BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
250
Dün
:
4601
Toplam
:
13184407
Gündem Osman Hakan KİRACI
OLMADI BEYLER OLMADI, AMA HİÇ OLMADI
   Söylesem tesiri yok/ Sussam gönül razı değil/ Fuzuli       ohakankiraci@hotmail.com
Tarih: 10 Nisan 1919

İstanbul’da İngilizlerin baskıyla kurulan Divan’ı Harb’i örfi idare tarafından yargılanan

Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal bey idam ediliyor.

Kemal bey beyaz gömleğini giyip darağacına giderken aynen şunları söylüyor:

“ Borcum var. Servetim yok. Üç çocuğumu Milletim uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet.”

Yâni, sizin anlayacağınız Ermeniler İngilizleri kullanarak bir Türk evladını İstanbul’ da astırıp şehit ettiriyor.

Tarih: 14 Eylül 1922

Milli mücadelenin o zor ve savaş yıllarında TBMM özel bir gündem maddesini görüşmek üzere acilen toplanıyor.

İstanbul’da 1,5 yıl önce idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal bey’i TBMM oybirliği ile “MİLLİ ŞEHİT ” ilân ediyor.

Hem de Türkiye’nin eli, ayağı kızıl kanda iken Kemal bey’e ”Milli şehit ” ünvanı verilerek manen de olsa hakkı teslim ediliyor.

Aradan tam 86 yıl geçiyor.

Ermeni soykırımı iddialarının yaygın ve yoğun bir biçimde Dünyanın ve Türkiye’nin gündemine getirildiği dönemde Boğazlıyan’lı bir bürokrat, Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde

Türkiye’ye ve Dünyaya Ermenilerin şehit ettirdiği Kemal bey gerçeğini ilân etmek için bir anıt projesini planlıyor.

Evet, Boğazlıyan’lı bürokrat Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel sanatlar Genel müdürü hemşehrimiz sayın Bayram Bilge Tokel, Yozgat’ta bugüne kadar hiçbir siyasetçinin, bürokratın ve yerel idarecinin düşünemediği bir projeye hem de ermeni soykırım iddialarının konuşulduğu bir dönemde imza atıyor.

Milli Şehit Kemal bey anıtının konfigrasyonunu ise oldukca anlam içerecek şekilde hazırlattırıyor. Anıtta yer alan Kaymakam Kemal bey elinden tuttuğu küçük bir kız çocuğu ile yürüyerek geleceği,Türk bayrağı özgürlüğü, elinde bir demet çiçekle yürüyen genç bayan figürü de sevgi ve kardeşliği simgeliyor.

Tokel, bununla da kalmıyor. Yozgat Belediye Başkanı ile işbirliği yaparak Türk Halk Müziğinin üstadı, hocası ve Devlet sanatçısı merhum Nida Tüfekçiyi sembolize edecek Sürmeli Anıtını da Yozgat’a armağan etmeyi planlıyor.

Bronzdan yapılan 2 anıt için heykeltıraş ücreti hariç yaklaşık 200 milyar lira harcanıyor. Yozgatlı heykeltıraş emeğine ücret almıyor.

Gırtlağına kadar borçlu ve her bir şeyi hacizli olan Belediye Sürmelinin bronz heykeline 100 milyar harcamıyor ama anıtın kaidesini yapmakla işi kurtarıyor. Yapımı tamamlanan anıtlar bayrağa sarılıyor.

Tokel, törenlere katılımını sağlamak için Bakanı Atilla Koç’tan müsait tarihe randevu alıyor. Ve davetiyeyie şöyle başlık atıyor:

“Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un huzurlarıyla…”

Milli Şehit Kemal bey ve Sürmeli anıtlarının açılış tören davetiyelerini Ankara’da Tokel, Yozgat’ta Başer ilgili herkese dağıttırıyor.

Törene en büyük ilgi de Türkiye’nin en ünlü Türk Halk Müziği solistlerinden, Türk halk müziği korosu sanatçılarından, yâni Nida hocanın talebelerinden geliyor. Davetiyeyi alan

Yozgat’a koşuyor.

Ve Tarih: 23 Eylül 2005

Anıtların ve Necip Fazıl Kısakürek sergisinin açılacağı, Nida Tüfekçi sempozyumunun yapılacağı, Devlet Halk Müziği korosu ile Halk konserinin Cumhuriyet alanında verileceği gün...

Törenlerin Milli Bayram havasında görkemli ve oldukca renkli geçmesi bekleniyor.

23 Eylülde Yozgat’ta sürpriz gelişmeler yaşanıyor. Yozgat’a geleceği dağıtılan davetiyelerde ilan edilen başta Kültür Bakanı olmak üzere Milletvekilleri,Yozgat Valisi ve üst düzey bazı bürokratlar törenlere katılmıyor.

Tören alanlarında Kültür Bakanı sayın Atilla Koç’un neden gelmediği konuşuluyor.

“Milletvekilleri Bakanı aramışlar, bu senin genel müdürün bizden habersiz işler yapıyor. Törenler hazırlıyor. Biz törenlere katılmayacağız siz de gelmezsiz iyi olur” şekildeki söylentiler kulaktan kulağa dolaşıyor.

Yozgat’ın anlamlı törenlerine muhalefet Milletvekilleri de teşrif buyurmuyorlar. İktidar Milletvekilleri sadece törenleri değil tören sonrasında Kültür salonunda düzenlenen sempozyumu ve Devlet Halk Müziği korosu ile akşam Halk konseri de boykot ediyorlar. Biri hariç tabii… milletvekili Bekir Bozdağ konsere son dakikada katılıyor.

Ve seçim meydanlarında şiirlerini dillerinden düşürmeyen, hayranlıklarını her fırsatta beyan eden AKP’nin Milletvekilleri Necip Fazıl Kısakürek’in anısına açılan resim sergisine de gitmeyerek Üstada karşı saygılarının boyutunu da sergiliyorlar.

Törenlerin ve konserin güvenlik tedbirlerinin Valilikçe alınmaması üzerine bu görevi Belediye Başkanı Yusuf Başer Belediye zabıtalarına tevdi ediyor. Konserde hava-i fişeklerinin atılmasına da Valililiğin müsaade etmediği bildiriliyor.

Ertesi gün Boğazlıyan’da açık havada programlanan Halk konseri yağmur muhalefeleti nedeniyle gerçekleştirilemiyor. Daha doğru yapılması istenmiyor.

Yozgat’tan Boğazlıyana üzgün ve moralsiz giden sanatçılar, “Nida ” hocalarının manevi huzurunda yaşananlardan etkilenmiş olmalılar ki Boğazlıyanda sahneye çıkmak istemiyorlar.

Özetlemek gerekirse 23 Eylül 2005 tarihinde Yozgat’ta düzenlenen törenlere gölge düşürülüyor.

Mili Şehit Kemal Bey’in ve Devlet sanatçısı Nida Tüfekçi’nin kemikleri sızlatılıyor.

Oysa 23 Eylül 2005 tarihinde Yozgat’ta üzerine gölge düşürülen törenler öylesine önemsiz olarak algılanacak törenler değildi.

Özellikle bugünlerde, Ermenilerin Türkiye aleyhinde Soykırım iddialarını Dünyanın gündeminde tuttuğu bir dönemde Milli şehit Kaymakam Kemal Beyin anıtının idamını üzerinden 86 yıl geçtikten sonra Boğazlıyanda hazırlanıp açılışı için tören düzenlenmesi oldukca önemli ve anlamlı bir organizasyondu.

Çünkü, Şehit Kemal bey anıtı, Ermenilerin Türkiye aleyhindeki soykırım iddialarına karşı koz olarak kullanılacak tarihi bir kanıt ve somut bir yanıttı.Türkiye için anlamı da büyüktü.

Yozgat’ta sorumluluk sahibi her yetkili ve her ilgili törene sahiplenmeliydi.

Özellikle bu törene Cumhurbaşkanımızın, Başbakanımızın, Genelkurmay Başkanımızın katılımları sağlanmalıydı. Tören vesilesiyle Boğazlıyan Kaymakamı Kemal beyin kimler tarafından ve hem de Osmanlının başkenti İstanbul’da suçsuz ve haksız yere nasıl idam edildiği gerçeği dünya medyasına taşınmalıydı. Ama olmadı. Hem de hiç beklemedik aksi gelişmeler yaşandı.

AKP Milletvekilleri ile AKP Milletvekili adayı bir bürokrat arasında henüz açıklanmayan rahatsızlık…

AKP iktidarının Yozgat’a atağı Vali ile yine AKP iktidarının Ankara da atağı bir Genel Müdür arasındaki anlaşmazlık…

Nedeni her ne ise…

Evet yanlış duymadınız. Ve yanlış da okumuyorsunuz.

Kimlikleri ve kişilikleri Türk tarihine ve ülkeye mal olmuş 2 önemli şahsiyetin anıtlarının açılış töreni alenen boykot edildi.

Hem de kimler tarafından…

Halen kendilerinin de görev yaptığı TBMM’nce “ Milli Şehit ” ilân edilen Kemal beyin anıtının açılışını boykot etti AKP Milletvekilleri…

Devletin bekası için canını feda eden bir Milli Şehidin ve de bir devlet sanatçısının anıtının törenleri yine devletin Valisi tarafından boykot edildi.

Böylesine büyük bir gaflet görülmemişti Yozgat’ta.

Devletin Müsteşarı ve Ankara dan gelen bürokratları da şaşırdı olanlara..

Türk Halk Müziği sanatçıları üzgün ayrıldılar Yozgat’tan.

Kemal Beyin ve Nida Tüfekçinin yakınları da buruktu.

Yozgat ve ilçelerinde düzenlenen irili ufaklı törenleri kaçırmayan hatta Montofon ineklerin dağıtımı için Ankara’dan Sorguna koşan Vekillerin iki anlamlı töreni boykot etmeleri Yozgat’ta adeta şok etkisi yarattı.

Olmadı beyler olmadı ama hiç olmadı.

Ne diyeyim. Daha başka şeyler söylemeye dilim varmıyor.

“ Bu şehirde daha neler yaşayacağız” demekten başka ne diyelim?

BAŞINIZ SAĞOLSUN

Yozgat eşrafından, değerli hemşehrimiz sayın Aykut Cengiz Engin’in babası, sevgili dostumuz Ruhi Bacanlı’nın kayınpederi emekli memur muhterem insan H.Mehmet Engin’i geçen hafta kaybettik…

Yozgat bir beyefendisini daha yitirdi. Geçen zaman içerisinde saygı ile yadedeceğimiz ve sevgi ile anımsayacağımız Yozgat’lı büyüklerimizi ve dostlarımızı kaybetmenin acısı üzüntülerimizi daha derinleştiriyor.

Engin ve Bacanlı ailesinin üzüntülerini paylaşıyor, sabırlar diliyorum. Merhuma da yüce Allah’tan rahmet.

Tekrar Başınız sağ olsun…

BAYAR'IN ANILARI

Gazetecilik mesleğimin sayılı ustalarından,sevgili dostum Sezai BAYAR anılarını nihayet yayınlamış…

Kitabının adı: “Yaşadıklarım-Yazmadıklarım”

Üstad gazeteci Sezai BAYAR meslek anılarını bu kitapta toplamış..

HÜRRİYET gazetesinin ve HÜRRİYET haber Ajansının unutulmaz ismi Sezai BAYAR kitabında ilginç anılarını sıralarken Demirel 12 Eylül, Özal, Ecevit, Erbakan ve Türkeş’le ilgili yaşadığı olayları o kendine özgü kıvrak kalemiyle sayfalara dökmüş. Geçte olsa isabetli bir iş yapmış. Geçmişin karanlarında kalan çoğu olayları aydınlattığı için kendisine teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer meslektaşım sayın Sezai BAYAR’ın 45 yıl boyunca yaşadıklarını yansıttığı 218 sayfalık kitap bir solukta okunup bitirecek kadar akıcı bir üslubun ürünü…

Kalemine ve diline sağlık…

Bayar’ın DUMAN Yayınları arasında yer alan “Yaşadıklarım-Yazmadıklardım” Kitabını size de tavsiye ediyorum.

BİR DİPNOT

Esas suçlu ŞEYTAN’dır.

Ama gücümüz ŞEYTAN’a yetmez

Onun için hep

MELEK’lerde

suç ararız.

N.Abbas SAYAR

Tarih : 05.10.2005

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
11- EYLÜLÜN YILDÖNÜMÜNDE İRMA KASIRGASI
Bilmiyor k; yeryüzü her canlıya yetecek şekilde yaratıldı. Bilmiyorlar ki; her canlının rızkını, onu Yaradan verir. Bilmiyorlar ki; kimse kimsenin rızkını yiyemez. Bilmiyorlar ki; kimse bu dünyada ebedi yaşamayacak ve ölümü tadacak...
Aslında bunların bir kısmını biliyorlar fakat inanamıyorlar. Müslüman olma şerefine erişemedikleri için Müslümanların kanını akıtıp, canını alıp şerefsizliklerini yüceltmeye çalışıyorlar. Bu firavun takımı dünya aleminin tanrısı olma,kırarak kırdırarak kendi cennetini kendine kurma derdinde. Farkındalar da bunun, başka cennet onlar için yok!

Hani (Onların inancına göre)inanıyorlar ya; "İsa'nın babası Allah, Anaları Meryem". Bunlar isa'yla Meryem'in çocukları. Meryem den önceki insanların babası kim se? ( Tövbe, Tövbe)
Hey şaşkınlar neden babanızın evlatlarını katlediyorsunuz. İsa'yı yaradan yaratmadı mı bunca insanı!.Babanız size bunun hesabını sormayacak mı?
Sizin Babanızı tanımam ama biz Müslümanların, Yoktan Var eden, ol deyip İsa yı Musa'yı var eden tek Yaratıcı Yüce Rabbim size soracak. Bakın ne diyor Yüce Allah ın Ayetleri.

"İnsanlardan kimi de Allah'tan başka şeyleri O'na eş tutuyorlar da onları, Allah'ı sever gibi seviyorlar. Oysa iman edenlerin Allah sevgisi daha kuvvetlidir. O zulmedenler, azabı görecekleri zaman bütün kuvvetin Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın azabının gerçekten çok şiddetli bulunduğunu keşke anlasalardı."

Tıpkı Firavun'un izinden gidenlerle onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rabblerinin âyetlerini yalanladılar. Biz de onları günahları yüzünden helâk ettik. Firavun ile arkasından gidenleri suda boğduk. Hepsi de zalim idiler.

O günün firavunu bu günün Amerika'sı, Rusya'sı, Çin'i,İsraili... Bunlar saymakla bitmeyecek Firavunlar. Biz Müslümanların bunlara karşı yapacağı tek şey, iman ve ihlas içinde Allah için birlik beraberlik ile dayanışma kurmak. Fakat firavunlara yandaşlık yapan firavun yanlısı kendi halkını ülkesinden sürgün etti. O makamda oturarak çocukların denizde boğulup, bombalar altında ölmesini seyretmek liderlik sayılıyor. Allah Yar ve yardımcımız olsun. Bu zulmü yaşatanlara zulmünü yaşatsın, sularda boğsun.

Saygılar Hürmetler
SUZAN -- 24.09.2017 00:45
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Sayın Kiracı; Uzun zamandır gazetenizi takip edemiyordum. Bu hafta zamanımı gazetenizdeki kaçırdığım yazılarınıza ayırmak istedim. Gördüm ki yazmayanlar yazmamakta direniyor, yazanlardan Allah razı olsun kalemlerinin döndüğünce, gönül gözleri gördüğünce yazmaya devam ediyorlar.

Ne yazık ki dünyamızda kimse mutlu değil. Ölenler Hakka kavuşuyor. Yaşayanlar özünü, sözünü, ruhunu,kültürünü kaybediyor. Bu döngünün ne tarafından bakarsanız bakın yok etme, yok ettirme söz konusu.

Yozgat ın dışında yaşayan gurbetçiler her ne kadar uzun zamandır uzaklarda yaşamış olsalar da kan bağı, can ağı,toprak dağı, özlüyor sılayı, çekemiyorlar kulağı. Bu bakımdan sıla özlemi çekenler için zahmet buyurup olanı biteni yazmışsınız. Bir kaç gün önce Sayın Çapanoğlunun bir paylaşımına aynı özlemleri dile getiren bir yorum bırakmıştım. Yazdıklarımın sadece sizin yazınızla örtüşen kısmını tekrar eklemek istiyorum.

"İnsanların yaşam şekillerinin, yaşam alanındaki ortamın nasıl yapay bir hale getirildiğini, nasıl sunnileştirildiğini, ruhsuzlaştırdıklarını görmek insana ölümden daha acı geliyor. İnsan oğlu yaşadığını sanıyor oysa özünden, kültüründen, geçmişinden koptuğu an, bunları yok ettiği zaman kendi kendini yok ediyor. Nerede benim Yozgat'ı mın konakları? Nerede salkım söğütlü dereleri? Sıra söğüt deresindeki söğütler,bu adı taşıyan Sırasöğüt mahallesi nerede? Nerede bahar yağmurlarına boyun büken taş köprüler? Ökçeli ayakkabıların ökçesiyle ritm tutan hastahane caddesindeki taş kaldırımlar? Maalesef öldürüldüler... Onlarla beraber o memleketin geleceği de öldü. Soruyorlar her gidene cevap veremiyor. Belkide o mezarlıkta yaşamamak için bunca göç cevabını bilemiyor." Demiştim.

Galiba daha fazla şeyler kaybetmişiz. Yozgat'ın yerli halkını kaybetmesi, gençliğini kaybetmesi, en önemlisi yüzde bir orandaki yerli halkın bir birini kaybetmesi, bir birini kaybeden bu halkın öz değerlerini, gelenek göreneklerini, misafirperverliğini, sıcak kanlılığını, vefa duygusunu, kadirşinaslığını, koruyucu- gözetleyici oluşunu kaybetmesi. Hangi birine üzülelim ki. Biz gurbettekiler zannediyoruz ki sılamız bıraktığımız gibi duruyor. Oysa sıla gurbetten beter olmuş. Keşke Yozgat ın yerlisi köylüsüne sahip çıksaydı, değer verseydi, köylüsü huzura erseydi topraklarını ekip biçseydi. Yozgat ın yerlileri kendilerini hep farklı görüp, köyden gelenleri sürekli irdelediler. Köyden gelenlerin çocukları okuyunca soylu aile kompleksleri kendilerini dışarı sürükledi. Bu sefer büyük şehirli aile olma çabasına düştüler. Yükünü tutan, Yozgat ı sömüren evlatlarının geleceğini bahane edip göç yoluna düştü. Gitmek istemeyen, memleketim diye kahrına katlanın kuyusu kazıldı. Devlet dairelerinde dışarıdan gelen mevki makam sahibi oldu, Yozgat ın kendi halkı başka yerlerde yükselme çabasına yollara düştü.

Sayın kiracı, yazılacak, anlatılacak öyle çok şey var ki.Kimisi öldü, kimisi göçtü. Açtık mı kutuyu, anlatacağız kötüyü. En iyisi kalsın. Kimseye kalmadı bu devran. Ben ben diyerek ettiler viran.

Selam ve saygılarımla. SUZAN
.......................................
Suzan hanım;
Evet,Yozgata dair geçmişden bugüne yazılacak ve anlatılacak çok şey var.
Ben öyle tahmin ediyorum ki;sizin de Yozgata dair birbirinden güzel hatıralarınız,değerlendirmeleriniz ve yazacak çok şeyleriniz var.
Okurlarımızda bunun farkında..İnanın az değil çok sayıda okurumuz sizi de okumak istiyor.
Aslında Yozgata dair yazmanın ve konuşmanın artık bir faydası yok.
Yok ama Yozgata karşı sorumluluk duyan Yozgatlılık şuurundaki Yozgat sevdalısı insanların Yozgata dair gözlemlerini,bildiklerini,kayda değer anılarını Yozgat tarihine not düşmek adına önemli bir ödevinin bulunduğunu düşünüyorum.
Gelecekte Yozgatın yazgısını,geçmişini ve geleceğini irdeleyecek insanlara projeksiyon olabilmek için Yozgata dair tüm izlenimlerimizi yazmamız gerekmekte..
Yozgat insanına yıllarca yazılı basınla, 10 yıldanberi de internet gazetesiyle ticari amaç gütmeden ve karşılık beklemeden 43 yıldır hizmet veren bu gazetede Yozgatı gerçekten seven, Yozgat düşünürü, özverili ve değerli yazarlarımızın arasında sizi de görmek dileğimizi sevgili okurlarım adına tekrarlıyorum.
Bu konuyu görüşmek üzere..
Selam ve en iyi dileklerimle..
Osman Hakan KİRACI
0 555 969 79 80

SUZAN -- 10.09.2017 22:52
Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Hakan bey Yozgatın bugünkü durumu bundan daha güzel anlatılamaz.Kaleminize ve yüreğinize sağlık.Okurlarınız olarak bz sizden arasıra değil,devamlı yazmanızı bekliyoruz.Saygılar.
Funda -- 31.08.2017 22:03
Köprüden önce son çıkış yolu
SAYIN O. HAKAN KİRACI BU KONULARI YILLARDIR DEFALARCA DİLE GETİRDİNİZ BİZLERDE SEVE SEVE BİRAZDA ÜZÜLEREK OKUYORUZ; AMA MAALESEF YETKİLİ MAKAMLARDAN BİR SES GELMİYOR. ÜLKEMİZİ ON BEŞ SENEDİR YÖNETEN İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BAŞKANLARI VE YİNE İKTİDAR PARTİSİNİN İL VE İLÇE BELEDİYE BAŞKANLARI BU ŞEHRİN OYLARI İLE B.M.MECLİSİN DE TEMSİL HAKKINA SAHİP KİMSELER SÖZCÜ HEYETLER KOMİSYONLAR OLUŞTURUP BAŞBAKAN VEYA CUMHURBAŞKANINDAN YOZGAT' IN SORUNLARI İLE İLGİLİ GÖRÜŞME TALEP ETİLERDE GERİ Mİ ÇEVRİLDİLER KABUL MÜ EDİLMEDİLER? BİR SÖZ VARDIR AĞLAMAYAN ÇOCUĞA MEME VERMEZLER DERTLERİMİZİ SORUNLARIMIZI ANLATMA YOLLARINI MAALESEF BECEREMİYORUZ. RAHMETLİ ESKİ BELEDİYE BAŞKANI SALİM KORKMAZ GİBİ TUTTUĞUNU KOPARABİLEN KOPARANA KADAR DA PEŞİNİ BIRAKMAYAN BAŞKANLARA BU ŞEHRİN İHTİYACI VAR. HİZMET, DESTEK VE MADDİYATLA OLUR; BİZLERİ TEMSİL HAKKINA SAHİP OLAN KİMSELER GAYRET VE ÇABALARI YETERSİZ GELMEKTEDİR DEVLETTEN HİZMET BEKLİYORSAK, BU TEMSİLCİLERİMİZİN GAYRETLERİ İLE OLACAĞI KANISINDAYIM.SELAM VE SAYGILAR
ali-sahingoz@hotmail.com -- 3.02.2017 12:21:
Köprüden önce son çıkış yolu
Sayın Osman Hakan KİRACI bey kardeşim,
Senelerdir bu gazetede yazılarınızı,görüş ve önerilerinizi büyük bir dikkatle ve zevkle tokip etmekteyim.Yozgat için gayretleriniz,düşünceleriniz takdire şayandır.Kuşkusuz görüş ve öneriler çok önemlidir ama ondan da önemli olan bu görüş ve önerilerin yetkililerce dikkate alınmasıdır sanırım.
Anadolu nun sahipsiz görünen bu mazisi kahramanlıklarla dolu,insanları vatan,millet,bayrak ve Cumhuriyet sevdalısı bu diyarın kaderi midir geri bırakılması? Bu vatan savunmasında tarihte olduğu gibi özellikle son otuz iki yıl pkk denilen zalim,kalleş,insanlıktan nasibini almamış terör örgütene karşı verilen amansız mücadelede hep Yozgat lı daima en önde olmuş ve sayısız şehitler vermiştir.(Diğer illerde ki şehitlerimize saygımız sonzuzdur)
Vergisini zamanında veren,vatanına,milletine,Bayrağına daima sahip çıkan,Devleti ile hiçbir zaman sorunlu olmayan Yozgat insanımızın nasibine işsizlik,fukaralık,geri bıraktırılmış lık düşmemeli!Ne oldu da son yıllarda bütün doğumlara rağmen Yozgat ımızın nüfusu 240.000 geriledi.Bu tarihin akışına aykırıdır.
Senelerdir bizler hamasi nutuklarla avutulduk,hep sırtımız sıvazlandı ama yatırıma,eğitime,güvenliğe,istihtama gelince hiç akallara gelmedik.Aklın yolu birdir.Nüfus ve beyin göçünün önlenmesi için eğitim ve istihdam başta gelen koşuldur.Siyasilerin bizi sevdiğini söylüyorsunuz seven sevdiğini belli etmelidir.yiğidim,aslanım gibi sözlerle nutuklarla Yozgat lı sevilmemeli.Yozgat lı iş,evine götürecek ekmek-aş,kaliteli eğitim,ve sağlık hizmetleri istiyor.(Yozgat Hastanesi ayrı bi konu ve dert dışı sizi içi bizi yakıyor)
Öncelikle bu yörede hangi fabrikalar kurulabilir,turizme canlılık getirecek yörelerin tespiti,eğitim ve sağlık hizmetlerinin kaliteli ve adil bir şekilde değişik ilçe ve beldelere yayılması gibi konular ele alınmalı.Tarım arazilerinin sulanabilirliği dikkate alındığında salça,cips,un,şeker,bira-şaraf gibi fabrikalar acilen hizmete sunulmalı.Barajlarımızın olduğu yerlerde su ürünleri kooperatifleri kurulmalı,dentlenmeli moder şekilde balıkçılık geliştirilmeli.Bu baraj çevreleri turizm bölgeleri olarak ilan edilmeli insanların yiyip içmeleri,gezip dinlenmeleri için sosyal tesisler kurulmalı.Gençlerimizin gelişmesi için spor alanları acilen modern bir şekilde faaliyete geçirilmeli.Üniversiteye bağlı vakülte ve yüksek okulların sayısı artırılarak değişik ilçe ve beldelerde hizmet vermeleri sağlanmalı.Yozgat ta kazananların Yozgat tan kaçmamaları için teşvikler verilmeli,yeni yeni yatırım yapmaları için özendirilmelidir.Belediyeler bu güzelim beldemizi çevre düzenlemesi veb.gibi hizmetleri ile yaşanabilir bil il haline getirmeleri gerekir.Yöneticilerimizin Halktan kopuk olmamaları,sadece seçimden seçime hamasi nutuklarla bizleri avutmalarına son verip içimizden biri gibi olmalıdırlar.Kısır çekişmeler değil somut hizmetlerde,SEVGİDE,BARIŞTA,KARDEŞLİKTE Ortak değerlerde buluşmak dileği ile tüm YOZGAT ve İNSAN sevdalılarına selam olsun.
Ahmet -- 16.01.2017 11:13
Yozgat’ta göç ön-le-ne-mez
sayın osman hakan kıracı bey efendi hiç kendinizi yormayın Yozgat tercihini çoktan yapmış bulunuyor.Bunca yıldır yazıp
çiziyorsunuz pek bir şey değişmiyor çünkü okuma alışkanlığı ve analiz yeteneğimizi kaybettik yalnızca duyduklarımıza veye bize anlatılanlara ınanır olduk onun için çag atlayan yozgatta göçün olması normal pek şaşırmamak gerekir.
hasan baycan -- 26.09.2016 17:22
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Tüm hemşehrilerime Günaydın demek istiyorum.
Ama hakikaten artık Yozgata ve Yozgatlıya bundan böyle aydınlık günler olmalı.Askeri Birliklerden Mamak'ta olanını Çankırıya sevk edecekler. Bu gerçekten Yozgat için büyük bir kayıp, Diğer birlikleri (Topçu Alayı Polatlı,Zırhlı Birlikler Etimesgut) İNŞAALLAH kaybetmeyiz.
Bu konunun önemini hala kavrayamayan değerli Yozgatlılar,
biraraya gelerek, Başta Valimiz,Bld.Başkanımız olmak üzere,Yozgat yerelindeki gazeteler ve STK'lar aracılığıyla askeri birlik isteği talebimizi Ankara'ya duyuracak şekilde haykırmalıyız.Sayın BOZDAĞ sizinde bu konuda desteğiniz YOZGAT için çok önemli.15 Temmuz 2016 TBMM'de biz sizin gerçek yüzünüzü gördük Meclisin o gece en delikanlı en yiğit ferdi sizdiniz.memleket sevdanızın meşalesini artık Yozgattanda yakmak zamanı geldi.

Osman Hakan KİRACI ağabeyimiz, lütfen lobi oluşturalım. TREN KAÇIYOR.
süleyman erdem -- 22.08.2016 09:27
YENİ VALİ’NİN KAYDA DEĞER SÖZLERİ
Öncelikle 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımızdan dolayı siyasi görüşü,hayata bakış açısı farklı tüm kardeşlerimizin demokrasi ve vatan sözkonusu olursa,duruşlarının ne olduğunu tüm dünyaya nasıl ispatladıklarını övünçle ve gururla gördük.NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE diyorum.Bu ülkede hala 19.YY kafasında yaşayan ve yaşatmaya çalışan çağdaşlıktan uzak beyinler maalesefki bulunmaktadırlar.Bu insanlara ancak "ALLAH Islah etsin" temennisinde bulunabiliyorum.Bu vatan Türkiye'de yaşayan kendini TÜRK gibi hisseden herkesindir.
Vatanımız Hiçbir zümrenin,hiçbir çoğunluğun,hiçbir rengin,hiçbir meslek grubunun,hiçbir dünya görüşünün olmamalıdır ve elbettede olmayacaktır.
Yozgat konusuna gelince, aslında bir fırsat doğdu diye düşünüyorum.Hükümetimizin vermiş olduğu kararlar neticesinde taşınması öngörülen askeri birliklerden en az bir tanesi Yozgat'a sevk edilerek,Yozgatta faaliyetine devam ettirilebilir.Bu konuda önce Sayın Bozdağ ve milletvekillerimiz sonra valimiz bld.başkanımız ve STK'lar lobi yapmalıdırlar.Gün birleşme,kenetlenme günü'dür.Unutmayalımki dünya coğrafyasında başka Yozgat'da yoktur.Başka TÜRKİYE'de bulunmamaktadır.Saygılarımla
süleyman erdem -- 10.08.2016 10:30
Yozgat’ta göçü önleyecek sürpriz fırsat
yazılması gereken herşeyi gayet güzel yazmışsınız.dana faza söze hacet yok.Yozgatta göçü önlemenin yolu bu.iktidarın bakanı ve temsilcileri gereğini yaparsa yozgat göç derdinden kurtulur.yoksa yozgatın yokoluşunu hep beraber seydereceğiz..
Kamil -- 07.08.2016 13:45
CUMHURBAŞKANININ ‘YOZGAT’ ZİYARETİ
sayın yorumcular sizlerin yorumlarını okuyunca Yozgat,ta işsizlik var, yoksulluk var, göç var. bunların olmadığı bir yerde mutsuzluk aramanın kime ne faydası var onun için enseyi karartmaya gerek yok insanlar ve ülkeler layık olduğu gibi yaşamalıdırlar. nitekim bu olums

uzluklara tepki vermiyorsa insanlar bu durumdan memnun olduğu içindir.
hasan baycan -- 23.06.2016 16:16
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00