümrenin,hiçbir çoğunluğun,hiçbir rengin,hiçbir meslek grubunun,hiçbir dünya görüşünün olmamalıdır ve elbettede olmayacaktır.
Yozgat konusuna gelince, aslında bir fırsat doğdu diye düşünüyorum.Hükümetimizin vermiş olduğu kararlar neticesinde taşınması öngörülen askeri birliklerden en az bir tanesi Yozgat'a sevk edilerek,Yozgatta faaliyetine devam ettirilebilir.Bu konuda önce Sayın Bozdağ ve milletvekillerimiz sonra valimiz bld.başkanımız ve STK'lar lobi yapmalıdırlar.Gün birleşme,kenetlenme günü'dür.Unutmayalımki dünya coğrafyasında başka Yozgat'da yoktur.Başka TÜRKİYE'de bulunmamaktadır.Saygılarımla
süleyman erdem -- 10.08.2016 10:30
Yozgat’ta göçü önleyecek sürpriz fırsat
yazılması gereken herşeyi gayet güzel yazmışsınız.dana faza söze hacet yok.Yozgatta göçü önlemenin yolu bu.iktidarın bakanı ve temsilcileri gereğini yaparsa yozgat göç derdinden kurtulur.yoksa yozgatın yokoluşunu hep beraber seydereceğiz..
Kamil -- 07.08.2016 13:45
CUMHURBAŞKANININ ‘YOZGAT’ ZİYARETİ
sayın yorumcular sizlerin yorumlarını okuyunca Yozgat,ta işsizlik var, yoksulluk var, göç var. bunların olmadığı bir yerde mutsuzluk aramanın kime ne faydası var onun için enseyi karartmaya gerek yok insanlar ve ülkeler layık olduğu gibi yaşamalıdırlar. nitekim bu olums

uzluklara tepki vermiyorsa insanlar bu durumdan memnun olduğu içindir.
hasan baycan -- 23.06.2016 16:16
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00